Özel Harekat Müdürü şehit ediliyorsa

Bir şeyin yakıp yakmadığını bilmek için yakınında olmaya gerek yok. Ateş her düştüğü yeri yakıyor şüphesiz. Hele ki gönle düşüyorsa.

Cumartesi günü ilk görev yeri Kocaali olan ve bu ilçemizden evlenip tatillerinin büyük kısmını Kocaali’de geçiren Özel Harekat Şube Müdürü Tufan Kansuva şehit edildi.

Bir ülkede Özel Harekat Şube Müdürü şehit edilebiliyorsa geride kalanlar şehit edenlerin kökünü kurutmalıdır.

Çünkü şehit edilen kişi yıllarca harcanmış emeğin, ödenmiş bedelin, inanılmaz bir eğitim sürecinin ürünüdür.

Siz bu kişiyi şehit ederseniz size bunun belini ödetirler.

Şehidin cenazesinin Kocaali’ye getirilmesi konusu da ilçede ayrı bir heyecana neden oldu. İnsanlar Şehit Özel Harekat Şube Müdürü Tufan Kansuva’ya son görevlerini yerine getirecek olmanın heyecanını yaşadı.

Ben şahsi olarak kendisini tanımazdım. Ancak sosyal medyadaki ortak arkadaşlarımız sayesinde gün boyu sürekli Şehit ile çekilmiş resimler, O’nunla ilgili hatıralar okudum.

İlk görev yeri olan Kocaali belki de onun ebedi istirahatgahı olacaktı. Olmadı…

Önemli değil. Ancak bir insanın görev yaptığı yerde kendini bu kadar sevdirmesi de çok olay bir şey değil. Hele de emniyet müdürü olarak. Çünkü emniyet müdürü insanların kurallara uyması amacıyla zaman zaman sert kararlar almak durumunda.

O halde bile insanların kendisini sevmesini sağlamış ve Kocaali’nin sorunlu dönemlerinde bile cesurca görev yapmış bir isim Tufan Kansuva…

Cenazenin Ankara’da defnedilmesi kesinleşince Ankara’ya giden bile oldu.

Haliyle duygusal paylaşımlar da yapıldı.

Aklımda kalan en can yakıcı cümle ise, “Kızın sorarsa ‘babam nerede’ diye ona nasıl cevap vereceğiz” şeklinde olan oldu.

Sahi ya…

Sağ salim, güle oynaya yaşıyoruz hayatı.

Keyfimiz yerinde.

Zaman zaman canımız sıkılsa da kısa sürede hayata dönebiliyoruz.

Peki günün herhangi bir vakti. Yemek yerken biz belki çay içerken ya da ne bileyim arkadaşımızla dertleşirken… Bir küçük çocuk çıkagelse. Minnacık bir kız çocuğu. Kıvır kıvır saçları, zeytin gibi gözleri ile… Tufan Kansuva’nın kızı…

“Bir saniye bakar mısınız” dese, “Babamdan haber alamıyorum. Acaba babam nerede” dese…

Ona durumu anlatabilir miyiz?

“Senin baban, bizim çocuklarımız yetim kalmasın diye seni yetim bıraktı” desek mesela…

Diyemeyiz ya…

İçi yanıyor insanın. İçi yanmasa insan olmaz zaten…

Ama daha kararlı olunmalı. Demokrasi, insan hakları falan güzel şeyler de…

Siz babasının katillerine insan hakları adına merhamet ettiğinizi o küçük kıza anlatabildiğiniz gün gelin karşıma…

Size çok insani gelmeyebilir bu söylediğim ama…

O minnacık kız çocuğu ömrünün sonuna kadar “Baba” kelimesinin anlamını acı ile eşdeğer tutacak. O acıyı ne hafifletecekse o yapılmalı.

O miniğin gözünün yaşına bakılmadıysa kimsenin de gözünün yaşına bakılmamalı.

Bu kadar net…

Araçları geri verdik de

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’nin yakın zamanda 80 kiralık aracı geri gönderdiği ile ilgili haberleri okumuşsunuzdur.

Haber yapılırken başlığına “Yüce israfa son verdi” yazılmış. E bu da güzel tabi.

Ama işte… İsrafın bir de ortaya çıkış öyküsü var.

Ekonominin iyi olduğu dönemlerde bazı şeylerin hesap edilmesi gereksiz hale geliyor.

Şartlar iyi olduğunda musluklar açılmaya başlıyor. Çalışanların şartları iyileştiriliyor. Maaş sigorta derken altlarına araba veriliyor. Bazılarına belki şoför de tahsis ediliyor. Bu sayede pek çok kişi de işe alınmış oluyor. Finalde de çark dönmez hale geliyor.

O zaman da aniden tüm muslukların kapatılması gerekiyor.

Çoğunca görev değişikliklerinin ardından bu tip daralmalar kaçınılmaz oluyor.

Aynı durum mesela Karasu Belediyesi’nde de söz konusu. Ferizli Belediyesi’nde de…

Bir önceki dönem kendi partinizden bile olsa yaşanan sıkıntıyı gidermek ve bunu da kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmemek güzel bir davranış şekli.

Ancak kısa süre sonunda yeni gelen isimlerin de varlığa kavuşma ihtimali oluyor.

Kemerler bu kadar sıkılınca kasa bir anda doluyor. Bir anda dolan kasa bir rehavete neden oluyor. Sonra aynı kasa aynı hız ve yöntemle bir kez daha tamtakır kalıyor.

Tüm bu dengesizlikleri gidermenin yolu da aslında babaannemin sözünde saklı: Varken tasarruf edeceksin. Yokken zaten açsın…

YORUM EKLE