Pahalıya verelim derken

Fındık piyasası her dönem olduğu gibi bu dönem de değişkenlik gösteriyor. Geçmiş yıllarda yaşanan olaylardan ibret almak lazım.

Vur-kaç tüccarlar bu dönemleri fırsat biliyor. Bizim oralarda fındık için “12 ayın bir çiçeği” derler. Pek çok aile tüm yıl geçineceği parayı fındıktan kazanıyor. Haliyle fındığını olabildiğince yüksek fiyattan satmak istiyor. Bunu fırsat bilen bir ekip önceki yıllarda Aydoğan ve Uğurlu’ya gelip peşin para ve piyasa değerinin üstünden kamyonlarla fındık alıyor. Adam randımana bakıyor. Kantarda tartıp arabaya koyduğu anda ödemeyi yapıyor. Para valizde. Çıkarıp çıkarıp ödüyor. Birkaç saat içinde kamyonlarca fındığı taşımış oluyor. Zaten akşam karanlığında orada olan kişiler ortadan kayboluyor.

Üreticiler aldıkları paraların sahte olduğunu da sabah öğreniyor.

Ya da kapılarda gezen tüccarlar randımandan ya da kilodan çalıyor. Siz fındığınızı yüksek fiyattan sattığınızı sanırken aslında değerinin çok altında vermiş oluyorsunuz. Üstelik bunu ispatlamanın da imkanı bulunmuyor.

Fındığınızı devletin işaret ettiği kurumlara vermeniz evladır. Üreticinin sahibi olduğu kurum Fiskobirlik’tir. Devlet de TMO eliyle alım yapmaktadır. Yasal olarak tüccarlık yapan ve maliye tarafından denetlenen tüccarlar da piyasada sağlıklı alım yapmaktadır.

Bu kadar işleyen kurum varken ısrarla yoldan geçen adamlar fındık satmaya çalışmak hatada direnmeye girer.

Fındığınızı değerinin altında ya da hiçi hiçine satmaktan özel bir keyif almıyorsanız kurallara göre hareket ediniz.

Mısır üreticisinin sesi kesildi

Sakarya havzası Türkiye’nin önemli tarım depolarından bir tanesi konumunda. Şeker pancarı  konusu, verimi yüksek olsa da kalitesinin düşük olması gerekçe gösterilerek kapatıldı gibi. Bu sene de sözleşmelerde eksiklik olduğu iddia ediliyor.

Ovalarda artık buğday, arpa da pek ekilmiyor. Eskiden yollarda biçerdöverler trafiğe neden olurdu. Uzunca bir süreden bu yana bunların yerini silaj makineleri almış durumda.

Mısır üretimi konusunda geldiğimiz nokta da aslında tam burası. Tohumu yurtdışından getirdiğimiz mısırdan tohuma verdiğimiz kadar para kazanamıyoruz. Pek çok üretici mısıra satmak yerine silaja veriyor.

Mısırın fiyatı da can sıkıcı durumda.

Koronavirüs ortaya çıkınca herkesin aklına ilk açlık geldi. Yani tarım olmadığında akıllı telefon üretmiş olmamız bir işe yaramıyor. Ben demiyorum ki “akıllı telefondan vazgeçelim.”

Ama tarımdan vazgeçecek kadar kendimizi farklı alanlara yöneltmeyelim.

Bakın bu ülkede pirinç üreticisi küstürüldü ve artık çok ciddi oranda dışa bağımlı hale geldik.

Şimdi şimdi yeniden pirinç üretilmeye başlandı. Şeker pancarında durum benzer halde. Şeker kamışı kullanılmaya başlandı. Aynı durum yarın mısıra, patatese gelmesin. Şimdiden bu konuda dikkatli davranılsın.

Uzaktan eğitim mi eğitimden uzak kalmak mı

Bu yıl ilk defa çocuğunu okula göndermek ile okulun son senesindeki öğrencinin velisi olmak çok zor. Koronavirüs salgını nedeniyle bu iki konumdaki veliler tedirginliği üst düzey yaşıyor.

Çocuğunu ilk defa okula gönderecek olanlar korkuyor. Çünkü aileden ilk defa ayrı kalacak çocuğunun sağlığını yitirmesinden endişe ediyor. Bu normal. Kolayca da çözülebilecek bir durum.

Ama çocuğu orta son ya da lise sonda okuyan veliler çok daha kritik karar vermek zorunda. Çocuklar ya okula gidecek ve sağlık kurallarına odaklanacak ya da evde kalacak ve uzaktan eğitim alacak.

Çocuk uzaktan eğitim almaya karar verdiğinde aslında eğitimden uzaklaşmış da oluyor.

Bu durumdaki bir öğrencinin bir sonraki basamak okuluna yüz yüze eğitim alan kadar sağlıklı hazırlanmasına imkan yok.

Hal böyle olunca sınavda bir adaletsizlik de ortaya çıkmış oluyor.

Bunu gidermenin yolu da yok. Kararı veliler verecek. Sınırlarımızı ve sinirlerimizi zorlayacak bir sürece doğru gidiyoruz.

Allah yardımcımız olsun.

HECATİ: Umursanıyorsun sanıyorsun ama sadece sanıyorsun...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Esnaf
Esnaf - 4 hafta Önce

Kalıbına bakıyorsun adama benziyor taki dolandarana kadar bu devirde herkesle ticaret yapılmaz