Orhan Cami’nin yeniden avlusu oldu

Büyükşehir Belediyesi 2102 yılında, Orhan Cami bahçesinden bir meydan oluşturmaya kalktı.

Tarihi Orhan Cami’nin bahçe duvarları yıkıldı.

Cami bahçesi, yanındaki yollarla birleştirildi.

Zorlama bir ifadeyle de buna Orhan Cami Meydanı dendi.

Ben bu proje ilk açıklandığı andan itibaren karşı çıktım.

Onlarca kez de bunun doğru olmadığını belirten yazı yazdım.

Çünkü Orhan Cami cemaatinden kimi görsem oluşan tablodan rahatsızdı.

Duvarlar kalkınca, çevrede mantar gibi türeyen çay ocakları, Orhan Cami bahçesini çay bahçesi gibi kullanmaya başladılar.

Cemaat camiye giremez oldu.

Yoldan geçilmez hale geldi.

Büyükşehir Belediyesi’nin o dönem ki yönetimi ısrarla meydan projelerine(!) sahip çıktı.

31 Martta yönetim değişti.

23 Temmuz’da ‘Orhan Cami önündeki rezaleti göremediler” başlığıyla bir yazı yazdım.

Birkaç gün içinde Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, Orhan Cami bahçesinde büyük bir temizlik harekatı gerçekleştirdi.

Bahçe tümüyle boşaltıldı.

Çay ocaklarının sandalye ve masaları kaldırıldı.

Dün de itibaren de Orhan Cami’nin bahçesinin çevresi, ahşap saksılarla çevrilerek bir avlu haline getirildi.

Orhan Cami’de devam eden restorasyon çalışmaları tamamlandığında bu yeni avlu düzenlemesiyle güzel bir görüntünün ortaya çıkacağına inanıyorum.

En azından bahçedeki cemaat de, yoldan yürüyen insanlar da rahat edecekler…

Lüleci Sokak güzel olmuş

2000 yılının 15 Ocağında günlük köşe yazısı yazmaya başladım.

O günden bu yana da yazıyorum.

15 Ocak’ta Adapazarı Gazetesi’nde işe başladığımda, gazete Adapazarı Belediyesi’nin önünde bir çadırdaydı.

17 Ağustos depremi sonrası çadırda yayınlarını sürdüren gazetede yönetim değişmiş, ben de Yazı İşleri Müdürü olarak yeni yönetimde yer almıştım.

Dışarıda kar yağıyor, biz o şartlarda gazete hazırlıyorduk.

2 gün sonra, Donatım Fabrikası’nın Nüfus Müdürlüğü tarafından kullanılan lokal binasının bodrum katına taşındık.

Turan Çatalbaş, Cevdet Güngör, Levent Bayrı gibi isimlerle gazeteyi çıkartırken şehrin yeniden yapılanması sürecinde önemli bir rol üstlendik.

Gazetenin şehirde çok önemli bir ağırlığı vardı.

Deprem sonrası Adapazarı şehir merkezi için kültür ve ticaret merkezi gibi yeni bir kimlik planlanmıştı.

Çark Caddesi trafiğe kapatılırken cadde esnafının muhalefetine rağmen biz bu yeniliğe ısrarla sahip çıktık.

Ben o dönemde Çark Caddesi’nin trafiğe kapatılmasının yetmeyeceğini, ısrarla bağlı cadde ve sokakların da yenilenerek merkezde bir büyük ticaret adası oluşturulmasını savundum.

Atatürk Bulvarı ile Bosna Caddesi, Çark Caddesi ile Hal Caddesi arasında kalan alan, imar planlarında ticaret merkezi olarak işlendi…

Yuvam Sokak, Dar Sokak, Saraçlar Sokak, PTT Sokağı, Hal Caddesi zaman içinde yenilendi, ışıklandırıldı.

Daha sonraki yıllarda Barlar Sokağı diye anılan sokak, İtfaiye Caddesi, Kafeler Caddesi ve caddenin kuzeyindeki tüm sokaklar yenilendi.

Bir tek Lüleci Sokak kalmıştı.

Onu da adaylığı döneminde sokak esnafına söz veren Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce yeniletti.

Dün sabah Lüleci Sokağı baştan sona dolaştım.

Gayet güzel olmuş.

Umarım ve sokak sakinleri bu güzelliğin değerini bilirler.

Halk Otobüsü işletmecilerinin büyük mağduriyeti

İlimizde toplu taşıma sisteminde yer alan halk otobüsleri özellikle ilçelere ve köylere yolcu taşımacılığının neredeyse tamamını gerçekleştiriyor.

Bunun yanında Korucuk gibi 25 bin nüfusa sahip bir mahallenin ulaşımı da halk otobüsleriyle sağlanıyor.

Halk otobüsleri 2014 yılından bu yana 65 yaş üstü yolculardan ücret alamıyor.

Bunun karşılığında da otobüs başına ayda bin lira devlet desteği sağlanıyor.

İktidar bu yolla emeklilerin gönlünü almaya çalışıyor.

Ancak bu uygulama halk otobüsü sahiplerinin büyük tepkisine neden oluyor.

Her ay yaklaşık 4-5 bin lira karşılığı serbest kart sahibi yolcu taşıyan halk otobüsü işletmecileri, kendi sırtlarından siyaset yapıldığını iddia ediyorlar.

Aylık mazot masraflarını bile karşılamakta zorlandıklarını anlatıyorlar.

Seçim öncesi karşılaştıkları siyasilerin her seferinde, sorunu çözme sözünü vermelerine rağmen 65 yaş üstü vatandaşların ücretsiz seyahat sıkıntısının devam ettiğine dikkat çekiyorlar.

Şunu söylüyorlar:

Bizim araçlarımızdaki sistem nedeniyle kaç kişinin ücretsiz bindiği belli. Devlet bize  ayda bin lira değil de kaç liralık yolcu taşıdıysak bunun karşılığını versin. Biz de o yolcuları başımızın üstünde taşıyalım.

YORUM EKLE

banner7

banner6