One way ticket

Toplumları en iyi kontrol şekli kökten kandırıldığında özgür olduğunu düşünmelerini sağlamaktır. Böylece her şeyin iyi olduğunu veya daha iyisinin olamayacağını zannederler. Daha kötü olanlara bakın, derler ama onları da kötü duruma düşüren onlardır. Parmaklıkları gördüğünüzde hapiste olduğunuzu ancak göremeyince olmadığınızı düşünürsünüz fakat asıl özgürlüğünüz o zaman kısıtlanmıştır. Fark edemezsiniz çünkü sihirli kutu sizi manipüle eder. Bu durumun muhtelif şekilleri olsa da sonuç değişmez: Parmaklıksız kölelik, artık her istediğini yapabilirsin ya da sen öyle zannedersin. Bu durumun sloganı şudur: İstediklerini yap ama onlar benim istediklerim olsun.

İşin aslı hipnotize ediliyoruz, dünyayı kendi çiftlikleri gibi gören şeytan avaneleri tarafından ve insan toplulukların ızdırabının en önemli (belki de tek) nedeni bu. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyor ve bilenler de söylemiyor: Spikerler, öğretmenler, politikacılar, muhtelif toplum önderleri v.s. Çünkü korkuyorlar veya bal tutup parmaklarını yalıyorlar. “…ayetlerimi az bir değere(dünyevi makam ve zenginliklere) satmayın ve yalnız benden korkun.” emrine rağmen yapıyorlar bunu inanlara yol gösteren hatipler.

Herkesin eline bir bilet(one way ticket) verilmiş, bindirildikleri bineklerin(tren, uçak, gemi) onları mutluluk diyarına götürecek mavi bir yolculuk olduğu zannındalar. Her topluluk ayrı bölümlere koyulmuş ve her topluluğa ayrı yalanlar söyleniyor. Peki, sonuç değişiyor mu: Hayır, çünkü hepsi aynı yere çıkıyor. Bu konuda Ada (The Island) filmini izlemenizi öneririm. 

Hâlbuki bizim yolculuğumuz bu dünyadan öte dünyaya olmalıydı ve dünya-sevici olmadan fakat dünyaya sırtımızı dönmeden yapmalıydık bunu. Çünkü dünya, dünya-sevicilere bırakılabilecek kadar değerli değildir.          

Hamiş: Bu yazının içeriği konusunda ‘end of days’ isimli rap şarkıdan esinlenilmiştir.                      Şems-i Tebrizi’den Sufilere

             Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan, çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

Ekmek yapsana

            Un var, su var ve tuz var... peki herkes bunlarla ekmek yapabilir mi?

Hayır, yapamaz çünkü bir de maya lazım. Maya nedir:

1-Maya inançtır, inançlı olacaksın, inancı olan tekeden süt çıkarır.

2-Maya geçmişi bilmek, tanımaktır. Geçmişini bilen gerektiğinde gemilerin karadan yürütebileceğini bilir.

3-Maya ahlaktır. İşleri yaparken çalmamak ve çaldırmamaktır.

4-Maya insaftır. Memura, işçiye, köylüye, emekliye kaynaklardan azami pay verebilmektir.

5- Maya barıştır. Önce kendi halkıyla hangi görüşte olursa olsun (şiddet ve bölücülük yanlıları hariç) sonra komşu ülke ve diğer Müslüman ülkelerle iyi geçinmektir.

6- Maya adalettir. Halkını mezhebine, meşrebine, bölgesine ve tuttuğu partiye göre değil yaptıklarına göre değerlendirmektir. İnsanları toptan suçlu ilan etmemektir.

7-Maya istikrardır. Her zaman doğru bildiği ( tabii doğru referanslardan hareket etmek şartıyla yani kılavuzu karga olmamalıdır) yolda devam etmelidir.

8-Maya hemhal olmaktır. Yönettiği halkın en düşük seviyesinde yaşamaktır, en azından orta halli yaşamaktır.

Not: Mayasız ekmek sert ve katıdır, hazmı da zordur. Bu vasıfta bir ekmeği annen bile yapsa yemezsin de liderin yapınca nasıl yiyorsun? Yoksa sen âşık mı oldun? Hatırlatayım, aşk ancak Hakkadır, yoksa ferasetin ve basiretin kapanır da Hakkı göremezsin...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 2 hafta Önce

Mehmet bey, harika bir yazı. Özellikle maya tarifiniz... Tebrik ve teşekkürler...

Mehmet Tarakçı
Mehmet Tarakçı @Sinan Ulusinan - 2 hafta Önce

Asıl ben teşekkür ederim, ilginize ve anlayışınıza.