Sen şöyle bir dur Sakarya

Türkiye’nin nüfus bakımından 22. büyük şehrinde yaşıyoruz. Şehrimiz 30 büyükşehirden bir tanesi. Jeopolitik konum olarak en avantajlı şehirlerden bir tanesiyiz. Tarımda tarlalarımıza insan eksen insan biter.

Ekonomi anlamında Türkiye ekonomisinde önemli payı olan şirketler şehrimizde faaliyet veriyor.

Siyaset deseniz her partinin üst yönetiminde mutlaka bir Sakaryalı var.

“Sakarya” dedin mi insanların aklına ilk olarak “yatırım yapılacak yer” geliyor. Turizm desen bizde. Doğa turizmi için de deniz turizmi için de kongre turizmi için de müsait alanlarımız var.

Daha önce de yazdığım gibi hep bir potansiyel söz konusu. Korkarım potansiyelimiz bizimle birlikte mezara gidecek.

Sakaryaspor’un durumu hepimizin malumu. Her sezon başında yönetim krizi yaşıyoruz. Her sezon birden fazla yönetim değişikliği, birden fazla hoca değişikliği.

Sürekli bir kriz…

Hafta sonuna doğru Türkiye’nin rekabetçi şehirleri açıklandı. İlk beşte Sakarya yok. İlk onda yok. İlk yirmide de varız çok şükür. 19. Olmuşuz. Bizden önce Ankara, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Antalya, Bursa, Eskişehir, Konya var. Muğla, Adana, Balıkesir, Mersin, Çanakkale, Trabzon, Denizli ve Kayseri var.

Benim sıklıkla canımı sıkan konu Kocaali, Balıkesir ve Bursa ile aramızın bu kadar açık olması. Hadi Bursa yıllardır sanayi anlamında çok gelişti. İstanbul’a sınır olması dolayısıyla Kocaeli de bir yere kadar anlaşılabilir. Ama Balıkesir ile aramızın açılması size de enteresan gelmiyor mu?

Lafa gelince “Vatan millet Sakarya” şiir okunması lazımsa “Ayağa kalk Sakarya” ama konu sayısal verilere dökülünce “Sen şöyle bir dur Sakarya…”

Hırsızlık meslek ahlakı

Bizim gazetenin internet sitesini takip edin. Sakarya’nın ve zaman zaman da ülkenin en enteresan haberlerine denk geleceksiniz.

Dün bir haber vardı. Haberde göre Kaynarca’da bir mezarlık içinde bulunan şadırvan muslukları çalınmış. Haberi bir kitapçıda yüksek sesle okudum. Kitapçı “O da bir şey mi be kardeşim. Adam bizim dükkanın önünden namaz hocası kitabı çaldı. İstese zaten bedava verirdik” dedi.

Bir insan mezarlıktaki musluğu neden çalar? Hadi ona “eyvallah” dedik, namaz hocası çalmak nedir kardeşim? Çalıntı kitaptan namaz öğrenip cennete mi gitmeyi mi planlıyorsunuz Allah aşkına?

Bizimki de iş gerçi.

Hırsızda meslek adabı arıyoruz.

Hafta sonu da hasta olmayıverin arkadaş

Doktor olmak zor iş kabul. Ama hasta olmak hiç kolay değil. Hasta yakını olmak ise anlatılır gibi değil. Sevdiğiniz kişi gözünüzün önünde acı çekiyor ve elinizden hiçbir şey gelmiyor. Çare doktorda. Acıyı çeken sevdiğiniz gözünüzün önünde ve çare doktorda.

Şimdi kimin işi daha zor?

Pek çoğumuz bu durumda kaldık. Doktor sayısı az. İş yükü ağır. Hasta çok. Hastanın acısı ağır. Hasta yakını daha fazla. Her hastanın birden fazla yakını var.

Doktorun psikolojisi iyi olmalı ki doğru müdahalede bulunabilsin. Hasta yakınının psikolojisi iyi olmalı ki hastasına moral verebilsin. Hasta kendisine yapılan müdahaleden emin olmalı ki tedaviye cevap verebilsin.

Hafta sonu Karasu’da iki kişi kalp krizinden hayatını kaybetti. Kader diyebiliriz. Cumartesi akşamı saat 19 sularında Karasu’dan Adapazarı’na sevk edilen ve “acil ameliyata alınması gerekir” notu iletilen çocuk ben yazıyı yazarken halen ameliyata alınmamıştı. Ailenin sevk talebi de ciddiye alınmamıştı. Umarım yarın size hasta ile ilgili güzel haberler veririm.

Hafta sonu hastaneler biraz daha karışık hale geliyor. Ama insan vücudu hafta sonu hasta olmamaya programlanmış değil. Mesai saatlerinde hasta olmayı mı öğrenelim yani?

Şu işe kalıcı bir düzenleme yapılsın Allah aşkına.

Bu şehre yol lazım, kültür lazım, Toki ev falan yapıyor o da lazım. Ama en çok sağlıklı insan lazım. Sağlıklı insan için de doktor lazım. En azından “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyen atalarımızı dinlemek lazım…

HECATİ: Kendimi motive etme şeklim: Sen yaptıysan ben de yapabilirim...

YORUM EKLE