Nerede onlar, bilmem ne demeli

                                                                                                                                                                          

Ülkemizin önemli meselelerinde, vicdan tamburaları ‘tın’ bile etmeyen insanlara karşı yapabileceğimiz tek şey, onları tutumları sebebiyle tel’in etmekten ibarettir.

Sabrımızı aşındıran, fikir yoksunu, aynı zamanda gayrı edebi davranışlarıyla edep çanağımızı kırmaya çalışan, biedeb sahiplerine, artık tahammülümüz kalmadı.

Her yazdıklarıyla ve yayınlarıyla vicdan ve edep anlayışımızı zorlayan, gönül kalıplarımızın kemalâtına karşı çıkan ve muhtevasız açıklamalarda bulunan, kafaları yozlaştıran, fikir yoksunu ve vicdan tahripçisi bu insanlardan el aman diyoruz.

Ufku statikleşen, anlayışı buharlaşan, düşünceleri çoraklaşan, bellekleri nasırlaşan, sadece cebini doldurmak için din-iman dinlemeyen, milli ve manevi alanı çamurlaştıran insanlardan hayır beklenir mi?

Fikri ve zikri olgunluğa gelenlerin, bu akıl almaz davranışları gösterenlere hâlâ iltifat etmesi, aklın alacağı iş midir? Onların ardından sürü gibi gidenlere, acaba ne denmelidir?

Her gün estetik değerlerimizle alay eden bu haramzadelere, bir kerecik olsun tavır konamaz mı? Bunlar gibiler bir kerecik olsun lanetlenemez mi? Bir kerecik olsun önlerine çıkılamaz mı? Bir kerecik olsun doğrular yüzlerine haykırılamaz mı? Bir kerecik olsun, bunca tahribatlarına rağmen, yüzlerine tükürülemez mi?

Her gün TV programlarında ve gazete köşelerinde, ar-hayâ demeden, kudurmuşçasına salyalarını akıtan bu mahlûklara karşı adam gibi durulamaz mı? Bu namus cellâtlarının yüzlerinden, bir kere peçeleri çıkartılamaz mı? Yaptıkları ihanetler açıklanamaz mı?

Şahsiyet yoksunu, iffet mahrumu, insafsız ve arsız bu insanlara karşı, ‘yaptığınız yeter’ diyecek yok mu? Böyle yiğit insanlarımız kalmadı mı? Lafa gelince herkes sıra kapmaya çalışır ama icraata gelince herkes sus-pus olmayı yeğler.

Milleti ayakta tutan tüm temel taşlar yerlerinden sökülüyor, onun yerine müfsit edici her şey ikame ediliyor ama milletimiz bunları maalesef sadece seyrediyor. Çünkü milletimizdeki her türlü heyecan, bu zalimler tarafından yazılarıyla, konuşmalarıyla söküp alınıyor. Geride asude bir ülke değil, viran hale gelmiş bir memleket kalıyor.

•             Nerede millet için feda-i can edenler?

•             Nerede ahlak ve maneviyatı her şeyin üstünde görenler?

•             Nerede ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez’ diyenler?

•             Nerede bayrak için ağıt yakanlar?

•             Nerede şerefi için ölenler, nerede er kişi erler?

•             Nerede ‘vatan bir bütündür’ diyenler?

•             Nerede İstiklal Marşı okunurken gözyaşı dökenler?

•             Nerede ezan sesini ibadet aşkıyla dinleyenler?

•             Nerede o erler, o kahramanlar, o yiğitler, nerede akınlarda şen koşanlar, ‘Allah Allah’ deyip gidenler, nerede Osmanlı’yı ‘Ufukların Efendisi’ yapanlar, nerede din-iman için Çanakkale’de, Dumlupınar’da şahlananlar, Kıbrıs’ta dökülen kanı önlemek için koşanlar, nerede bu memleketin vatanseverleri, nerede vicdanları muazzep olanlar, nerede göğüslerini mermilere siper edenler?

Bu güzel insanlar atlarına binip gittiler. Yeni atılımlara imza atacak olanları milletimiz beklemektedir. Bilmem başka ne demeli? Söz milletindir. 

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.           

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Adapazarı – 03.08.2020

YORUM EKLE