Rektör Savaşan’la, şehir ve SAÜ üzerine

Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan, İletişim Koordinatörü Mikail Uğuş’la birlikte gazeteye ziyarete geldi.

Savaşan’la şehir ve SAÜ üzerine uzun bir sohbet gerçekleştirdik.

Rektör Savaşan, göreve geldikten sonra birkaç kez basın toplantısı düzenledi ama önceki rektörlerden farklı olarak Sakarya basınından biraz uzak durdu.

Diğer basın kuruluşlarını da ziyaret ederek, görüş alışverişinde bulunmayı planlıyor.

Bence yerinde bir karar.

Bu ziyarette oluşan sıcak sohbet ortamında, Fatih Savaşan’ın dışarıdan göründüğü gibi soğuk, iletişime kapalı biri olmadığını anladık.

Diğer gazeteci arkadaşlarla da bu iletişimi kurmasında fayda var.

Nihayetinde Sakarya Üniversitesi bu şehrin üniversitesi.

Bu şehrin basınıyla bir teması olmasından daha doğal bir şey yok.

Gelelim bizim sohbete…

Rektör Fatih Savaşan Üniversitenin gelişimi için çabalarını ve bundan sonraki planlarını anlattı.

Şehirle üniversitenin bütünleşmesi gerektiğine inanıyor.

Sanayi ile çok yakın bir işbirliği kurduklarını, bu işbirliğinin büyütülmesi için çalıştıklarını anlatıyor.

Mühendislik Fakültelerinin Uygulamalı Mühendislik Deneyimi Eğitimi projesinin önemine dikkat çekiyor.

Üniversiteye şehirden maddi destek sağlamak üzere önümüzdeki günlerde bir çalışma başlatacaklarını, bu kapsamda bir çok Sakaryalı işadamını ziyaret edeceklerini söylüyor.

Üniversiteye kaynak aramak için başka ülkelerde de arayışlarının sürdüğünü bu amaçla Katar’a gittiklerini ifade ediyor.

SAÜ’nün girişlerinde son dönemde alınan güvenlik önlemleriyle ilgili olarak “Üniversite yol geçen hanına dönmeye başlamıştı. Ulaşım amacı ile geçenler kadar üniversitede zaman geçirmek için gelen sivil vatandaşlar da oluyordu. Bunun önüne geçecek bir düzenlemeye gittik” diyor.

Kantinlerin üniversite yönetiminin kontrolünde olmasını amaçladıklarını belirten Savaşan “ Kantinci işletmeciliği yapan arkadaşlarımızın bu karardan memnun olmalarını beklemiyoruz. Ancak bu kararımıza saygı gösterilmesini bekliyoruz” şeklinde konuşuyor.

Savaşan’la sohbetimizin temel noktaları bunlardı.

Adapazarı bir güzel esnafını kaybetti

Yaklaşık 15 yıldır tanırdım.

Yenihaber Gazetesi’nin Çark Caddesi’ndeki ilk ofisinden gördüğümüz Şerefiye Camii’nin altındaydı dükkanı.

Pita…

Boşnak börekçisi…

Mesut Ediz…

Gösterişten uzak, sade, tümüyle kendi tasarımı olan dükkanını ağabeyi Mehmet Ediz’le birlikte işletirdi.

Dükkanı gibi kendisi de mütevazi, ahlaklı, derviş ruhlu, çok güzel bir Adapazarı esnafıydı.

2 yılı aşkın bir süredir yakalandığı amansız hastalıkla mücadele ediyordu.

O mücadelesi sırasında bir de üzücü olay bir yaşadı.

Eşi pencere silerken düşmüş ve uzun süre bilinci kapalı olarak hastanede yatmıştı.

Mesut o hasta haliyle haftalarca, aylarca hastanelerde eşinin peşinden koştu.

Eşi taburcu oldu, tedavisi evde devam ediyordu.

Ama Mesut Ediz birkaç aydır da evden çıkamıyordu.

Telefonla konuşuyor ama ziyarete cesaret edemiyordum.

En son geçen Pazartesi akşamı Ahmet Orhan’la ziyaret ettik.

Serdivan Hayvan Pazarı semtindeki baba evindeydi.

Nasıl mutlu oldu.

Zorlukla konuşuyordu. 

Ayrılırken sıkı sıkı sarıldık.

Sözler boğazımda düğümlendi.

Moral vermeye çalıştım ama konuşamıyordum…

Hafta boyunca o ziyaretteki hali hiç gözümün önünden gitmedi.

Cuma sabahı vefat haberini aldığımda ne yapacağımı bilemedim…

Ama hayat devam ediyordu.

Cumartesi günü birçok sevdiğimiz gibi, sevgili Mesut’u da toprağa verdik ve hayata döndük…

Allah rahmet eylesin…

Günün sözü

Hayatımızdaki gölgelerin çoğu kendi güneşimizin önünde durmamızdan oluşur.

Ralph Waldo Emerson

YORUM EKLE

banner7

banner6