Siyasete girmenin tam zamanı

Yerel seçim ile genel seçimin aynı yıla denk gelmesi sonrasında 2024 yılına kadar seçim olmayacağı ifade ediliyor ve ülke içinde bir huzur ortamının eseceği konuşuluyordu. Oysa ki odalar dört yılda bir dernekler iki ile üç yılda bir kongre yapmak zorunda.

Şoförler odaları, esnaf odaları, meslek odaları, ticaret odaları seçime gidecek.

Bu ülkede kimi esnaf, kimi şoför, kimi meslek odası üyesi. Dolayısıyla parça parça bir seçim dalgası daha bizi bekliyor.

Elbette bununla sınırlı da değil

Siyasi partiler de en geç üç yıllık zaman dilimleri içinde kongreye gitmek durumunda.

Genel olarak süre iki buçuk yıl falan oluyor.

Bu noktada elbette halkı doğrudan idare edenler değilse de halın oy vermesinde yol gösterici olanlar, partilerinin siyasi görüşlerini vatandaşa aktaranlar ya güven tazeleyecek ya da koltuklarını devredecek.

Meslek odaları seçimleri kısım kısım bizi ilgilendiriyor ama siyasi partilerin kongreleri doğrudan toplumu ilgilendiriyor. Çünkü bir meslek komitesi sadece kendi alanında kararlar alıyor ama siyaset mekanizması ne yazık ki her konuda fikir sahibi. Hatta duruma göre söz sahibi. Belirleyici konumda yani.

Demek ki bu kongreler her konuda belirleyici olanların kim olacaklarının belirlendikleri süreçler. Her konuda karar verecek olanların kimler olacağına karar verilecek. Biraz karmaşık gibi duruyor ama aslında öyle değil.

Benim hakkımda kimin karar vereceğine ben karar veriyorum. Aslında bu kadar basit.

Eğer her şey planlandığı gibi giderse (Allah’ım ne olur gitsin. Sürekli sandığa gitmekten yorulduk artık) bu dönem göreve gelen il ve ilçe yönetimleri seçim görmeyecek. Teşkilatlanma ve seçim hazırlıkları konusunda çalışacak. Yani hiç seçim olmayacakmış gibi hazırlık yapacak ama yarın seçim olacakmış gibi de sandığa hazır olacak. Sonuçta her siyasi seçimi tadacaktır…

Genel olarak anne babalar, özellikle de çocuklarını üniversiteye gönderirken “Aman evladım siyasetten uzak dur” derler. Çocuklar okuyup fikir sahibi olduklarında anne baba yeniden müdahale eder ve “Siyasete bulaşma” der.

“Siyasete bulaşmak…”

İnsan neye bulaşır ve bulaşırsa ne olur? Kirli şeye bulaşırsınız ya da o size bulaşır. Bulaştığınızda kirlenmiş olursunuz. Ailelerin bilinçaltındaki durum bu…

Siyaset kirli ama bizim geleceğimiz hakkında karar veriyor. Adamlar çıkarları için orada ama bizim çıkarımızı savunmayı bekliyoruz. Öyle mi?

Temiz insanlar siyasete girmediği sürece bu şekilde yönetileceğiz. Onun için bu dönemde kendini temiz bulan kişilerin siyasete girmesi gerektiğini düşünüyorum. Yakın zamanda seçim olmadığı için çıkarı için siyaset yapanlar bu dönem kendini geriye çekecektir.

Tertemiz duygularla kendi inandığı ideoloji ile siyasete girmeye hazırlananlar bu dönem bu şansı kolaylıkla bulacaklardır.

Siyasete bulaşmayın. Siyasetten korkmayın. Siyasete girin. 

Unutmayın ne olur:

Temiz insanlar siyaset düşünmedikçe siyasetteki insanlar temiz insanları düşünmeyecektir.

Taşındık

Gazetemiz renklendi. Sayfa sayısı da arttı. Değişim rüzgarı esmeye devam ediyor. Bundan sonra daha fazla haber, içerik bulabileceğimiz bir yapıda olacağız.

Size her gün daha güzel bir gazete sunmak için çalışan ekip arkadaşlarımız daha da heyecanlı.

Elbette bu değişim esnasında biz de yerimizi değiştirmek zorunda kaldık. Bundan sonra bu sayfada sizinle olacağız. (Soyadımın Kara olması ile siyah sayfada yazmam arasında bir bağlantı kuran fesatlık peşindedir. Ne yani soyadım Kara yerine “Sarı” olsaydı sarı sayfalarda mı yer alacaktım?)

Netice olarak bundan sonra buradayız.

Her gün bekleriz efendim…

Suriyeli meselesi

Cumartesi günü “Suriyeliler memleketine döner mi” başlıklı bir yazı yazmıştım. Sürekli okurlarımız hatırlayacaktır. Bu konu üzerine pek çok eleştiri aldım. Pek çok kişi görüşlerini sıraladı.

Bir tanesi mesela, “Suriyeliler ucuz iş gücü. Onlar gitmek istese buradaki bazı işverenler karşı çıkar” dedi. Bakınca evet.

Bir başkası, “Türkiye, Suriyeliler için şartları orada iyileştireceğine burada iyileştirsin” önerisinde bulundu.

En güldüğüm yorum ise, “Abi tabi ki ülkelerine geri dönerler. Oradakileri de alıp buraya gelmek için” şeklinde oldu.

İzahı olmayan şeylerin mizahı oluyor demek ki…

HECATİ: Hasta insan tamam da hastalıklı insan hiç çekilmiyor…

YORUM EKLE

banner7

banner6