Önyargılarınızdan öperim

Üniversitede okuduğumuz dönemde bir arkadaşım var. Ateist. Sıklıkla tartışıyoruz. Benim onu Müslüman yapma becerim yok, o da beni ateist yapamaz. Kavgaya varmadan birbirimize yükleniyoruz.

Mezun olduk. Bir kandil günü telefonum çaldı. “Ne yapıyorsun” dedi. “Sana ne! Kandilimi kutlamak için aramış olacak değilsin ya” dedim. “Oruçlu musun” dedi. “Yok” dedim. Coşkulu bir ses tonuyla, “Ben Müslüman oldum. Hem de oruçluyum. Senin olmayacağını tahmin ettiğim için hem kandilini kutlayayım hem de önyargılarından öpeyim diye aradım” dedi.

Hayatımda en fazla mahcup olduğum anlardan biriydi.

O günden sonra kimseye önyargılı olmamaya gayret ettim. Özellikle dini konularda kendimi defalarca sorgular oldum.

Bugün aşure günü. Anlamını anlatacak değilim elbette. Ama önyargılarımızdan sıyrıldığımızda İslam daha iyi anlaşılıyor sanki.

Daha huzurlu yaşanıyor.

Önyargılarından sıyrılıp açın halinden, güçsüzün halinden anlayanların Aşure Günü kutlu olsun. Diğerleri için zaten hoş bir yiyecekten ibaret aşure…

Sakarya bu işi yapar

Sakaryaspor bu sezonun iddialı ekiplerinden biri olacaktır. Bakın bunu bugünden yazıyorum. Sezon sonunda ömrümüz vefa ederse konuşuruz. Sezon başlamadan yaşanan kongre krizinin etkileri çok hızlı atlatılıyor. Bilinçli, sağlam ve kalıcı adımlar atılıyor.

Günü kurtarmak için değil Sakaryaspor’u kurtarmak için projeler üretiliyor. İşin daha güzeli sporun içinden gelen Sakaryalılar taşın altına elini koymuş durumda.

Hani her sene deriz ya “Bu sene o sene” diye. Bence tam da o sloganın geçerli olduğu yerdeyiz.

Dalga dalga

Koronavirüs tedbirleri yeniden sıkılaştırılıyor. Koronavirüs nasıl dalga dalga geldiyse yasaklar da o şekilde geliyor. Önce birkaç il ismi geçiyor. Aralarında Sakarya yok. Sonra ikinci dalga isim açıklanıyor. Oradan da sekiyor. Ama üçüncü dalgada mutlaka Sakarya da yasaklardan nasibini alıyor.

Bundan sonra yasakların etkisi de kapsamı da genişleyebilir.

Eğer hayal edildiği gibi eylül ayı sonuna kadar aşı bulunursa ne ala. Bulunamazsa kış aylarına gireceğiz. Her ne kadar virüsün mutasyona uğradığı iddia edilse de virüsün zayıf olduğu sıcak ayları geride bırakıyor olacağız. Virüsün soğukta daha etkili olduğu bilinen bir gerçek.

Dahası bağışıklık sistemleri yazın daha güçlü oluyor. Zaten genelde can kayıpları mevsim değişimlerinde olur. Bilirsiniz.

Yani virüsün zayıf bağışıklık sistemlerinin güçlü olduğu dönemin sonunda virüsün aşısı bulunursa ne ala…

Yoksa daha çok yasak gelir.

Tesadüfse acı kasti ise ağır

Cuma hutbelerini yazıma konu etmeme bozulan bir kesim olduğunu biliyorum. Ama toplumu birleştirme hedefinde olması gereken Diyanet’in hutbelerini titizlikle hazırlamadığını söylemek mümkün değil.

Yani namaza gelen ciddi bir kitle var. Bu kişilere mesaj verme amacında olan bir kurum hutbeleri rastgele yazıyor olamaz. Bunların üstünde konuşulması ve düşünülmesi gerekiyor.

Hutbeler zaten gündemi takip ediyor. Bu durum da yukarıda yazdığım hali destekliyor.

Pazar günü 30 Ağustos Zafer Bayramı. Bayram ilan edilen bu zaferin ardından bile Mustafa Kemal Atatürk’ü anmama gayretinde olmak çok anlaşılır mı? Bu şekilde hutbe yazmak toplumu birleştirir mi ayrıştırır mı?

Hutbe özetle “Vatan sevgisi imandandır” diyor ama Zafer Bayramı’nın mimarlarından Atatürk’ün adı geçmiyor.

Bu tesadüfse acı, kasti ise ağırdır.

HECATİ: Sana ısındıkça kendimden soğuyorum birader…

YORUM EKLE