Neden şimdi?

   Bilindiği gibi 27 Eylül sabahı, Ermenistan, Azerbaycan’a saldırdı. Bana göre o andan itibaren, Ermenistan-Azerbaycan savaşı başlaması ile beraber, haç ile hilal savaşında da, yeni boyuta geçildi. Artık hiç bir şey, hiç bir şekilde eskisi gibi olmayacak. Rüzgar, zaman zaman hafifler gibi görünse de, hak, batıl karşısında galip gelene kadar, bu rüzgar, bu fırtınalı günler devam edecek.

                Eyvallah, hak ve batıl savaşı, dünyanın son gününe kadar devam edecek. Ve hiç şüphesiz ki; bu savaşın galibi, batıl değil, mutlaka hak olacak. Ama benim anlamadığım, ortada fol yok, yumurta yokken, bırakın fırtınayı, ufak bir yaprağı dahi kıpırdatacak esinti yokken, Ermenistan, Azerbaycan’a ne sebep ile pazar sabahı saldırdı? Haksız hukuksuz bir şekilde, adeta eşkıya gibi bir ülkenin topraklarını işgal eden Ermenistan’a, durduk yere, Azerbaycan’a saldırma cesaretini kim verdi? Ve neden şimdi?

                Ermenistan’ın, bu saldırısının hedefinde, sadece Azerbaycan değil, hedefin ikinci bir ayağı da, Azerbaycan’ın öz kardeşi Türkiye’dir. Zira yükselen ülkemizi, durdurmak için, her yolu deniyor, deneyecekler. Ama bu saatten sonra, dünya üzerinde, susan bir Türkiye olmayacak. Haksızlığa göz yuman, mazlumun sesini duymayan ve her şeye ‘’peki’’ diyen bir Türkiye olmayacak. Hele hele, 1945 yılında, ermeni zulmeden kaçıp, Türkiye’ye sığınan, Azerbaycan kardeşlerine sırtını dönen bir Türkiye, inşallah bir daha olmayacak.

Azerbaycan’lı şairin, şiirinde okudum ve çok duygulandım. Diyor ki şiir;

Boraltan köprüsü şiiri (ağıt)

Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,

Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.

Karası, karası, merhamet fukarası

Karası, karası, merhamet fukarası,

Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni

Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine

Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.

Türk; o Altayların dünkü eri mi?

Yolunda can koydum, verdim serimi

Düştüğü ağlardan kurtulsun diye

Serdim ayağına doğma yerimi

Kardeş armağanı, dökülen kanlar

Bana mükafat mı giden kurbanlar?

Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz

Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz

Dilim dili, yolum yolu, emel bir

Alnımın yazısı, karadır kara

Karadan bir mendil yolladım yara

Yol uzun, el uzak, yetişmez eller

Türklüğün kanayan kalbini sara

Felek kıymış beslenen bu dileğe

Lanet Türk’ü hançerleyen bileğe.

Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim

Günah mı Türklüğe gönül verdiğim

Rusların açtığı yaradan derin

Anayurtta öz kardaştan gördüğüm

Seslenseydim, ses çıkardı her taştan

Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.

Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan

Ne bilem, kahpelik varmış soyunda

Girdiğim öz yurttan döndürülürken

Kanımın aktığı sınır boyunda

Aça lalelerden bir çelenk örsem,

Türklük dünyasına armağan versem.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hür ADAM
Hür ADAM - 4 hafta Önce

Kalemine sağlık kardeşim

Ayşe
Ayşe - 4 hafta Önce

İnşaAllah dediğiniz gibi olur. Can Azerbaycan bayrağını Karabağ'da dlgalanırken görürüz.

Enver ARSLAN
Enver ARSLAN - 3 hafta Önce

Elinize emeğinize sağlık teşekkürler...

Engin Sofu
Engin Sofu - 3 hafta Önce

Bu şiirde anlatılan sorundan hiç bir haberin olmadığın belli.
Böyle bir günde bu şiiri paylaşmazdın yoksa.
Karabağda yalnız bırakılan, Azerbaycana gelince çingene muamelesi gören insanlardan biri yazmış bu mısraları.