Seyirci Olmak

Hayatı, bir tiyatro, bir film, yıllar boyunca süren bir dizi ya da sadece doksan dakika süren bir maç gibi izlesek, gözlerimizden süzülen bakışlar, nasıl şekil alırdı bilmiyorum. Geçici olduğunu bildiğimiz için, daha güzel mi bakardık etrafa. Bugün üzülüp, kızdığım şeyler, hayat seyircisiyken de, bu kadar etkisi olur muydu üstümüzde.  Ya da ne bileyim, bugün bizi çok mutlu eden, bugün bizi delice tebessüm ettiren şeylere, hayata dışarıdan bakınca da, yine gülebilir miyiz?
Hayatın oyuncusu değil de, seyircisi olsak, belki o zaman duyguların perde arkasını, belki o zaman hayatın özünü, net bir şekilde görebiliriz. Bize, dışarıdan bakınca, sevinip, saatler boyunca Allaha şükür edecek noktalarımız olduğu gibi, “neden böyle’’ dedirttirecek, bize yabancı gelen, bize ait olmayan noktalarımız da var. Ancak, hayatı kanla canla yaşayınca, duygular birer birer düşünce yüreğe, hayaller gerçekleşmeyince, seyirci iken gördüğü değerleri, hayatın oyuncusu  iken, net bir şekilde göremiyor insan. Çünkü oyuncu, en çıplak haliyle, hayat sahnesindedir. Senaryosu hak tarafından yazılan, hiç bir repliğin bilinmediği, her şey anlık olduğu hayat sahnesinde.
Seyirci olmak mı, yoksa oyuncu olmak mı daha güzel ve daha kolay bilmiyorum. Bildiğim tek şey, ruh, bedene “hoş çakal” demediği sürece, hiç kimse, hayat sahnesinden, hiç bir zaman inmeyecek. Yürek, ne söylerse söylesin, duygular ne şekil alırsa, o şekli alsın ve insan, ister en tepede olup, bağıra bağıra mutluluk şarkıları söylesin, ister dibin en dibinde, ağlayıp sızlansın hayatına. Vakti gelmeden kimse, bu sahneden inmeyecek işte.
İnsan hayatında, ne yaşarsa yaşasın, güneş, doğması gereken zaman doğmaya, batması gereken zamanda batmaya, yıllar, bitmesi gereken bitip, başlaması gereken zamanda başlamaya, kısacası dünya, olması gerektiği gibi dönmeye, tüm hızı ile devam ediyor.
Evet, dünya dönmeye devam ediyor,  zihinler bunu çok iyi biliyor. Ama bunu biliyor olmak, kadere “eyvallah’’ demeye yetiyor olsa da, akışta yaşamaya yetmiyor bazen. Yaşananlara bir neden aramamaya, hayatın, her gününe tebessüm ederek uyanmaya ve her zaman, “varsın bu da böyle olsun’’ demeye, yetmiyor ne yazık ki. Çünkü seyirci olmak istesek de, her insan nefes aldığı sürece, her daim hayatın oyuncusudur aslında. Ve çoğu zaman da, gereksiz bir şekilde, senaryosunu da, oyununa da karışmak ister.  Senaryodaki tek harfi değiştiremeyeceğini, biliyor olsa da…
Fakat her zaman olmasa bile, arada sırada seyirci olmayı bilmek lazım. Ne yazıldıysa, sadece onu oynamak ve yazana, saatlerce şükür etmek lazım. 

YORUM EKLE

banner22

banner21