Sil baştan

       Gelin şimdi sizinle bir rüya görelim. Rüyanızda 20 yaşındasınız ve bazı planlar yapıyorsunuz. Yaklaşık 30 yıl çalışıp emekli olmayı ve bir miktar para biriktirmeyi istiyorsunuz. ( Mesela, 5 milyon). Bu arada bunu yaparken de maddi ve manevi hayatınızda kısıtlamalar yapmayı düşünüyorsunuz. Fazla mesailer, ikinci işte çalışmak, ihtiyaçlarınızdan azaltma yapmak ve inanç ve değerlerinizin gereklerini yerine getirmemek gibi.

       Sonuçta da hedeflediğiniz şeylere tam hesap ettiğiniz gibi ulaşıyorsunuz. Tam bu durumun hazzını yaşamak üzere iken bir haber alıyorsunuz. Hiç tahmin etmediğiniz bir yerden veya kaynaktan yüklü bir meblağın size kaldığını öğreniyorsunuz.(Mesela, 50 milyon). Bunun nereden- kimden olduğu ile ilgili konuyu sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Peki, bu durumda neler hissederdiniz?

       İşte bu karmaşık duygular içinde iken vücut kimyanız bozuluyor veya başka bazı saiklerle rahatsızlanıyorsunuz. Tabii hemen bir hastaneye koşturuyorsunuz ve doktor bir kısım muayeneler sonrasında şüpheli bulgulara rastlıyor. Bazı film ve tahliller istiyor sizden. Sonuçta da sizin önemli bir hastalığınız olduğunu ve birkaç ay ömrünüzün kaldığını söylüyor size. (Mesela, 6 ay).

       Şimdi ömrünüzün kalan kısmını nasıl geçirmek istersiniz? Otuz yıldır yiyemediklerinizi yemek, gezemediğiniz yerleri gezmek, dinlenmek, uyumak (v.s.) mı? Yoksa bu süre içinde ister istemez kırıp döktüklerinizi tamir etmek mi? Ya da tövbe edip inancınız ile ilgili görevleri fazlasıyla yerine getirmek mi? Herhalde bu hayatınızdaki en zor tercihlerden biri olacaktır ve karar vermek de pek mümkün görünmüyor, değil mi?

Bu arada anne (veya baba) seslenir:

—Haydi, uyan oğlum(kızım), namaz vakti, bugün yeniden başlayabilirsin hayatına sil baştan.

         Kur’an-ı Kerim dünya hayatından bahsederken oyun ve eğlenceye vurgu yapar. Yani der ki siz hayatınızı bir oyun veya eğlenceye çeviriyorsunuz veya oyun ve eğlenceyi haddinden fazla önemsiyorsunuz. Hâlbuki bu dünyada çok daha önemli şeyler var, değerler var, der. Bazen de hayatı sadece bu dünyada kalacak şeylerle sınırlandırıyorsunuz ama bir de ahret yurdu var, oraya yönelik de çalışmalısın, diye uyarır.

        Aslında şunu söylemek istiyorum: İnsan hayatını aklını kullanarak olası sonuçları da düşünerek, geri dönüşü olan bir yola girmeden sanki kendisine sil baştan bir imkân verilmiş gibi yaşamalıdır. Aslında vahyin önemli hatırlatmalarından biri de ahretteki hesap sonrası bazılarının yeniden dünyaya dönmek istemeleridir. Ama onlara söylenen bunun mümkün olmadığı veya dönseler bile aynı şeyleri yapacaklarıdır. İnsanın zaten dünya hayatında da zor veya kötü durumlarla karşılaştığında kendi isteğiyle Allah’a söz verdiği ama durum düzelince hemen unuttuğunu söyler kitabımız:

(Rum Suresi 33) ‘’İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca (yani normal hale dönünce), bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar(yani yine bildiklerini okuyorlar).’’

           Hadi kendinizi bir test edin!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Oktay tarakçı
Oktay tarakçı - 7 ay Önce

Aynen katılıyorum

Mehmet gezer
Mehmet gezer - 7 ay Önce

Mütevazi bir hayat dünya ve ahiret için çok fazla abartmadan sorumlulukları yerine getirmemiz yeterli olacak sanırım. Emeğinize sağlık hocam güzel yazı......