Savaş her şeyi örtebilir mi?

Ülkemizde tartışma derin.
Yaşanan tartışmalar her yurttaşı etkilediği gibi, doğal olarak beni de etkileyerek,  tartışmanın tam içine çekiyor.
Tartışmanın konusu barış ve savaş!
Ülkemiz bir başka ülke topraklarında askeri faaliyette bulunuyor.
Ülkemiz silahlı kuvvetlerinin giriştiği bu faaliyetlerin bütününe savaş denmese de, silahların konuştuğu bir ortamda insanların olağan dışı şartlarda ölmesini kim nasıl adlandırır bilemiyorum.
Ancak bir hakikat var ki savaş ortamı herkese farklı sorumluluklar yüklüyor.
Sorumluk ifadesinin sözlüklerde anlamı; kişinin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi ve kendine ait bir olayın başkaları üzerindeki etkilerinin sonuçlarını üstlenmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve kendi davranışlarının sonuçlarına sahip çıkabilmesi” olarak ifade edilmekte.
Bu basit anlatımdan hareket edersek, bir kişi savaşı haklı görebilir ve bunu savunabilir.
Kişi kendi dünyasında savaşı anlamlandırabilir.
Kendi hayal dünyası bunu gerektiriyor olabilir.
Ancak bir kişi Barış’ı da savunabilir.
Aslında barışın savunulması çok acı bir durum.
Yani, insanlar tüm farklılıklarıyla insanlığın gereği kardeşçe yaşamasını istemenin savunulmaya ihtiyaç duyulması tüm insanlığın sorunu.
Savaşa karşı barışı dilendiren tüm insanların hedef tahtasına konması, günah keçisi ilan edilmesi çok vahim.
Barışı savunan insanlar ülke düşmanı değiller.
Barışı savunan insanlar dünyanın farklı bölgelerinde olduğu gibi ülkemizde de suçlanıyorlar.
Yaşadığımız toplumun bir kısmında ve devletimize bugün öngörüleriyle yön veren anlayışın nezninde barışı savunmak, neredeyse affedilmez bir suç.
Temelsiz gerekçelerle zaman zaman suçlanan, dâhil olduğu insanlık ailesi adına yurtta ve dünyada barışı savunan insanlar, ülkeleriyle birlikte tüm dünyayı karşı sorumluluğunu yerine getiriyor.
Savaş ve silahlar insanların dikkatini dağıtabilir.
Ve yaşadığı sorunların üstünü geçici de olsa örtebilir.
Ancak hakikatleri üzerini savaşların ve silahların yakıcı ısısı değil, insanlığın aldıkları sorumluluklar ortaya çıkartacaktır.


Barışın boğazını sıkan eller!.
Savaş seçeceğine karşı olmak, terörist destekçisi olmak değildir.
Sivil halkı hedef alan, herhangi bir nedenle ülkelerin iç güvenliğini tehdit eden teröristlerle mücadele etmek ve bu mücadeleyi desteklemek, “barış karıştı olmak” değildir.
Hak aramayı silahlı mücadeleye çevirenler ve bu silahlı mücadeleyi (sessiz kalarak) dâhil, haklı göstermeye çalışanlar, barışın boğazını sıkan ellere güç verenlerdir!.

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Orhan cağatay
Orhan cağatay - 4 hafta Önce

Kulandiginiz dil yanlis savas kelimesi doğru deyil yazinizi kiniyorum

banner7

banner6