Ne olmuş ki gözaltına alındıysa

Ülkemiz tüm dünyanın gözü önünde, herkesin çok ciddi bir operasyona girişti. Bu mücadeleyi desteklemeyenler bile haklılığımızı kabul etmek durumunda kalıyor. Tüm dünyanın aslında etkili bir şekilde ses çıkaramamasının asıl nedeni de bu.

Çünkü Barış Pınarı Harekatı’nın asıl gerekçesi ülkenin kalıcı olarak huzura kavuşturulması. Yönetim zafiyetini fırsat bilen terör odakları kalıcı bir yapılanma içine girmeye çalışıyor.

Bu durum elbette bek çok ülkeyi rahatsız ediyor ama o kadar haklıyız ki…

Tüm dünyanın Türkiye’den isteyecekleri sınırlı. Çünkü biz sonuna kadar tahammül ettik. Sonuna kadar sabrettik. İyi niyetse kullandık ve sonunda onu da tükettik.

Şimdi kalkmış operasyon düzenleniyor.

Sen de kalkmış güya bir siyasi partinin il başkanlığını yapıyorsun. Kalkmış devletin tüm dünya nazarında haklı olduğu kabul edilmiş bir adımına laf ediyorsun.

Hem de nereden?

“Vatan millet” denince akla gelen Sakarya’dan…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir harekata kalkıştı. Bunun yanında yer almak görevinizdir. İçinize sinmiyorsa susmak görevinizdir.

Terörle arasına mesafe koyduğunu açıkça ifade edemeyen, hatta ima etmekten bile kaçının partinin il başkanı gözaltına alınmış. Pek çok yerde de bu konu haber olarak değerlendirilmiş. Hatta konunun siyasi olduğu falan da konuşulur muhtemelen…

Kardeşim sen içinde bulunduğun ülkenin güvenlik güçleri (seni de koruyan adamlar) tüm dünyaya ders verir nitelikte bir harekata başlıyor. “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” diyor. Sen kalkmış sosyal medyadan atıp tutuyorsun.

Ben sana yukarıda görevlerini saydım. Ordunun yanında yer almak görevin. Bu ülkenin tüm nimetlerinden yararlanıyorsan bu ülkenin varlığını, birliğini savunmak görevin. Tüm bunları içine sindiremiyorsan susmak görevin…

Sen bunların aksini yaparsan seni gözaltına almakla görevli olanlar da var…

Sen görevini yapmıyorsun diye şimdi onlar da mı görevlerini yapmasınlar?

At etini nereden buluyorsunuz

Bir seyahat esnasında mola verdik. Dinlenme yerine girdiğimizde arkadaşlar kavurma yemeyi önerdi. Benim pek yemekle aram olmadığı için “Ne söylerseniz bana da söyleyin” diyip yer bakmaya başladım.

Arkadaşlardan bir tanesi rengi daha koyu olan kavurmadan yiyor. Diğeri ise daha kırmızı, daha şekilli kesilmiş olandan.

“Ne farkı var yediğinizin” diye sordum. Yemeği diğerine göre daha karmaşık olan “Dur uyandırma. Ben çıkışta söylerim” dedi.

Çıkışta yemeği diğerine göre daha dağınık duran arkadaş hesabı öderken, “At kavurmasının fiyatı farklı mı aynı mı” diye sordu. Kasadaki görevli bir an yutkundu. Sessiz kaldı. Meğerse at eti daha kaslı olduğu için küp küp doğranması daha kolay oluyormuş. Farkında olmadan da müşterilerin pek çoğu at etini tercih ediyormuş.

Aslına bakarsanız başkalarının ne yediği beni pek alakadar etmiyor. Bilerek yedikleri sürece durum beni hiç alakadar etmez. Ama konu masum insanlara sağlıksız şeyler yedirme olunca işin rengi değişiyor.

Hane her ramazan bayramı öncesi tatlıcılar ikaz ediyor ya: “Baklavalara antepfıstığı yerine bezelye konuyor” diye. Ben ondan da rahatsız değilim mesela. Ama adam gibi, “Bizimki antepfıstığı değil. Bezelye” diyip satıldığı sürece.

At eti mi satıyorsunuz, eşek eti mi… Sizin bileceğiniz. İsterseniz domuz eti satın kardeşim. Ama insanların günahını almayın.

Kasaplar Odası Başkanı’nın söylediklerini de bir dinleyin bu arada. O kadar iddialı söylemlere seyirci kalmak mümkün değil. Adam Geyve’deki kesimlerin yüzde sekseninin kaçak olduğunu söylüyor. Aleni suçlamada bulunuyor. Bu ülkede ticaretin kuralı bellidir. İnsanlar sizin para kazanmanız için yaşamıyor. Sizin verdiğiniz hizmetin sağlıklı olduğunu düşündüğü için size para ödüyor.

Devlete de denetimleri yapsın, benim güvenliğimi sağlasın diye sığınıyor. Devlet kasaptan korkarsa vatandaş da eşek eti yer.

Herkes görevini layığı ile yapmazsa ülke de işte bu halde olur. 

YORUM EKLE

banner7

banner6