Sessiz ama haykıran hayatlar

Hayali olsa da, dolaşıyorum yine hayatın bakılmayan, daha doğrusu bakılıp, es geçilen sokaklarında…  Ellerim cebimde, aklımda bin türlü düşünce. Dilimde, öksüz kalan bir şiir kırıntısı, yüreğimde, dünün, geçmek bilmeyen sancısı ile gidiyorum, o tarihini bilmediğim son günüme. Dört bir yandan, bin türlü hayat yağıyor üstüme. Bir hayatta, bir ‘Merhaba’nın huzuru volta atıyor, bir hayatta, bir ‘Elveda’nın buruk hüznü yaşanıyor. Bir hayatta, düğün dernek kuruluyor, bir hayatta ise, vatan nöbetindeki bir asker şehit ediliyor. Her yerden duygu yağıyor üstüme. Acı yağıyor. Öfke, nefret, hüzün yağıyor. Mutluluk yağıyor bazen de. Huzur, sevgi, sevinç ve aşk yağıyor sağanak sağanak…
Sesi olmayan, ancak ağzına kadar dolu, sürekli deli gibi haykıran yüreğim ile hayatı, yorgun ve bir o kadar da yoğun olan ülkemi izliyorum yine. Ülkemde son zamanlarda çok ses olsa da, sessiz kalan, ama bir şeyler anlatan hayatlar var.
Bugün, dünyanın tam ortasına bir masa attım. Bir elimde hayali bir çay, bir elimde ise, sessizliğime ses olan kalemim. Evet, bugün, dünyanın tam ortasına bağdaş kurdum. Gözümün gittiği her yer farklı hayat dolu. Her hayat, bir günü diğer bir gününe tutmayan yürek, her yürek, sürekli konuşan duygu dolu. Bastırıldığını sanılan ancak, olmadık zamanda hortlayan heves dolu. Arzu dolu. Gerçek olabilir ve hiç bir zaman gerçek olmayacak hayal dolu. Düşünce dolu güne, gündeme ve hayata dair… Kalemler, 7/24 yazıp çizse, çeneler sürekli oynasa, yazılacak şeyler de bitmez, konuşulacak şeyler de…
Evet, zaman hiç bir şekilde durmuyor yerinde. Bazen rüzgâr olup, tozu dumana katarak geçiyor, bazen güneş olup, her yere huzur ve mutluluk saçarak, bazense gökkuşağı olup, her yeri renklendirerek gelip geçiyor ömrümüzden. Doğup, dünyaya sıcaklık veren güneş aynı. Geceye teslim olan gün, atılan kahkaha şekilleri, dökülen gözyaşları, ölümün hüznü, doğumun huzuru ve mutluluğu, kısacası dil, din, ırk farklı olsa da, yaşanan duygular her zaman aynı. Düzen aynı. Birileri bir yerlerde ağlıyor, başka birileri, başka bir yerlerde gülüyor. Adaletli olan, tam da bu aslında. Farklı zaman diliminde olsa da, ağlayan, bir gün mutlaka gülüyor, gülen de, bir gün mutlaka ağlıyor.
Evet, sessiz, ama delice haykıran hayatlar var etrafımızda. Ağaçlar mesela, kışın kuruyup, baharda yeşerirken, ölümü ve yeniden dirilmeyi haykırıyor. Dallar, solmaya inat, yeşermenin güzelliğini, kelebekler, 24 saatlik ömürde bile, hayata kanat çırpmayı haykırıyor. Tabiat bunları haykırırken, Suriyeli küçük bir çocuk, ‘Biz evsiz, yurtsuzken, siz, öz vatanınızın, özgür vataninizin değerini bilmiyorsunuz’ diyor en masum haliyle. Filistinli bir genç, hain elin sıktığı kurşun ile mücadele ederken, ‘Biz ölüyorken, siz klavyeyle uğraşmaktan, şükrü ihmal ediyorsunuz’ diyor en sessiz, ama çılgınca haykıran haliyle.
Evet, etrafımızda zor şeyler yaşanıyor. Bu yaşanan şeyleri, objektif olarak izleyip dinlemek lazım. Ve bu zor günlerde, siyasi fikrimiz ne olursa olsun, ay yıldızlı bayrak altında bir re birlik olmak lazım.  

YORUM EKLE

banner22

banner21