Ortam nasıl yumuşar?

Nasipse bir çocuk tiyatrosu yazacağım.

Bu kapsamda belli bir süredir notlar alıyorum.

Arada bir ilginç bulduğum konuları sizlerle paylaşayım ki, konu ile ilgilenenler de fikirlerini söylesin ve ortaya güzel bir şey çıksın.

Geleceğimizi kuracak ve kurtaracak olanların gençlik olduğunu bildiğimizden, bu yükün altına elimizi sokmak milli bir görevdir, diye düşünüyoruz.

80’li yılların sonu ile 90’lı yılların başında Akçakoca’da 3- 4 arkadaşla kurduğumuz ‘Akçakoca Tiyatrosu!’ gibi bir de tecrübemiz var.

Bu tiyatronun faydalarına kısaca değinerek, konumuzu biraz açalım.

Akçakoca’ya 2 yıllık bir Meslek Yüksek Okulu açılınca işler biraz karıştı.

Gençlerin kızlı- erkekli arkadaşlıklar kurması, yerli gençlerin tahammül edemediği bir boyuta geldi.

Her akşam oranın gençliği ile Üniversiteli gençler arasında çok gergin bir ortamda kavgalar çıkıyor, bilhassa Üniversiteli gençlere epey dayak atılıyordu.

Derken, aylar sonra Ankaralı bir öğrenci bir Pazar günü Bolu’da bıçaklanarak hayatını kaybetti.

Biz de ‘Neler yapalım ki bu ortamı yumuşatalım?’ Sorusundan hareketle bir tiyatro kurarsak yerli gençlerle Üniversiteli gençlerin arasını buluruz, kararını verdik. Sıvadık kolları.

2 ay geçmeden hepsinin kaynaşmasına vesile olduk.

İşin bir boyutu böyle.

İkinci boyutunda Çocuk Tiyatrosu olsun istiyorum.

Bilgilendirici ve eğitici içerikleri olsun Tiyatro oyunlarının.

Sadece çocuklar için değil tabii ki.

Çocuklarla birlikte aile bireyleri de bu kapsamda bilgilendirilsin.

Son günlerde enteresan bir haberle karşı karşıya kalınca, şaşırmadım, desem yalan olur. Uzmanlar neyi tartışıyormuş biliyor musunuz?

Farz edelim evlisiniz ve 1 çocuğunuz var.

Belli bir süre sonra 2. Çocuğunuzun olmasını istemeniz halinde, sadece karı- koca arasında değil de, çocuğun da fikrini alarak karar vermeniz gerekir, diyorlarmış. 

Öyle ya ilk çocuğunuz bakalım bir başka kardeş istiyor mu?

Yeni kardeşin doğması halinde o çocuk bunu kabul edecek mi ya da psikolojisi nasıl etkilenecek ve hatta 2. Çocuk, ‘Ben bu evde istenmiyorum!’ gibi bir ruh haline bürünecek mi?

Bunun karşısında başka bir ekol, ilk çocuğun kabul etmemesi halinde, daha doğmamış bir çocuğa haksızlık yapılmış olacağını savunuyor.

Öyle ya.

İlk şık epey mantıklı geldiydi bana.

İkinci şıkkı da öğrenince arada kaldım.

Şimdi çıkın işin içinden bakalım.

Kararsız kalınca, konuyu toplum nezdinde değerlendirmekte fayda var, diye düşündüm.

Kurulacak bir Çocuk Tiyatrosu bu konuda faydalı olur mu sizce de?

Gelecek günlerimizin daha huzurlu olması için, gençlerin kendileriyle ve toplumla barışık olmasını, dolayısıyla ortamın yumuşamasını dileyenler, ne düşünür bilmem?

Konuya devam edeceğiz.

YORUM EKLE