Sakarya’nın neden bir Adalet Sarayı yok?

Bu soruma bazıları “Var ya, Camili’deki Resmi Daireler Kampüsü içinde Adliye nedir?” diye cevap verebilirler.

Evet o kampüsün içinde bir Adliye binası var.

Depremden sonra yapılmış olmasına rağmen çok yetersiz değil ve bağımsız bir yapı değil.

Adliye binalarının bağımsız olması, adaletin de bağımsız olmasına simgesel de olsa bir katkı sağlar.

Bu yüzden Sakarya Barosu yıllardır bağımsız bir adliye binası talep eder.

Baro Başkanlarının birinci gündem maddesi budur.

Baro Başkanları ve avukatlar sadece bağımsız bina olsun diye değil, mevcut yapı adalet dağıtmaya uygun olmadığı için bu taleplerini sürekli dile getiriyorlar.

Birçok mahkemenin salonu koridorlardan bozma, küçücük salonlar.

Ağır ceza mahkemelerinin salonları bile, mahkemelerin aleniyet kuralına imkan tanıyacak büyüklükte değil.

Bu yüzden Sakarya Adliyesi yönetimi de avukatların adliye binası talebine sıcak bakıyor.

Bu konuda yapılan yazışmalar sonunda Valilik yanındaki geniş arazi Adalet Sarayı yapımı için Adalet Bakanlığına tahsis edildi.

Projesi de büyük ölçüde tamamlandı.

Ancak bildiğim kadarıyla 2020 yılı bütçesi hazırlanırken Sakarya Adalet Sarayı’na ödenek ayrılmadı.

Adalet Bakanlığı Ferizli’deki cezaevi yetersiz diye 5 bin kişilik ikinci bir cezaevi yaptırıyor.

İnşaat da büyük bir hızla devam ediyor.

Önceliğin Adalet Sarayı’nda olması gerektiğine inanan biri olarak AKP Sakarya Milletvekillerini, başta kendisi de bir avukat olan Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’u yeni adliye binası için harekete geçmeye davet ediyorum.

Ortak akıl da, kent konseyleri nerede?

Belediye Başkanları her ağızlarını açtıklarında, ortak akılla, istişareyle iş yaptıklarını söylüyorlar.

Ancak iş yaparken ben yaptım oldu anlayışını elden bırakmıyorlar.

Yasal olarak göreve geldikten sonra 3 ay içinde oluşturmaları gereken kent konseylerini hiçbiri oluşturmadı.

Bakın ne Büyükşehir’de, ne ilçelerde kent konseyi kuruldu.

Kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeyi amaçlayan kent konseyleri belediye başkanlarının gündemine bir türlü giremedi.

Başkanlar istişareye, ortak akla önem verdiklerini söylerken eğer samimiyseler zaman geçirmeden kent konseylerini oluşumunu sağlarlar.

Sonrasında konseylerden çıkan kararlara, önerilere kulak verirler.

Bunu yapmıyorlarsa, çevrelerini saran 3-5 yandaşla yaptıkları sohbetleri istişare, ortak akıl diye millete yutturmasınlar.

Bu şehirde muhalefet var mı?

Büyükşehir Belediyesi, geçen hafta Nostaljik Tramvay projesinin tanıtımını gerçekleştirdi.

Ben çıktım bu projenin şehrin önceliği olmadığını yazdım.

Eleştirilerimi sıraladım.

Yerel basında projeyi alkışlayanlar çoğunluktaydı.

Ancak muhalefet partilerinden Nostaljik Tramvay projesiyle ilgili tek değerlendirme duymadım.

Şehrin merkezindeki araç trafiğini de önemli ölçüde etkileyecek bir projeyle ilgili hiçbirinin hiçbir fikrinin olmaması çok ilginç.

Bazen sormak istiyorum:

Bu şehirde muhalefet var mı?

Günün sözü

Hayatın kuralı bu. Ya yanlış zamanlarda doğru insanları karşına çıkarır ya da yanlış insanla; zamanını harcatır.

 Seneca

YORUM EKLE