Şehri sevmek

Askeriyede “vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır” yazar pek çok duvarda. Önemli olan görevinin ne olduğu da değildir üstelik. Sen vatanını seviyorsan görevini iyi yaparsın. Bulaşıkçı da olabilirsin keskin nişancı da…

Sonra bir firma bunu reklam sloganına dönüştürdü, “ne yaparsan yap aşk ile yap” şeklinde.

Bir minik taraftar cebindeki bayram harçlığını Sakaryaspor’a bağışlamış.            

Bu muhtemelen onun bütün serveti. Bütün servetini Sakaryaspor’a bağışlayacak kadar bu takımı sevmiş. Gönül vermiş.

O yaşta çocuk bize bir şeyler anlatmış oluyor.

Deprem zamanı duvarlara “Biz bu şehri tribünden sevdik” yazanların devamı var. Başarıya, kişilere değil şehre, renklere bağlı insanlar var. Bu şehir o yüzden bu kadar birlik içinde durabiliyor.

Kimi Karadeniz’den gelmiş, kimi Balkanlardan, kimi Abhazya’dan kimi Gürcistan’dan…

Hepimiz aynı yerde bir araya gelmiş ve aynı şeyi söylemişiz.

İşte o yüzden nerede olursanız olun, “Vatan Millet” dediğinizde akla “Sakarya” gelir.

Teşekkürler çocuk. Bu şehri bütün servetini verecek kadar sevdiğin için.

Teşekkürler çocuk. Küçük yaşında bize büyük bir ders verdiğin için…

Ve bir kişi daha yok bu şehirde senin gibi yapacak.

Varsa söylesin tüm servetini Sakaryaspor’a bağışlayacak kadar bu şehri seven…

Can taşıma bilinci

Fındık sezonu geldi. Haliyle fındık üreticilerinin heyecanı yükseldi.

Efendim genel olarak fındıkçının durumu şudur: İşçi için sıraya girer. Ona geleceği gün için “yağmur yağmasın” duasında bulunur.  

Sıranın kendisine geldiği gün işler yolunda giderse bir sonraki sıraya erkenden işçileri teslim etmek ister. Bunun için de olabildiğince aceleci davranır.

Aceleci davranır ve fındığını erken toplarsa hem daha az işçi parası ödeyecektir hem de kendisinden sonra fındık toplayacak olan komşusunun işini kolaylaştıracaktır.

Tabi bu arada işçinin tarlaya transferi de zaman kaybı olarak görülmektedir.

İşçi taşıyan araçların sıklıkla kaza yapması da bundandır. Genel olarak evin babası evin en genç bireyine işçileri alıp gelmesini söyler. Bu durum da kazaları tetikler.

Kimsenin canının yanmaması için, daha sonra büyük krizlerin yaşanmaması için, daha net ifade ile Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak için işçilerin de insan olduğunu unutmadan, yolcu taşımacılığına hassasiyet gösterilmelidir. Aksi halde sizin fındık toplama işi bu sene bitmeyebilir.

Telefonlara tasarruf tedbiri

Bir belediyemiz tasarruf tedbirleri kapsamında bir karar almış. İç hattan dışarıda bir numarayı arayınca yarım dakika konuşma süreniz var. Sonra telefon kendiliğinden kapanıyor.

Durumu şu şekilde gözünüzün önüne getirin. Telefonunuz çalıyor, “Ben filanca belediyeden arıyorum” cümlesi mecburen kurulmalı. Karşıdaki kişi selam verilmemesini kafaya takmamalı. Ve karşı tarafın cevap vermesine müsaade etmeden ve uygun olup olmadığına bakmadan derdinizi anlatacaksınız.

Aradığınız kişi sessizce dinler ve ilk söylediğinizde anlarsa ikinci defa aradığınızda sağlıklı bir iletişim kurma şansınız olur.

30 saniyede belediye gibi bir kurumdan arayıp, sorunu halledebiliyorsanız size önerim Dünya Rekorlar Kitabı’na başvurmanız yönünde olacaktır.

Hayatımda duyduğum en saçma tasarruf yöntemini uygulayan belediye başkanına da güzel bir madalya takdim edilebilir. Tercih sizin…

HECATİ: Bir şey değil kardeşim ne demek

İşiniz düştüğünde yine beklerim...

YORUM EKLE