Öküz başlı antiloplar

Belgesellerde aç bir aslanlar gurubu..

Önüne çıkan sürüdeki yabani hayvanlardan birini yakalamak için atağa geçiyor.

Bu atak neticesinde, antilop sürüsünü iyice yoruyor, sonunda iri yarı bir Öküz Başlı Antilobu boğazından yakalıyorlar.

O aslanlardan biri, bu avı hiç de kaçırmak niyetinde değil.

Bizim antilop başlıyor aslanı sürüklemeye.

Aslanı, ayaklarının arasında uzunca bir vakit sürüklerken, adeta üzerine basmamaya özen gösteriyor.

Hâlbuki ayaklarından biriyle, aslanın üzerine bir kez bassa, bizim aslan, kuyruğu titretecek, olduğu yerde yığılıp kalacak ve antilop da hayatını kurtarmış olacak.

Bir kaç istisna dışında, sürüdeki Öküz Başlılardan hiç biri de olaya müdahale etmeden öylece seyreder durur.

Sonunda iştahlı bir ziyafetle, şölen sona erer.

Aklıma, Emperyalist devletlerin, tıpkı aslanlar gibi yorup, takatsiz bıraktıkları ve parçalayıp mideye indirdikleri Öküz Başlı Antiloplara benzettiğim yoksul ülkeler gelir.

Öküz Başlıların kodlanışları öyledir.

İtirazımız olamaz.

Kin de tutmaz Öküz Başlılar.

‘Falan tarihte Yağmur Ormanlarının falan coğrafyasında 3- 5 tane yakınımız olan Öküz Başlı Antilobu burada katletmişlerdi!’ diye kayıt da tutmazlar.

İnsanoğlu gibi intikam peşinde de olmazlar.

Dedik ya kodlanışları öyledir.

Yaratanın dünya dengesini koruma formülü böyledir işte.

O denge formülüne müdahale edilirse, işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Geçen Çarşamba günü Karasu Hamle Gazetesi Köşe yazarı, sevgili Birgül Soytürk, tarım ve tarımcılık gibi güzel bir konuya temas etmişti.

Kendisine katılmamak mümkün değil.

En basitinden yerli tohuma verilmesi gereken önemi vurgulaması bile tek başına o yazıyı okunur kılmış.

Detaylar bu işin uzmanlarınca değerlendirilmeli elbette.

Bu görev de idari mekanizmaların başında duranlarındır.

‘Sağlıklı beslenmede doğal tarıma dönülmeli!’ şeklinde yoğun bir söylem ve çalışmalar olduğunu da biliyor ve duyuyoruz.

Hormonlu ve DNA’sı bozuk gıda ve yiyeceklerin, hastalıklara nasıl da davetiye çıkardığı, hemen- hemen her gün medyanın gündeminden düşmüyor.

Bunun haricinde..

DNA’sı bozuk yiyeceklerin kadın ve erkekler üzerinde, kadınlık ve erkeklik hormonlarını nasıl da bozduğuna dair haberleri, basında sizler de görmüşsünüzdür.

Yukarıda, Öküz Başlı Antilopların kaderlerine nasıl da razı bir Profil çizdiklerini ifade etmeye çalıştık.

Onların tarihi, kültürel ve ilmi hiçbir kaydı yok.

Ya insanlar?

İnsanların her şeyi var.

Korona virüs üretip, dünyayı perişan edecek kadar vicdansızlık ve bilgi bile var bizde.

Boğazımıza dişlerini geçiren aslanları, ayaklarımızın arasında taşırken, bir kez olsun üzerlerine basmak aklımıza gelmiyor.

Her ne kadar bizim kodlanmamız öyle olmasa da görünen köy de kılavuz istemiyor.

Bünyeler vitamin açısından ve psikolojik yönden zayıf olunca, hem de insan olmamıza rağmen, dış mihraklı aslanlara benzeyen emperyalist saldırıları alt etmemiz çok zor.

‘Vay benim Öküz Başlı Antiloplarım vay!’ diyerek onlara mı yansam yoksa insanoğluna mı?

Sahi her yol birlikten geçiyordu değil mi?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Altan ayhan
Altan ayhan - 2 hafta Önce

Hocam siz şiir yazin bee..

Ali ÇETİNKAYA
Ali ÇETİNKAYA - 2 hafta Önce

Tebrik ederim Ömer Emecan. harika bir yazı olmuş.Bana Corc ORVEL in "hayvan çiftliği, " bay cones in çiftliği eserini hatırlattı...