Neden Türkiye?

Bu soruyu, hiç uzun uzun düşündük mü? Neden özümüzü unuttuğumuzu, bize, bu ‘’unutma’’ hapını kimin, ne zaman, ne şekilde verdiğini, asıl tarihimize, neden düşman edildiğimizi ve tüm dünya Türkiye’ye aşık iken, bizim batıya, ne sebep ile aşık edildiğimizi, düşündük mü hiç? Eski sayfaları karıştırdıkça, yakın tarihi araştırıp, okudukça ve o yıllardaki insanları, insanların, hal ve hareketlerini, o yıllarda dillerden düşen cümleleri düşündükçe, uyutulduğumuzu çok daha net görüyorum. 
Daha önce de yazdığım ve ara ara yazacağım gibi, bir güç, bizi, ‘’biz’’den çalmış. Göremediğimiz, ya da görmek istemediğimiz bir güç, inancımızı, değerlerimizi, bizi özel kılan adetlerimizi çalmış. O güç, ‘’azıcık aşım, kaygısız başım’’ dedi ve ilk önce, ‘’büyük aile’’ kavramını çaldı bizden. O güç, “önemli olan aşk. İmza olsa da olur, olmasa da’’ deyip, evlilik değerini aldı elimizden. O güç, 1 + 1 beton yığınları üretip, buzdan çok daha soğuk, bir yalnızca getirdi bize.
O güç, hiç bir zaman yorulmadı, hiç bir zaman pes etmedi, hedefe koşmaktan hiç bir zaman vazgeçmedi. O güç, bizi, kendine benzetmeye, her zaman bizi, öze düşman etmeye, bizi, batıya döndürüp, örfe, geleneğe ve hatta dine bile, yabancı kılmaya çalıştı, çabaladı. Evet, o güç, hiç bir zaman, hiç bir şekilde susmadı işte. ‘’oruç, tercih meselesi’’ deyip, Ramazan’ı, ‘’bayram bahane, tatil şahane’’ diyip, bayramlarda kucaklaşmayı bile, aldı bizden.
Kimse alınmasın, kimse de itiraz etmesin. Biz, adı İslam ülkesi olsa da, özü İslam’dan çok uzak, İslam’ın ne dediğini bilmeyen bir yaşıyorduk, yaşıyoruz. Kabul, öze döndüğümüz noktalar, öze göre hareket ettiğimiz yerler ve bütün dünyaya, ‘’biz İslam ülkesinde yaşıyoruz’’ diye, haykırdığımız zamanlar var. Ancak bunlar, yeterli değil. Mesela bizim, sadece sözde değil, özde de gerçek bir İslam ülkesi olmamız lazım. Kur’an-ı okumamız, ne dediğini idrak etmemiz ve ona göre yaşamamız lazım.
Her zaman, hele de son zamanlarda, Amerika’dan nefret edip, Amerika’ya kızıyoruz. İyi de, hiç düşündük mü, Amerika, neden sadece Türkiye’sinin üstüne geliyor? Çünkü Amerika’nın, henüz yenemediği tek İslam ülkesi Türkiye. Ama yukarıda yazdıklarım yüzünden, bahsettim o gizli gücün, genlerimiz ile oynaması sayesinde, Amerika’ya zafer umudu olan da aynı Türkiye. Bunun için, Amerika hiç bir zaman yorulmuyor, hiç bir zaman pes etmiyor ve Türkiye’yi, ‘’ele geçirme’’ hayalinden, hiç bir zaman vazgeçmiyor.
Ne var ki, Amerika başarılı olamadı, olamıyor, Allah’ın izniyle de olamayacak. Fakat, 24 Haziran’a doğru, değişim seçimine giden Türkiye ile birlikte, hadi biz de değişelim artık. Özümüzü hatırlayıp, rotamızı o şekilde çizelim. Dünden ders alıp, yarını o şekilde inşa edelim. Ve artık sadece sözde değil, özde de İslam ülkesi olalım.

YORUM EKLE

banner22

banner21