Nerenizle düşünüyorsunuz?

Geçen hafta bugün, bir seminerde tanıştık kendisiyle.

Efe Özçağlar, Konservatuar mezunu genç bir kardeşimiz. O anlattı..

Yıllar önce, büyük Üstat Neşet ERTAŞ’ı misafir etmişler.

Koca Üstat bunlara sormuş;

- Gençler nasıl gidiyor?

- Elimizden geleni yapıyoruz!..

- Elinizden geleni değil, gönlünüzden geleni yapın!

Bir sanat ehline yakışan ne kadar da güzel bir söz…

Aklıma bir Kızılderili hikâyesi geldi.

Yerli Kızılderililere hayatı zehir eden Amerikalı üst düzey bir yetkili, Kızılderili Reis’e sorar;

- Bizden neden nefret ediyorsunuz?

Kızılderili eliyle kafasını işaret ederek:

- Çünkü siz buranızla düşünüyorsunuz!

Şaşırır adam:

- Normal olan da bu değil mi?

- Hayır, der Kızılderili.. Ve elini kalbinin üzerine götürerek; ‘Buranızla düşünmelisiniz!’ der..

Gönül, ne kadar da değerli bir kelime..

Uygulamada öyle midir peki?

1854 yılında, bir Kızılderili reisi olan Seattle tarafından Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na yazılmış bir mektuptan alıntılar yaparak satırlarımıza son verelim:
"Gökyüzünü, toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilirsiniz ya da satarsınız?

Bunu anlamak bizler için çok güç!

Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu..

Beyaz adam, annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar.

O'nun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir!
Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz…

İnsan bir su birikintisinin etrafında toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça, yaşamın ne değeri olur?
Çocuklarınıza, havanın kutsal bir şey olduğunu öğretmeniz gerekir.

Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğdukları gün ilk nefeslerini bunun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı?
Yazar Akın Aydın Bey’in de dediği gibi: “Şu bir tarihi gerçek ki, ABD'ye veya Avrupa'ya elini uzatan elini kaybetti. Toprağını açan toprağını kaybetti. Evini açan evini kaybetti. Namusunu emanet eden namusunu kaybetti. Ekonomisini endeksleyen fakir kaldı. Siyasetinde, onları ölçü alan köle, uşak oldu. Ülkesine davet eden ülkesini kaybetti. Hele kalbini açan kalbini kaybetti.
Biz, bize yeteriz. Onlardan uzak durun, diyorum?”

Siz hiç Amerika’dan Neşet ERTAŞ gibi bir Gönül Ehli çıktığını duydunuz mu?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Cemal muslu
Cemal muslu - 2 hafta Önce

Sevgilisi madde olanın Geleceğinde maneviyat hasret olur ömru boyunca gozleri heep yollarda kalir

Yusuf Ziya KAHRAMAN
Yusuf Ziya KAHRAMAN - 2 hafta Önce

Müsadenizle paylaşıyorum.Üslubunuza sağlık

banner7

banner6