Özlem ve Değişim

Neler yer içerler, neler görür, neleri seveler ve ne zorluk çekerler. Şehirde olmak mı, yoksa topraktan ekmeğini çıkartmak mı? Her ilçe merkezinden biraz uzaklaştıkça doğa ile baş başa kalan insanların asıl seçimleri toprak kokan köylerde kalmak mı, yoksa şehirlerdeki kalabalık yaşam mı? Köylerde başlayan yaşamları ve keşifleriyle daha sonra şehir merkezlerine göç eden insanlar. Herkesin güçlü sebepleri var. Bazılarının gitmek bazılarının kalmak için. Şimdi köyleri ziyaret edenler geçmişte beğenmedikleri, sığmadıkları ve zor dedikleri evlere şu anda hasretle, özlemle bakmakta. Bu mevsimde köylerde kış için odun kesip kestikleri odunlar için yer hazırlayan insanlar kışı ne kadar odunla geçireceklerini düşünmekteler. Şehri tercih etselerdi belki sadece dereceyi arttıracaklardı. Oysa sobaya odun atmanın, alevi görmenin en temel yöntemle ısınmanın bütün bunları fiilen yapmanın insana kattığı duygular, güç, hareket sizce zaman kaybı mı, yoksa bir kazanç mı? Sizin de odun alevinden bahsedince kemikleriniz ısınıyor mu? Ekmeğini kendin pişirmenin tadı mesela bir lise öğrencisine ne katar; Empati, üretim kabiliyeti, sağlık, belki okuduğuna anlam katabilir. Gürültüyü seven biri olarak bile her zaman köylere gittiğimde “hata yapıyoruz ve kurtulamıyoruz” diyorum. Çok özlemiyor muyuz o hayatları? Ben küçükken köyler babaanne kokardı. Köydeki tahta ve topraktan evi, tavukları, inekleri olan, ektiği buğdayı ekmeğe dönüştürüp, sağdığı sütle tereyağı yapıp, patika yollardan geçen herkesi, neredeyse tüm köydekileri elleriyle besleyen büyülü kadın babaanne.

Değiştik ama özlüyoruz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erkan ŞAHİN
Erkan ŞAHİN - 2 hafta Önce

Ne yazık ki grinin yeşile galip geldiği bir dönemdeyiz. Özümüzde var olan ama hızlı kentleşme sonucu unutulan köy yaşantısını her gün biraz daha özlemekteyiz. Eli emek kokan babaannelerin yüklenmiş olduğu eğitim misyonundan ve odun alevinin öğrencilere kattığı o muazzam bilgi deryâsından her geçen gün biraz daha uzaklaşmaktayız. Derûnûmuzda, kırsala duyulan hasret depreşse de yaşam denen mengenece sıkıştığımız için geçmişe avdet çok kolay olmuyor. Bu kasvetli şehir yaşantısından bizleri uzaklaştırıp bir nebze de olsa nefes almamızı sağlayan ve böyle ehemmiyetli bir konuyu kuyumcu titizliği ile işleyip bizlere sunan, değerli yazar Erkan ÇİFTÇİ'ye teşekkür ediyorum. Yeni yazılarını sabırsızlıkla bekliyor, kendisine ve kalemine esenlikler diliyorum.

banner7

banner6