Sağlıklı yaşamak mümkün aslında

Medya tarafından sağlam bağlantısı olan biri yeşil çay işine girdi sanırım. Bu yeşil çay bir tek ölüme iyi gelmiyor. Neredeyse her hafta bir haber çıkıyor. Ülkenin geleceği dahil her konuda birbirini yiyen sayın medyamız tek konuda uzlaşıyor: Yeşil çay en faydalı içecek.

Bu mucize içecek, theanine, tirosin ve lösin, adenin, dimetilksantin, teobromin, teofilin ve ksantin gibi ksantin alkaloitleri; pektin (meyvelerde de bulunurmuş), glikoz, sukroz ve fruktoz gibi karbonhidratlar; klorofil gibi pigmentler ve triterpen saponinler içerirmiş. Vitaminler gibi A vitamini , B1, B2, B3, C ve E de yeşil çayda bulunuyormuş.

Kilo kaybına iyi geliyor. Yediklerimizi kaloriye hızlı çevirmeye yarıyor. Meme, mesane, yumurtalık, bağırsak, akciğer, prostat, cilt ve mide kanserlerine iyi geliyormuş. Hepsi bu da değil. Şeker hastalığı, kolesterol, diş çürümesi, anti-viral, anti-bakteryal, alzheimer ve parkinson, alerji, kalp, bağışıklık sistemi… Hepsine iyi geliyor.

Bir içecek düşünün yaşlanmaya iyi geliyor. Daha ne olsun. Ölümsüzlük ilacı diyecekler yakında.

Onun için ne olursa olsun yeşil çay için. Yeşil çay çok mühim yani.

Tek önerimiz bu da değil. Bir hastalığa yakalandığınızda mesela. Homeostasis diye bir şey var. Dengelenme yani. Nasıl ki elinizi kestiğinizde hiçbir şey yapmasanız bile bir süre sonra kanama duruyor. Ardından da iyileşme süreci başlıyor. Bunu da öyle düşünün. Vücudunuzda bir sıkıntı meydana geldiğinde bağışıklık sistemi devreye giriyor. Sizin kullandığınız ilaçlar zaman zaman bağışıklık sistemine yardımcı oluyor ama fazla ilaç kullandığınız durumda bağışıklık sisteminiz devreden çıkıyor. “Bana ne yollasın ilacı. Paralı asker savaşsın mikroplarla” diyor. Haklı olarak. Onun için ilaç kullanmak ya da her hastalandığınızda doktora gitmek yerine biraz homeostasis olun arkadaş.

Sahte hocalar da bu anlamda aslında faydalı diyorlar. Okuyunca falan düzelen felçliler oluyormuş. Elinde değnekle girip koşarak çıkan olduğu iddia ediliyor. Artık hoca(!) içeride ne yapıyorsa…

“Yukarıdan aşağı ne anlatıyorsun birader” dediğinizi duyar gibiyim.

Sevgili okurlarım. Dün Vali Bey açıkladı. Türkiye’de 10 bin kişiye 28 yatak düşüyor. Bizde bu sayı 19. Yani Türkiye’nin ortalama bir vilayetinde bir kişinin yattığı yatağı Sakaryalı bir başka Sakaryalı ile paylaşmak zorunda.

Onun için mümkün mertebe sizin hastaneye gitmemenizi öneriyorum.

Lafa dünya turu attırmamın sebebi de bu. Size doğrudan “Hastaneye gitmeyin” diyip işin içinden çıkmak yerine alternatif tıptan üfürükçülüğe kadar her yeri önerdim.

Ama siz illa da hastaneye gitmek isterseniz, şansınız bol olsun…

Gümeye giden güme gider

Acarlar Longozu. Dünyanın en büyük ikinci su basar ormanı olma özelliğine sahip. Endemik bitki yapısı, kuşların göç güzergahında yer alması, dünyanın pek çok yerinde görülmeyen kuş türlerinin görülmesi… Daha pek çok güzellik.

Bir de avcılık diye bir spor var. Canlı bir varlığa ateş edilmesi, bir canlının canının alınması nasıl spor oluyor bilmiyorum.

Acarlar Longozu’nda gürültü bile yapılmaması lazım. Çünkü göçmen kuşların oteli gibi orası. Adamlar oralara avcı kulübeleri (gümeler) yapmış. Jandarma baskınlarında ortaya çıkıyor. Doğal sit alanında avlanmak nasıl bir mantıktır Allah aşkına…

Hayvanları, doğal hayatı düşünmüyorsunuz. Bari alacağınız yüklü cezaları göz önüne alın. Sırf keyfiniz yerine gelsin diye bunu yapmamalısınız…

Havaların soğuması yaban hayvanlarını zor durumda bırakıyor. Şehirdekileri bir şekilde fark ediyoruz da… Gerçi dağdakini de avcılar fark ediyor.

Neyse. Konumuz o değil. Sakarya’da hava soğuyunca yaban hayvanları köylere iniyormuş. Yaban hayvanı ne bilsin oranın köy olduğunu. Orası onun zamanında muhtemelen ormandı.

Ormanların etrafında genelde tel avla görürsünüz. Ve o avlalar aslında yabani hayvanlar aşağı inmesin diye değil de medeni insanlar yukarı çıkmasın diye yapılmıştır…

Hasta değilsem bana ne oluyor

Üç yaşında oğlum var. Geçtiğimiz akşam üzerinize afiyet rahatsızlandı. Kendine geldiğinde ilk cümlesi, “Hiçbir şey de yapmadım baba. Bana ne oluyor?” oldu.

Şimdi Sakarya’da herkes acil servislere akın etmiş. Gördüğünüz herkes burnunu çekiyor. Grip ilaçları satışında inanılmaz bir artış var. Ama resmi makamlar salgın olmadığını söylüyor.

Resmi makamdan çok bilecek değiliz de eğer gerçekten hasta değilsek, bize ne oluyor?

Onu bari açıklasınlar.

HECATİ: Hayatta başarılı olmanın sırrını söylüyorum: Beni dikkatlice takip edin. Ne yaparsam tersini yapın! Başarı garanti...

YORUM EKLE

banner22

banner21