Neden böylesin dünya?  

Ne zaman, nasıl bir günde, günün hangi saat diliminde ve hangi ruh haliyle, biteceğini bilmiyor olsam da, sessiz, huzurlu, biraz da hüzünlü bir sonbahar akşamında, başlıyorum bu satırlara… Odamda loş bir ışık, kulağımda yürek delen eski bir şarkı, yüreğimde bastıramadığım, daha doğrusu bastırmak istemediğim duygularımla, başlıyorum yine cümlelerle dansıma…  
Bugünkü başlığım, biraz keskin, biraz öfkeli, biraz asi ve biraz isyan kokan bir cümle olabilir. Sanki çok sıkılmış, birçok kez kazık yiyen, yara alan bir yüreğin isyan cümlesi olarak da algılanabilinir. Ve belki gerçekten de öyledir. Ancak başlığı biraz açarsak, içinde her geçen gün eriyen insanlığı da göreceğiz, kirlenen siyaseti de, her insanda hızlı bir şekilde büyüyen egoyu, aynı çatı altındaki komşusuzluğu ve kadın – erkek ilişkisindeki aşksızlığı da göreceğiz, çocuklardaki çocuksuzluğu da…  
Evet bugün dünyaya, “neden böylesin?’’ diye, bir soru soruyorum. Aslında ben bu soruyu dünyaya değil de, dünyanın içinde olan bitene, yaşanan olaylara ve dünyada nefes alan, dünyanın geçici kiracılarına soruyorum. Çünkü benim, bu kiracılar ile ilgili, çok sorum var kafamda. İşitip hiç bir mana veremediğim çok söz, saatler boyunca düşünüp de, bir türlü çözemediğim bir çok nokta, görüp, anlayıp, ama anlamak istemediğim, saçma sapan insan örnekleri var.  
Evet bu ara, ona, buna, şuna, zamansız gelen hüzne, vedaya, huzurlu saatleri bombalayan  öfkeye soruyorum. Yetmiyor, akıl yürek ayrılığına, sabır nefs savaşına, dünden farklı olmayan hayatin, bugün daha zor gelişine soruyorum. Ancak bu da yetmiyor bana. Yirmi yıl önce, bağıra bağıra söylediğim, “bir dünya bırakın. Biz çocuklara, ıslanmış olmasın gözyaşlarıyla.’’ şarkısındaki dünyanın, bugün neden, masum gözyaşlarıyla ıslandığını soruyorum tüm dünya halkına… 
Her insan, her zaman mutlu olamaz hayatta kabul. Her zaman mutlu olan bir insan, mutluluğunun değerini bilmez bu da kabul. Ancak geçen zaman ile birlikte, birçok şey gen değiştirdi hayatımızda. Çocukluk, ufak bir tablet ekranında harap olup gidiyor, komşuluk, “önce o selam versin’’ cümlesi ile zamansız tarih oluyor. Aşk, içi boş bir egoya yenik düşüyor ve en önemlisi, ömür boyu sabır eden yürek, ufak bir öfke anından sonra, acımasız bir şekilde “isyankar’’ damgasını yiyor.  
İşte bu yüzden, bugün, “neden böylesin dünya?’’ diye sordum. Ancak biliyorum ki, yine hiç bir şey değişmeyecek. Ve zamanı gelmeden, ne nefes bitecek, ne de hayat.  

YORUM EKLE

banner22

banner21