Sakarya’nın hakkını yedirmeyelim

Bir yerde hak yeniliyorsa huzur orayı terk eder. Pandemi sürecinde hemen her şeye olduğu gibi futbol müsabakalarına da ara verilmişti.

Her sektörde olduğu gibi bu alanda da pandemi sonrası bir karar verilmesi gerekiyordu.

Okullar için verilen karar gibi düşünelim. Okullar kapatılsaydı ve herkese, “Kardeşim geçen dönemki kadar başarılı sayılacaksınız” denseydi hepimiz ayağa kalkmaz mıydık?

Türkiye Futbol Federasyonu da koronavirüs salgınından sonra liglerin durumu ile ilgili bir karar verdi. Dedi ki, “Ligler kaldığı yerden oynanacak!” Mantıklı.

Zaten beklenen ve olması gereken de buydu. Pandeminin yükünü herkes birlikte çekmiş olacaktı. Sonunda da mücadeleler devam edecek, kazanan kaybeden ortaya çıkacaktı.

Süper Lig’de bu uygulama başladı. Şampiyonluk yarışı da devam ediyor.

Tabi gözler 2. ve 3. Liglere döndü. Biz “Maçlar ne zaman başlar” diye beklerken TFF bir açıklama daha yapıp, 2. ve 3. Lig’in devam etmeyeceğini duyurdu. Ligin nasıl tescilleneceği henüz netlik kazanmadı ama…Muhtemelen “Şimdiye kadar ne olduysanız bundan sonra da osunuz” şeklinde bir karar verip herkesin bulunduğu yere göre değerlendirme yapılacak.

Eğer böyle değerlendireceksek lig falan oynatmaya gerek yok. Herkes birer maç oynasın, biz zaten oradan takımların ligi kaçıncı sırada bitireceklerini anlarız.

Bu koşullar altında şu an lig lideri Sakaryaspor olsaydı da buna karşı çıkmamız gerekirdi. Bizim beklentimiz haksız elde edeceğimiz şampiyonluk değil. Bu takım defalarca başarısızlık yaşadı. Yaşar da. Yaşamalıdır da. Spor zaten bunun için heyecanlıdır.

Biz şerefli mağlubiyetleri, alın teri ile elde edilmiş ikincilikleri, bedeli ödenmiş müsabakaları her türlü şaibeli başarının üstünde görürüz.

Süper Lig devam ederken diğer liglerin sürdürülmemesinin birkaç mantıksız açıklaması da olabilir.

Birincisi koronavirüs sadece Süper Lig’de oynayanların etkilenmediği şekilde mutasyona uğramış olabilir.

2. ve 3 Lig maçları koronavirüsün yayılmasının ana nedeni olabilir falan…

Beni ilgilendiren ana konu şu: Kimse kimsenin hakkını yemesin. Süper Lig’de ne uygulandıysa aynı yol izlensin.

Süper Lig’i “bundan sonra oynanmayacak” deyip kestirip atamazken alt liglerdeki emeği bu şekilde değerlendiremezsiniz.

Nasrettin Hoca’nın Kara Kaplı Kitap hikayesine benzer bir yol izlemek kimseye bir şey kazandırmaz.

Biraz yanlış anlamışsınız ama iş aşağı yukarı bu

Sakarya’da bir emlakçı boş gördüğü bir daireye “kiralık” ilanı yapıştırmış. Daire sahipleri “sahibinden kiralık” ilanı yapıştırmak için daireye gittiklerinde dairenin öngörülü emlakçı tarafından kiralık ilanının verildiğini görmüşler. Üstelik emlakçı kira ve depozito bedelini de belirlemiş.

İş aşağı-yukarı bu şekilde yapılıyor da… Bu iş ve işlemlerden mal sahibinin de haberi olması lazım ya… O kısmı atlamışsınız.

Kurallara uymak bu kadar mı zor?

Koronavirüs ile mücadele sona ermedi. Sadece “yeni normal” döneme geçildi. Biz kendi kendimize “bize bir şey olmaz” dönemine geçiş yapıyoruz.

Daha önce de yazdığım gibi, ceza hiçbir sorunu çözmez. Ceza yemek de onur kırıcı bir durum.

Çok basit kurallar yüzünden ceza yemek ise gerçekten çok daha acı.

Ama en acısı bu çok basit kurallara uymayıp virüsün yayılmasına yardımcı olmak.

Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Azıcık daha sıkın dişinizi…

HECATİ: Kural basit. Kurala uy hayatta kal…

YORUM EKLE