#SavunmaDireniyor

Baroların yapısını değiştirmeye yönelik çalışmaların geri çekilmesine ilişkin itirazları görünür kılmak ve Ankara’ya seslerini duyurmak için baro başkanları memleketin dört bir yanından eş zamanlı bir “Savunma Yürüyüşü” başlattılar geçtiğimiz gün. Sonrasında ise talihsiz olaylar peşi sıra gelişti. Medya üç maymunu oynadığından televizyon kanallarında rastlamazsınız olup bitene, ben anlatayım…

Çoklu baro düzenlemesinin yargı erkini siyasileştireceğini düşünen, hakim-savcıları siyasallaşmış bir hukuk sisteminde tarafsız kalan tek ayak olan savunma ayağının özgür kalmasını isteyen hiçbir avukatın kabul etmediği bu düzenleme için baro başkanlarının ve TBB başkanının meclisle yaptığı müzakereler sonuç vermedi ve teklif geri çekilmedi. Milli iradenin tecelli edeceği yer elbette meclis fakat meclisin Avukatlık Kanunu’nda değişiklik tasarlarken baroların ihtiyaçlarını ve beklentilerini dikkate almadan, baro başkanları ile müzakere etmeden ezbere yasa teklifi hazırlıyor oluşu, ihtiyaç dahilinde değil siyasi kaygılarla yapıldığını gözler önüne serdi bu değişiklik teklifinin. Kısacası koca bir demokrasi ayıbı yaşandı ülkemizde.

Bu vaziyete tepki niteliğinde baro başkanlarınca başlatılan yürüyüşün Anıtkabir’i ziyaret ile son bulması planlanmıştı. Maksat kanun insanlarınca, yanlış bulunan uygulamaya kanun çerçevesinde tepki göstermekti yalnızca…

Ancak bu başkanların Ankara’ya girişi valilik tarafından kolluk kuvvetlerince engellendi, hatta Gaziantep Baro Başkanı darp edildi, geceyi orada geçirmek zorunda kalan başkanlara insani hakları ve ihtiyaçları için devletçe olanak sağlanmaması bir yana gelen destekler de engellendi. Anayasal bir hak olan yürüyüş hakları gasp edildi. Hukukçulara polis eliyle hukuk katliamı yaptırıldı özetle.

Kolluk kuvvetleri kanunları korumakla sorumlu insanlardır, elbette ki hukuka, anayasaya aykırı her harekette herkes karşısında Türk polisini bulur. Peki, baro başkanlarının yürüyüşündeki hukuksuzluk neydi de bu insanların Ankara’ya girişi engellendi, yürüyüş hakları gasp edildi, bilen var mı? Herkes iktidarın ileri sürdüğü yasa teklifini beğenmek mecburiyetinde mi bu ülkede? Cübbesini iktidar önünde iliklemeyenler polisle karşı karşıya mı getirilecek bundan böyle? Muhalif bir kırıntıya dahi tahammülü olmazsa bu hükümetin, nasıl barınacak farklı görüşler bir arada, bahsedebilecek miyiz bu saatten sonra hukuk güvenliğinden?

Bırakın da bir kurum iktidarla aynı düşünmesin, bırakın bazı yasa teklifleri tepki çeksin, farklı görüş sahipleri yürüyüş yapsın, herkes meramını demokratik yollarla anlatsın, ortada buluşalım günün sonunda…Yarın iktidar değişir, birileri gider başkaları gelir ama anayasal zemin sallanırsa hukuk elden giderse bu her görüşün mensubunu kaosa sürükler, sürüklenmeyelim...

Üzülerek söylemeliyim ki hukuk insanlarına yapılan bu talihsiz muamele sonucu Türkiye hukuk güvenliğinde sınıfta kalmıştır. 2012’den beri hukukta irili ufaklı katliamlar oluyordu evet, özgür hukukçular olarak tabii ki endişe ediyorduk gidişattan evet de, baro başkanlarının anayasal haklarının gasp edildiği, hukukçunun hakkını kullanmasına müsaade edilmediği bir Türkiye’yi Kim Jong-un bile tasavvur edemezdi herhalde.

Unutmayın avukatların sesi kesilirse, yurttaşların da nefesi kesilir. Bugün sizin görüşünüze uyuyor diye göz yumarsanız tüm olan bitene, yarın sizin adalete ihtiyacınız olduğunda kimseyi bulamazsınız o parmaklıkların ardında…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Berber
Mustafa Berber - 1 ay Önce

Arkadaşımın güzel kızı tebrik ediyorum yüreğine sağlık çok güzel açıkladın. Babaya anneye selamlarımı gönderiyorum.

Sukran Taranci
Sukran Taranci - 1 ay Önce

Tebrikler guzel kizim cok iyi ifade etmissin anlayanlara