Rahat değilim, rahat olmayın

Yalan yok. Derin bir nefes alıp, tam anlamı ile, ‘’oh’’ diyemedim. Ancak, rabbime şükürler olsun ki, kişisel hayatım, az da olsa, düzene girmeye başladı. Fabrika ayarlarına dönünce de, insanlığı fark etmeye, ülkeyi izlemeye ve dünyanın ne dediğini dinlemeye yeniden başladım ve kalem de, güncel, siyasi konulara yöneldi haliyle.
Evet biliyorum, sefer kula, zafer de, sadece Allah’a aittir. Biliyorum, vatan ve İslam yolunda can verenler ölümsüzdür.  Biliyorum, ne bayrak inecek, nede ezan dinecek bu semalarımızdan. Ve biliyorum, Allah’a ve İslam’a küfür eden, o mağlum millet, er ya da geç helak olacak.
Bizler görür müyüz, bilmiyorum ama, bildiğim tek şey, bu sefer’in, zafer’i, Haç’ın değil, elbette Hilal’in olacak. fakat bunu biliyor olmam, içimdeki korkuyu bitirmeme yetmiyor. Evet, hemen hemen her yazımda haykırdığım ve her yazımda haykıracağım gibi, Türkiye Cumhuriyeti, özünü hatırlayıp, sözünü söylemeye başladığı zamandan sonra, her şey değişti, değişiyor ve zaman ile, daha çok şey değişecek. Fakat, bunlardan emin olmam, bütün bunları, yürekten inanarak yazıyor olmam, içimi rahatlatmıyor.
Son zamanlarda, ülkemin, gerek bayrak, gerek istiklal, gerek bağımsızlık, özgürlük, Kur’an, Ezan, İslam adına yaptıkları ile, bir Türk, bir Müslüman olarak, onur ve gurur duyuyorum. Evet, onur ve gurur duyuyor, yarın için umutlar besliyor, İslamın ayağa kalkması adına, devletime de, Allah’ıma da sonsuz güveniyorum. Yalnız bu güven, içimizdeki mikropları, sözü, ‘’biz’’ olan, özü, ‘’biz’’e düşman olan kişileri, yok etmiyor. Bu güven, hainliği silmiyor. İhaneti silmiyor. Bu güven, aramızda dolaşan, TC kimlikli, Amerikan ajanlarını silmiyor.
Kabul ediyorum, bugünün ‘’Türkiye’’ fotoğrafına yüzeysel bakıldığı vakit, yüzler gülüyor, yürek coşuyor, göğüs ise, kabarmaya adeta doymuyor. Ancak, fotoğrafın derinliklerine indiğim zaman, çok ta rahat olamiıorum. Çünkü ülkemizin, coğrafya konununun güzelliği sebebi ile, üzerimizden gözler eksik olmayacak. Fakat, beni rahatsız eden asıl şey, bu ülkenin havasını soluyup, ülkeye küfür edenler. Devlete küfür edenler. Kendine, ‘’hoca’’ diyip, saçma salak açıklamaları ile, İslam düşmanlarının ağzına laf verenler. Beni asıl rahatsız eden, gezi ile, yargı ile ve 15 Temmuz ile yıkamadıkları devleti, islam ile yıkmaya çalışanlar ve bu eyleme, su veren, içimizdeki hainler.
Evet, tarihimiz boyunca, birçok zafer yazmi, 15 Temmuz’da Fırat Kalkanı ve en son Zeytin Dalı Harekatında Amerikayı yere sermiş olabiliriz. Ancak, bu savaş daha bitmedi. Çünkü her yerde, her tarafta, hatta, Ak Parti’den, CHP’ye kadar her partide, Türkiye’mize düşmanlar, Haç sevdalılari ve FETÖ’yü, ‘’Cemaat’’ olarak kabul edenler, hala var.
Bu yüzden, 2019’a giden bu tarihi yolda, vatana sahip çıkmak zorundayız. Ezana sahip çıkmak zorundayız. İslam’a, İslam’ın son kalesi Türkiye’ye ve onun Cumhurbaşkanı’na sahip çıkmak zorundayız. Çünkü, bizim düşmanlarımız, sadece düşman kıyafetliler değil, bizim, dost kılıklı, çok ama çok düşmanımız var. Bu yüzden de, ben rahat değilim, siz de rahat olmayın. Rahat olup, duayı ihmal etmeyin.  

YORUM EKLE

banner22

banner21