Önemli olan kişiler değil sistemlerdir

   Allah’ın Rahmeti ve Bereketi Tüm Halkımızın üzerine olsun.

Derler ki küçük beyinli insanlar kişiler ile, orta beyinli insanlar olaylar ile, büyük beyinli insanlar ise sistemler ile konuşur. Bir insanın kapasitesini anlamak için önce konuşmasına, fikrine ve zikrine bakmak lazım. Kişinin konuşmasından kapasitesini hemen anlarsın. Tabi bu büyük beyinli insanlar için geçerli. Büyük beyini insanlar yâda ilim sahipleri kişinin sorduğu sorulardan soru soranın ilim seviyesini hemen anlarlarmış.

 Bunu bir kıssa ile aydınlatalım. Zamanın evliyalarından somuncu baba lakaplı Hamidüddini Aksarayi hazretleri Bursa’da Yıldırım Beyazıt hanın yaptırdığı Ulu caminin açılışın yapıldığı Cuma günü Cuma hutbesine çıkar. Cuma hutbesinde Fatiha suresinin yedi türlü tefsirini yapar. Birinci tefsiri herkes anlar. İkinci tefsiri biraz ilmi olanlar anlar. Üçüncü tefsiri ilim sahipleri, âlimler anlar. Dördüncü tefsiri sadece Cüneydi bağdadi hazretleri anlar beşinci, altıncı ve yedinci tefsirleri kimse anlayamaz. Sebebi de o tefsiri anlayacak ilim sahibinin olmamasıdır.

Dedik ya herkesin anlama kapasitesi ilmi kadardır. Buğun de aynı durumları yaşıyoruz. Adama diyorsun ki bugünkü başkanlık sistemi doğru bir sistem değil. Bu sistem ile en düzgün insan bile zalim olur. Çünkü tüm yetkilere sahip olan ve denetlenmeyen bir kişi kendini herkesten üstün görür ve yanlışlar yapmaya başlar. Herkes nefis sahibidir ve nefisler hata yapar ve insanları azdırır. Bu sebepten dolayıdır ki herkes denetime tabi tutulmalıdır.

Kuvvetler ayrılığı temel ilkemiz olmalıdır diyorsun, adama sistemden bahsediyorsun, oda kalkmış senin liderin onlar ile niye görüştü, bunlar ile niye oturdu gibi sorular sormaya başlıyor. İşte küçük beyinli olmanın dayanılmaz hafifliği. Bu adama gelde bozuk sistemi anlat. Adamın geleceği yok oluyor o kalkmış iki torba daha fazla kömür nasıl alırım onun hesabını yapıyor.

Kötü sistemlerde iyiler kötülüğe hizmet eder, iyi sistemlerde kötüler dahi iyiliğe hizmet eder. Bu sebepten dolayıdır ki kişilerin peşine körü körüne düşmek doğru bir hareket değildir. Doğrusu iyi bir sistem kurup bu sistemin doğru bir şekilde işlemesini sağlamaktır.

     Örnek verecek olursak; bildiğiniz gibi bugünkü bankalar faiz ile iş yapan İslam’ın iyi görmediği ve sömürü sisteminin en önemli ayaklarından biridir. Kapitalist sistemin olmazsa olmazlarındandır.

   Bir bankanın başına namaz kılan Müslüman bir kişi gelmesiyle banka işlemleri İslam’a göre caiz olmaz. Burada bankayı yönetenin namaz kılması sömürüye engel değildir. Hatta daha da kötüdür. çünkü mütedeyyin kişiler namaz kılan bir müdür var diyerek sömürü sistemine hizmet ederler. Burada önemli olan banka müdürünün namaz kılan bir kişinin gelmesi değildir. Önemli olan bankanın insanları sömürmemesidir. Bankaların bu sömürü sistemini değiştirmedikten sonra başa namaz kılan bir kişi gelse ne olur faizci bir kişi gelse ne olur. Önemli olan sistemdir.

         Bugün de Türkiye’de aynı uygulama var. İktidarda namaz kılan kişiler var ama bozuk kapitalist sömürü sistemi altın çağını yaşıyor. Faiz almış başını gidiyor. Kumar artarak yayılmaya devam ediyor. Zina aldatma ve TV’lerdeki rezillikler devam ediyor. Bu bozuk sistem devam ettikten sonra iktidarda ister namaz kılan kişiler olsun isterse kapitalist sistemi savunan kişiler olsun hiç fark etmez.

Hikâye bu ya; ormancılar ormanda ağaçları katlediyorlarmış. Ağaçlar toplanım bu katliamı nasıl durdururuz diye çare aramaya başlamışlar. Derken bir ağaç bu konuyu bilge ağaca danışalım onun yönlendirmesine göre hareket edelim demiş. Ağaçlar bilge ağaca gitmişler ve durumu anlatmışlar. Bu katliamı nasıl durdururuz diye sormuşlar. Bilge ağaç şöyle geriye yaslanmış ve boşuna uğraşmayın hiç bir şey yapamazsınız demiş. Çünkü o ormancıların ağaçları kestikleri baltaların sapları bizden demiş.

İşte bugünkü iktidardaki arkadaşlarımız sebebiyle, yani namaz kılan mütedeyyin insanlar iktidarda diye cami cemaatinden imamlarına kadar herkes haramlar bulaştılar. Faiz yemeyen kalmadı. İktidar faizleri engelleyeceğine teşvik etti. Hepimizde bu oyuna gelip sıratı müstakimden ayrıldık. Tabi bu tesadüfen meydana gelen bir durum değildi. Ilımlı İslam projesinin bir adımıydı. Planlı ve programlı bir şekilde ifsat planı uygulanıyor. Bu uygulanan ılımlı İslam ve ifsat projesi için inşallah önümüzdeki günlerde bolca yazılar yazacağız.

Allaha emanet olun. Selam ve dua ile.

YORUM EKLE