Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Bir dönem yüksek sesle söylenen ve ardından da “Hamili kart yakinimdir” yazılı bir kartvizit eşliğinde sunulan bu cümle çok meşhurdu. Şimdilerde söylenmese de uygulamada değişen bir şey yok. Her alanda, her birimde karşımıza bu tip insanlar çıkıyor.

Adamın biri ayı vurmuş. Mahkemeye çıkmış. Mahkeme avcıya yüksek bir miktar ceza kesince avcı, “Bunu kim diyor hakim bey” demiş. Hakim de, “Ankara diyor” demiş. Bunun üzerine köyle, “O zaman beni asın. O dağdaki ayının Ankara’da adamı var, benim yok! O zaman ben asılmayı hak ettim” demiş.

Bir sohbet esnasında bir arkadaşıma “Senin siyasette olman gerekmez mi? Sen topluma yön verecek fikirlere sahipsin” dediğimde bana şu acı cümleyi kurdu: “Ben bütün işlerimi kuralına göre yapıyorum. Paramı kazanıyor vergimi kazandığım kadar ödüyorum. Benim siyasete vereceğim bir şey, siyasetin bana vereceklerine de ihtiyacım yok…”

Dışarıdan bakınca da öyle görünüyor.

Güçlüye yaslanıp zayıfa yaslayanların bir yerlere gelmesi çok kolay oluyor.

Dönemin iktidarı değişiyor ama dönenin iktidarı değişmiyor.

Dün bir haber okudum. Sakarya Üniversitesi’nde bir hoca akademisyen arkadaşlarına sosyal medya üzerinden sallamış. “Film fırıldak çevirmek, makam elde etmek yerine akademik faaliyet yapın” demiş.

Düşünün yani akademisyenlerin durumu bile bu şekilde. Hepsi değildir mutlaka. Ama bilimsel faaliyet yapmasını, ülkemizi ileri götürmesini, gençlerimize örnek olmasını beklediğimiz akademisyenler bile başka şeylerle ilgileniyor. Kimin suçlu kimin haklı olduğuna bakmadan söylüyorum.

Bir dönem çok meşhurdu, “Adama göre iş mi işe göre adam mı” söylemi. Her dönem gündeme geldiğinde tartışıldı. Genel olarak “Adama göre iş” kategorisi kazandı. Ama hep “İşe göre adam” söyleminde bulunuldu.

Şimdi geldiğimiz noktada tartıştığımız şey aynı.

Sırf bu işleri önlemek için KPSS çıkarıldı. Tarafsız olarak sınav düzenlendi ve neticede hak edenler bir yere girmeye başladı. Hemen ardından bu işin tutmayacağını anladık ve neyse ki mülakatlar imdadımıza yetişti. Fetö’den bile kâr etmeyi başardık bu yolla.

Düşün yani darbe olmuş ama biz ondan bile çıkar elde edebilen adamlarla karşılaşmışız.

Neyse…

Neticede bu şekilde yaşıyoruz. Bu şekilde yaşamaya da alıştık. Şimdi bize gelip “Bundan sonra herkes eşit yaşayacak” deseler, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” diyesimiz gelir…

Ya da “Bize de mi lolo” deriz…

Birilerine iyilik yaparken

Esnafın da işi zor kardeşim. Bir meslek grubuna indirim yapsa diğer meslekte olanları karşısına alıyor. Şimdi bir sendikanın kart bastırıp üyelerine indirim alması gündemde. İndirim kartı gibi bir kart. O karta sahip olduğunuzu işletmeye gösterdiğinizde belli oranda indirim alıyorsunuz.

Peki sendikaların siyasi tarafı belli olmayanı var mı?

Şimdi bir işletme size indirim yapsa bir dert yapmasa bir dert.

Kendiliğinden tarafını belli etmek istemeyen esnafa bu şekilde gidilmesi esnafı da zor durumda bırakıyor müşteriyi de…

Ben sizin siyasi görüşünüzde değilsem mesela… Sizin farklı bir siyasi görüştekilere özel indirim yaptığınızı öğrendiğimde size tavır alabilirim.

Onun için bu tarz organizasyonların yola çıkış amacı halis olsa bile uzun vadede başımıza iş açacağını düşünüyorum.

Olmasa daha iyi…

Türk Bayrağı ırkçılık mı

Sakaryaspor ile Vanspor arasında hafta sonu oynanan maçın ardından Vanspor sosyal medya hesabından Hepimiz Vansporuz başlığı açıldı.

Sosyal medya üzerinden pek çok yorum alan başlıkta dikkatimizi çeken en fazla çeken maç sonucunun yazılı olduğu skorboardun zemininin Türk Bayrağı şeklinde olması. Bu resmin üstüne ise “Sanırsın Sakaryaspor ile Van Cumhuriyeti maç yapıyor” yazılmış ve paylaşım ırkçı bulunmuş.

Sporda belli oranlarda rakibin sinirini bozmak normal karşılanır. Tribündeki insanlara o nedenle “12. Adam” denir. Ama bu işin ırkçılıkla falan bir alakası yoktur.

“Vatan millet” denince akla gelen Sakarya’da skorun Türk Bayrağı üstüne yazılması kimseye ağır gelmemeli.

Ki öğrendiğimize göre bu daha önceden alınmış bir kararmış. Yani Sakaryaspor yerine Vanspor yense de aynı zemin kullanılacaktı.

Her bulunan yarayı kaşımaktan vazgeçin. Van da bizim Sakarya da. Edirne de Ardahan da…

Kürt’ten daha Kürt’üm ben, Laz’dan daha Laz. Çerkez’den daha Çerkez, Abaza’dan daha Abaza’yım.

Hepimizin toplamı Türk ise Türk Bayrağı kimi neden rahatsız etti? Ne zamandan beri Türk Bayrağı ırkçılık simgesi oldu?

Nedir bu Türk Bayrağı kininiz?

Irkçılıkla suçlarken ırkçılık yapıyorsunuz haberiniz olsun…

YORUM EKLE

banner7

banner6