Şeytanlığın yolu üstünlük taşlarıyla döşeli

Irkçılığın ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalık olduğunu düşünüyordu Amerikalı siyahi bir Müslüman olan Malcolm X.
Amerika’nın İslam’ı anlamaya muhtaç olduğunu söylüyor ve devam ediyordu:
“Çünkü bu din, ırk sorununu söküp atan dindir.”
Sözleri, ilhamını İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (sav), Veda Hutbesi’ndeki sözlerinden alıyordu:
“Ey insanlar!
Rabbiniz birdir, babanız birdir.
İslam'da insanlar eşittir.
Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem de topraktan yaratıldı.
Allah katında en değerliniz, en çok Allah'a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır.
Bir Arab'ın, Arap olmayana, bir başkasının Arab'a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur.”
Bu sözler de aslında Kur’an-ı Kerim’deki bir ayetin yorumlanmasıydı:
“Ey insanlar!
Bakın, Biz sizi bir erkek ve bir kadından, bir asıldan yarattık, ve sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz.
Şüphesiz, Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı derin bir sorumluluk bilincine sahip olanınızdır.
Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.”
Tüm bunlar, temel kaynağından, modern zamanlardaki yorumlarına kadar değişmeyen bir hususa dikkat çekmiş oluyor; tüm insanlar yaratılışları itibariyle eşittir, hiç kimsenin bir başkasına biyolojik, kalıtımsal, kavmi, ırksal bir üstünlüğü kesinlikle söz konusu değildir.
İnsanların yeryüzünde farklı renklerde, farklı ırklarda, farklı dillerdeki varlıkları ise birbirleriyle tanışmalarına, kaynaşmalarına, sosyal ve kültürel olarak etkileşime girmelerine vesile olmalıdır; yardımlaşmaya, dayanışmaya zemin oluşturmalıdır; üstünlük taslamaya, aşağılamaya, ötekileştirmeye, dışlamaya yahut yok etmeye değil!
Lakin uzun zamandır insanlık hikayesinde; renginden, ırkından, inancından, mezhebinden, kültüründen ötürü kendisinde büyük bir yanılgıyla üstünlük vehmedenlerin, kendisinden görmediklerine yönelik uyguladığı şiddetin ve sömürünün acı sahnelerine şahit olmaktayız.
Son örneğini Yeni Zelanda’da, Cuma namazı esnasında gerçekleşen katliamda gördük.
Kendi beyaz teninde, kendi dini inancında, kendi hayat tarzında üstünlük görüp, başka bir inancın mensuplarını insandışı bir varlıkmış gibi sayabilecek kadar insanlıktan çıkan bir zihniyet, elindeki silahlarla, görüntülerini canlı yayınlayarak, onlarca masum cana kıymaktan hiç sakınmadı.
Fakat unutmayalım ki, bu cani noktaya, bu vahşi aşamaya da bir anda gelmedi.
Beslendiği yazılı ve görsel kaynaklar, etkilendiği politikalar, sanal alemde dahil olduğu sosyal ağlar, beğendiği sayfalar, diğer birçok etken ile birlikte ortaya bu korkunç sonucu çıkardı.
Bu hastalıklı zihniyetin, politik bir ideolojiye; partisel yahut paramiliter bir örgüte, kurumsal bir iktidar aygıtına dönüştüğünde nasıl daha trajik sonuçlara yol açabildiğini de hem geçmiş hem de günümüz tecrübelerinden biliyoruz.
İşte bu yüzden, insanlar arasında ırkçılığın, milliyetçiliğin, dinsel ya da din karşıtı yobazlığın, mezhepçiliğin her türlü türevinden uzak durmaktan yanayım, çünkü okuduklarımdan, yaşadıklarımızdan öğrendiğim bir şey var:
İnsanı, insanlık ortak paydasından çıkarıp diğer insanlardan üstün olduğu iddiasına yönelten her şey, insanı adım adım şeytani bir varlığa dönüştüren yolun taşlarını döşenmesine hizmet ediyor.
O yüzden, özellikle farklı etnik, dini, mezhebi kimliklerin bir arada bulunduğu bu coğrafyada, insanların birbiriyle tanışıp kaynaşmasına vesile olmak yerine kutuplaşıp çatışmasına yol açan her türlü millet, siyaset, lider, parti, cemaat, örgüt, dernek, vakıf, sendika vs. taassubundan her şekilde arınmadan, bizi iyiliğe ve doğruluğa, barışa ve adalete, esenlik ve selamete götürecek bir yol açamayız.

YORUM EKLE

banner7

banner6