Papazı imama dönüştürmeye devam

Malumunuz, bugünlerde dünya BioNtech ve Pfizer şirketleri tarafından geliştirilen korona virüs aşı haberini konuşuyor. Koronavirüse merhem olabilecek bu aşı herkes gibi Türkleri de heyecanlandırdı fakat biz bir de gurur tablosu ekledik bu heyecana: Zira aşının mucitleri Türk asıllı Alman bilim insanları Özlem Türeci ve Uğur Şahin’di.

En son Aziz Sancar hatırlatmıştı bize Türklerin de önemli global başarılara imza atabileceğini. Hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmış ve bizlerin göğsünü kabartmıştı kendisi de.

Ben hemen “Acaba?” sorusunu sordum bu iki gurur tablosunun arkasına.

Acaba Özlem Türeci’nin babası Almanya’ya göç eden bir doktor olmuş olmasaydı, Uğur Şahin’in babası Ford’da çalışmaya Almanya’ya gitmeseydi, bu insanlar bizler gibi Sakarya’da, İstanbul’da hayatlarını sürdüren doktorlar olsaydı, bugün o aşı bir Türk tarafından bulunabilecek miydi yine? BioNtech gibi milyarlık bir firma yaratılabilir miydi Türkiye ekonomisi çatısı altında? Vergi ödemekten kazançlarının ve emeklerinin yarısından fazlasını devlete verip, böyle bir beyne böyle bir yeteneğe sahiplerken, devletten bilimsel çalışmaları için Almanya’daki gibi bir teşvik alamadıklarında, hasta yakınlarının şiddetine uğradıklarında, hizmet ettikleri halk tarafından hor görülen sağlık çalışanları olarak, yine böyle, insanlık için çalışma motivasyonuna sahip olabilirler miydi acaba ?

Aziz Sancar, üniversiteden sonra, Tübitak bursuyla kendini Amerika’ya “atamasaydı” eğer; Mardin Savur Sağlık Ocağı’nda doğu görevini yaparken, TUS çalışmakla istifa etmek arasında kararsızlık yaşadığı günlerde, DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerinde çalışmalarını sürdürebilir miydi acaba ?

“Acaba”larımın amacı sizlere ne denli fena bir ülkede yaşadığımızı göstermek ve devletimizin imkanlarını küçümsetmek değil. Ama bu kıyaslamalar da maalesef hakikat…Bu ülkede aç kalmayacak kadar para kazanabilmek için çalışıyor olmak başlı başına bir yaşam mücadelesi zaten!  Bunun yanında vatan, millet, ilim, irfan için çabalayacak motivasyonu da gösterirseniz işte gerçek Nobel o olur…

Çalışkan bir öğrencilik geçirmiş, iyi dereceler yakalamış, iyi mesleklere sahip olmuş herkesin destekleyeceği üzere bu ülkede dürüstçe çalışıp meslek edinmek kıymet gören bir mefhum değil. İyi yerlere gelebilmek, Avrupa’daki gibi çok çalışmakla değil, kaynak bulmakla, referans bulmakla oluyor Türkiye’de. Üst segment arabalara akademisyenler binemiyor Türkiye’de… En kıymetli profesörler görüşlerinden dolayı üniversite kadrolarından atılıyor, rektörleri siyasiler belirliyor, ama siyasiler kadar saygı görmüyor o profesörler…Okuyan, bilen, çalışan insan değer görmüyor, altı boş özgüven ve küstahlık prim yapıyor bu topraklarda… Fark etmiyor musunuz, küskün bir nesil var ortada, Nobel’lik çalışmalar yapabilecek beyinler, devletine, halkına sitemkâr vaziyette, yolunu bulan Avrupa’da Amerika’da, gidemeyenler de yarın ne olacağız, kaygısında…

Özetle, biz yurtdışından gelen güzel haberlere sevinmeye devam edelim. Bizim göğsümüzü kabartacak bilim insanlarımız, papaz eriğini imam eriğine dönüştüren projeye birincilik ödülü veren TÜBİTAK için proje hazırlamak istemiyorlar zira…

Av. Berna Çatalbaş Saroğlu

YORUM EKLE
YORUMLAR
Burhan çaloğlu
Burhan çaloğlu - 2 ay Önce

Çok güzel bir konuya deyinmişsiniz sizleri tebrik eder yüce devletimizi göreve davet ediyorum değerleri kaybetmeyelim sahip çıkalım hakkettilleri yerde tutalım saygılarımla

Salih okutan
Salih okutan - 2 ay Önce

Tebrik eder,başarılarınızın devamını dilerim,gerçekleri yazan kalemlere hasret kaldık.

.
. - 2 ay Önce

bu bilim insanlarından "Uğur bey ve eşinin çalışmaları" şeklinde bahsetmek de bu sorunsalı daha derinleştiriyor malesef.