O Paket Hiç Güvenli Değil!

Kamuoyunda İç Güvenlik Paketi olarak bilinen kanun değişiklikleri, adeta baskın yapar gibi apar topar Meclis’ten geçirildi.
Yanında bir de Cumhurbaşkanlığı makamına örtülü ödenek paketi eklendi.
Bu iki değişikliğin de bir anlamı var şüphesiz…
Bir yandan “güvenlik” gibi kimsenin itiraz edemeyeceği bir kavramı öne çıkarıp, arkasından aslında toplumsal haklarımızı, özgürlüklerimizi ve aslında güvenliğimizi riske atan yasal değişikliklere gitmek, diğer yandan da Cumhurbaşkanlığı makamına istihbarat kavramını öne çıkararak örtülü ödenek tahsis etmek bize geleceğimiz hakkında çok şey söylüyor.
Ama önce pakete bir kez daha göz atalım.
Artık vatandaşın üstü veya arabasının her yeri, bir hakim veya savcı kararı olmadan polis tarafından amirinin sözlü emriyle aranabilecek.
Bu aramada vatandaşın üstünü çıkarması bile istenilebilinecek.
Polis, istediği kişiye 'koruma altı' adı altında 'gizli gözaltı' yapabilecek.
Bunun süresi ve sınırı da olmayacak.
Kanunda gözaltı yerine sadece 'koruma altına alır' dendiği için polisin vatandaşı hastaneye götürme zorunluluğu da olmayacak.
Polis, potansiyel şüpheli gördüğü bir kişiyi hakim veya savcı kararına gerek duymadan bulunduğu yerden 'uzaklaştırabilecek.'
Böylece bu kişinin belirli bir yere gitmesine veya girmesine yasak koyabilecek.
Polis, hakim ve savcı kararı olmadan 24 saate kadar, toplumsal olaylarda ise 48 saate kadar vatandaşı gözaltına alabilecek.
Polis ve jandarma istihbarat amaçlı dinleme yaparken dinleme kararını 24 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunması ve hakimin de 24 saat içinde karar verme zorunluluğu, hakimin karar verme süresi açısından 48 saate çıkarıldı.
Böylece hakim kararı olmadan polisin dinleme yapmasının süresi uzatıldı.
Kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi halinde vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Bu durumda valilerin ilan edeceği sokağa çıkma yasağına uymayan 1 yıl hapisle yargılanabilecek.
Yine paketteki maddelere göre; generaller dışında jandarmadaki üst düzey tüm atama ve görevden almalar İçişleri Bakanı tarafından yapılacak.
Böylece İç işleri Bakanı bir ilin jandarma komutanını istediği zaman görevden alıp değiştirebilecek.
Bunun için Jandarma Genel Komutanı'nın uygun görüşü de gerekmeyecek.
Pakette başka değişiklikler de var ama bunların hepsi aslında aynı kapıya çıkıyor.
Yeni dönemim ruhunu yansıtan “saray”ın odalarına sığamayacak kadar farklılık arz eden toplumsal dinamikler, siyasal iktidara karşı gösteri ve yürüyüşlerle protesto geliştirdiği anda, tüm bu eylemler güç kullanılarak bastırılacak.
İstihbarat yetkilerinin sonuna kadar kullanılmasıyla, her türlü muhalif yapı gözetim altında tutulacak.
Birçok sivil ve muhalif gösteri, belki daha organizasyon aşamasında pasifize edilmek istenecek.
Bu başarılamadığında provoke edilecek.
Provokasyon başarılı olursa, bu kez de güvenlik bahanesiyle adeta adı konmamış bir sıkıyönetim rejimi uygulamaya koyulacak.
Anlayacağınız, siyasal iktidar saray siyasetine sıkıştıkça, sarayın güvenliği adına toplumun üzerinde ciddi baskı mekanizmaları kurulacak.
Türkiye gibi toplumsal fay hatları harekete geçtiğinde büyük sarsıntılara yol açabildiği gibi ülkelerde bu tür bir riskin maliyetinin ne kadar ağır olabileceğini geçmiş tecrübelerden biliyoruz.
Lakin geçmişten ders almadığımız için aynı hataları tekrar etmekten ne yazık ki kurtulamıyoruz…

YORUM EKLE