Sessiz Dostlarımız için

Bir düşünün; yollardasınız, başınızı sokabileceğiniz bir kulübe, güvenebileceğiniz kimse yok; dünyada size ait hiçbir şey yok. Hava soğuk, karnınız aç. Yiyecek bir lokmanız, sığınacak bir odanız yok. Tek umudunuz çöpten bir parça bozuk yiyecek bulmak, çöp arabaları gelmeden.

Siz bütün bu yokluk karşısında hayatta kalmaya uğraşırken, yoksunluk çektiğiniz her şeye sahip olan insanlar sizden tiksiniyor, kaçıyor veya sizi taşla, sopayla kaçırmaya çalışıyor ve türlü işkenceler.

İşte bir saniyeliğine sokakta yaşayan bir hayvanın hayatı.

Yukarıda sayılan her bir mücadeleyi aynı anda yürüten, bazen kışın soğuktan donarak ölen, bazen hız sınırının üzerinde giden bir araç tarafından ezilen hayvanlara bir borcumuz var. Ancak ne var ki insanlar bu hayvanlara her türlü işkenceyi yapıyor; dövüyor, öldürüyorlar. İnsanlar trafikte ezdiği hayvanı kaldırıp yolun kenarına koymaktan bile aciz.

Ülkemizin dört bir yanından haberler yer alıyor gazetelerde her hafta, her gün. Barınaklarda zulme uğrayan, sayılarının fazlalığından şikayetçi olunduğu gerekçesiyle zehir içirilerek öldürülen hayvanlar, daima gündemimizde. Ancak üzülerek belirtmek zorundayım ki zulmün fazlalığı toplumda tepki oluşturmaktan ziyade normalleşmeye sebep oldu. Artık bireyler bu haberleri umursamıyor, üç saniyeliğine bakıyor ve geçiyorlar. Oysa biz karıncayı dahi incitmeye kıyamamış bir neslin evlatlarıyız.

Pek çok kişi hayvanlara yapılan saldırıların fazlalığını mevzuatta boşluklar olmasına ve var olanın da uygulanmamasına bağlıyor. Bana göre, insan için mevzuattan önce gelen bazı noktalar mevcuttur. İnsanın ahlaki değerleri, eğitimi burada ön plana çıkmalıdır. Dolayısıyla, bir birey, bir hayvana, mevzuat emrettiği için değil, kendi vicdanı ve ahlakı el vermediği için zarar vermemelidir.

Bizlerden tek ihtiyaçları bir kaşık lokma, bir kap su. Lütfen sizler de çevre kirliliğine yol açmayacak ölçüde kapılarınızın önünde bu misafirlerinizi güzel ağırlayın.

YORUM EKLE

banner7

banner6