Rüzgar, rüzgara karşı

Her zaman, mutlaka birilerine, bazı konulara karşı olmaya karşıyım açıkçası. Fakat aynı zamanda da, olan her şeyi doğru bulmaya, her şeye onay vermeye de karşıyım ben. Lakin düzen, bu şekilde ne yazık ki. Her bir insan, bir cepheye taraftır ve diğer bir cepheye de, katı bir şekilde karşıdır.

               Son günlerde, muhalefet cephesinin, en çok sarıldığı söylemlerden biri; ‘’ülke, karpuz gibi ikiye bölündü’’ ikinci söylem ise; “ülkede nefret dili hakim” peki yanlış mı bu iki söylem? Elbette değil. Hatta muhalefetin söylediği, tek doğru bu. Ülke ortamı, gergin mi? Hem de yaydan bile, bin kat gergin. Havanın yumuşama ihtimali var mı? Hayır. Bugün için, bir yumuşama ihtimali yok ne yazık ki.

               Evet, keşke her insan birbirini sevse, her bir fikir saygı gösterse, dünya, harika bir yer olur elbette. Böyle bir dünya içinde, ne kin kalır, nede öfke. Huzur dolu bir dünyada, hangi insan yaşamak istemez ki? Bütün insanlığın yüzü güler, aslan, kuzu dost olur ya da en kara noktalar bile, beyazlaşır birden bire…

               Böyle bir dünya, inşa etmek mümkün mü peki? Mazlum, zalim karşısında susarsa, elbette mümkün. Elbiseyi, öz irade ile seçmek yerine, yüz yıl önce olduğu gibi Fransız terzinin biçtiği elbiseyi giyildiği an, her ülke ile dost olmak, elbette mümkün. Ya da Hasan’ın dediğini değil de, Hans’ın dediğini yapılır ise, her tarafın sulh olması, mümkün elbette.

               Dünya, kılıf değiştiriyor iken, dünya üstünde, sıfırdan bir düzen kuruluyor iken ve hatta, Türkiye olarak, yeni bir istiklal, istikbal savaşı veriliyor iken, ısrarla sulh isteyen bir kişi, dünya, ülkem Türkiye’yi hedefe koymuş iken, ‘’dünya üstünde yalnız kaldık’’ diyen bir kişi, hain değilse bile, düşmana dosttur.

               Kutuplaşma olmadan, her zaman barış içinde yaşamak, her insanın istediği bir şeydir. Lakin ülkenin tam ortasında, iki zıt kutup rüzgar esiyor. Bir rüzgar, PKK’nın, Fetö’nün yelkenine güç veriyor, diğer rüzgar milletin yelkenine… Evet zor bir zaman yaşıyoruz. İki rüzgar arasında kalan millet, doğru rüzgarın, hangisi olduğunu çözemiyor.

               Evet, ben de kabul ediyorum. Ülke, her konuda olduğu gibi, ekonomi olarak ta, sıkıntılı günlerden geçiyor. Daha önce de yazdığın gibi, çarşı pazar cep yakıyor. Ekonomi sıkıntılarını, milletin haklı isyanını, kabul ediyorum elbette. Ama ülkem Türkiye, çok önemli, çok kritik bir virajdan geçiyor. Açık ve net söylüyorum; eğer milletimiz direksiyonu sol tarafa çevirirse, Türkiye uçurumdan, yok olmaya doğru gidecektir.

               Evet iki taraftan rüzgar esiyor şuan ülkede. Sağdan esen rüzgar, nasıl bilmiyorum ama, soldan esen rüzgarın, terörden yana olduğunu, adım gibi biliyorum. Zira Gara’da 13 insanımız şehit düşünce, muhalefet liderleri, PKK’yı aklayıp, ‘’13 şehidimizin katili, Tayyip Erdoğan’dır’’ dedi mi? dedi. Bu yüzden ben, bu rüzgarı, yeni ABD Başkanı, Biden’ın yönettiğini adım gibi biliyorum. İçinde ülkücü, muhafazakar, solcu ve liberal insanların da olduğu bu rüzgarın, Türkiye’yi bitirmek için estiğini, adım gibi biliyorum. Dedim ya; rüzgar, rüzgara karşı… Bakalım, hangi rüzgar kazanacak hak ile batıl savaşını…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kübra
Kübra - 1 hafta Önce

Kalemine sağlık. Hakkı bilenler ancak batılı fark edebilirler. Siz de bunlardan birisiniz. Var olun.

Adem
Adem - 1 hafta Önce

Biden in ülkücülerle arasi iyi degildi Ülkücü ülkesini zora düşürmez. Sizin tarif ettiginiz ülkücüler degil turkuculerdir. Ülkücülük MHP de olur.