Nedir yahu bu İstanbul Sözleşmesi?

İlk günden beri hassasiyetle ele alıyorum Kadına Şiddet ve Kadın Cinayetleri konularını ve ne yazık ki işler günden güne sarpa sarıyor, kaleme alıyor olmaktan utandığım gelişmeler yaşanıyor ülkemizde.

Bağlı olduğumuz İstanbul Sözleşmesi etkin uygulanmıyor, kadın cinayetlerine gereken caydırıcı cezalar verilmiyor, diye şikayet ederken, sözleşmeden çekilmemiz gerekiyor diyenlere durumun vahametini anlatmaya çalışır olduk, şaka gibi.

Kadınların en büyük güvencesi, 6284 sayılı yasanın çıkmasını sağlayan İstanbul Sözleşmesi her ne olduysa 1 Temmuz AKP İl Başkanları toplantısında gündem oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çalışıp gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın. Halkın talebi kaldırılması yönündeyse, buna göre bir karar verilsin. Halk ne derse o olur." dedi ve “halk” ayağa kalktı. Bambaşka görüşlerin mensubu olan kadınlar bile konu canları olunca aynı haklı slogan altında birleşti; kimi siyah-beyaz fotoğrafını #İstanbulSözleşmesiYaşatır etiketiyle sosyal medyada paylaşıp tüm dünya ülkelerinin kadınlarını desteğe çağırdı, kimi gösteriler düzenledi #İstanbulSözleşmesiYaşatır, bırakın da yaşayalım diye bağırdı…

Peki ne diyor bu İstanbul Sözleşmesi de kaldırılmak isteniyor?

Sözleşme kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesini ilke ediniyor. Şiddetin çıkmaya cesaret bulamayacağı eşitlikçi bir toplum yaratmanın esas kalıcı çözüm olduğunu söylüyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının ailelere nüfuz etmesini, böylelikle kadının erkekten farklı sayılmadığı bir toplum yaratılmasını öngörüyor.

Tabii böyle bir toplumu yaratmak seneler alacağından, imzacı devletlerin bu şartlar olgunlaşıncaya kadar kadınları etkin, aktif korumasını istiyor. Bir insan cinsel yaradılışı dolayısıyla haksız muamele görüyorsa, kadın olduğu için yaşam hakkı elinden alınabiliyorsa onu devlet olarak kanunlarınla koruyacaksın diyor. (Yani Türkiye için 6284 sayılı kanunu tam ve etkin uygula diyor)

Son olarak da diyor ki, önleyici bir toplum yaratamadın, kadını korumak istedin ama koruyamadın, öyleyse ülkende bir kadın zarar gördüğünde, en azından etkin kovuşturma yap ve caydırıcı ceza sistemi kur ve adaleti bu şekilde sağla.

Yani sözleşme, medeni bir toplum ol diyor, her cinsiyete aynı değeri ver diyor, aile kurumunu baştan yaz diyor, kadını iş dünyasından, sosyal hayattan uzak, eve kapatılmış bir eş yapma, oğlan çocuğuna gerine gerine sünnet düğünü yapıp da kız çocuğun regl olunca utanıp sıkılma, diyor.

Bu yüzden haklı, sözleşmenin "Türk aile yapısına zarar verdiğini" söyleyerek, Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesini isteyenler. Evet, sözleşme daha çağdaş bir aile yapısını öngörüyor çünkü.

Bu yüzden karşı çıkmakta haklı, LGBT ve bazı marjinal gruplar bu sözleşmeyi kendilerine kalkan yapıyor, gelecek kuşakları riske atıyorlar, diyenler. Gelecekte böyle zorba kuşaklar gelmesin, cinsel seçimi farklı olanı, başka hissedeni de aynı yasal güvenceye tabii tutun, insan olana insan haklarını verin, diyor çünkü sözleşme.

Sonuç olarak, zihniyet meselesi, karşı çıkmak da desteklemek de. Kimseyi inandıklarından, korumaya çalıştığı değerlerinden dolayı kınayacak değilim.

Zaten tam da bu sebeple, uluslararası sözleşmeler imzalanırken, kanunlar yaratılırken bir grubun korumaya çalıştığı değerler ve inançları baz alınmaz. İnsan haklarını ön planda tutan, eşitlik ilkesini ve hukukun üstünlüğünü benimsemiş bir devlete yaraşacak zihniyet ile karar alınır.

Tabii hala öyle bir devlet isek…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamide vural
Hamide vural - 2 ay Önce

Sevgili Berna biz kadınlarıilgilendiren böyle değerli bilgileri haklarmızın neler olduğunu Nasıl aramamız bu değerli bilgilerle bizleri aydınlattığınız için size çok teşekkür ederim bu yazıyı okuyuncaya kadar İstanbul sözleşmesinin ne olduğunu bilmiyordum meğer biz kadınları ilgilendiriyormuş yine kara zihniyetler engellemeye çalışacaklar ama başaramayacaklar o çok korktukları kadınlar artık uyanıyor haklarını arıyor arayacaklar sevgilerle

yasminerbas
yasminerbas - 2 ay Önce

berna hanim biz kadinlar cok ama cok yalniziz bizi koruyacak kanunlar cikarsa cok mutlu oluruz