Siyasetin dili ve o zihniyet...

‘’Siyasetçi, eğer hakaret etme zavallılığını gösteriyorsa ya başarısızlığını örtmeye çalışıyor ya da var olan kalitesini gösteriyor…’’ diye yıllar önce söylemiştim. Kimi kast ediyorsun diye sorduklarında da verdiğim cevap; Kimin ağzından hakaret dolu sözler çıkıyorsa onu kast ediyorum.

Gerçekten önemlidir siyasetin dili. Doğru kullanılmazsa kardeş kardeşi birbirine düşürür. İki arkadaşı birbirine düşürür. İki komşuyu birbirine düşürür. İki akrabayı birbirine düşürür. Bir mahalleyi birbirine düşürür. Hatta bir MİLLETİ birbirine düşürür. Bu tür siyasilere söylenecek çok söz var ama buraya yazmayayım. Hak etmedikleri için değil siz çok değerli okurlarımıza saygısızlık olmaması için yazmayayım. Bu yüzden genç arkadaşlarıma tavsiyem yakınlarınızla ve arkadaşlarınızla siyasi tartışmalara girmeyin. Siyasiler barışır ama siz hep birbirinize kırgın kalırsınız. 

Siyasetin dili demişken siyasetçilere de bakmak lazım. Bazı siyasetçiler var proje hazırlar. Projelerine kaynak bulur. Ve kaynak bulduğu projeleri hayata geçirir. Yani verdiği sözü yerine getirir. Bazı siyasetçiler ise; Vaat eder. Yani söz verir. Verdiği sözü yerine getirmediği halde vatandaş alkışlıyor diye aynı sözü yine verir. O da yetmez birde üstelik din, dil, ırk ve mezhep gibi ortak değerler üzerinden siyaset yaparak nemalanır. Genç arkadaşlara bir başka tavsiyem; Bunlara dikkat edin. Kandırılmayın.  

Gelelim O ZİHNİYETE…

O zihniyete göre DOĞRU kişiye göre değişir. Yani kendileri yaparsa doğru. Suç değil. Cezası yok. Ama başkası yaparsa yanlış. Suç. Cezası var. Hatta idam bile edilmeli. O zaman bir bakalım ne demek istediğimize.

Kaftancıoğlu’nun yedi sekiz sene önce attığı o mesajlara katılmıyorum. İyi de aynı dönemlerde FETÖ terör örgütü lideri Fethullah Gülen’e ‘‘Hocaefendi, Nurlu Adam, İslam’ın Önderi’’ diye övgü dizenler ne olacak? 45 bin vatandaşımızın katili PKK terör örgütü lideri APO’ya ‘‘Öcalan’ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var… Öcalan’ın mesajları bizimde düşüncelerimiz… Öcalan Türkiye’nin önünü açıyor… Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan çıkardık…’’ gibi ifadelerle övgü dizen siyasiler neden yargılanmıyor? Kaftancıoğlu suçluda FETÖŞ ve APO’ya övgü dizen siyasiler suçlu değil mi?

MİT kanununa göre MİT personelinin ve yakınlarının ifşası suç. Bunu kim hangi sebeple yaparsa yapsın TCK’na göre yargılanmaları da gayet normal. Normal olmayan ise; Cezaevinde öldürüldüğü iddia edilen Kaşif Kozinoğlu’nu çarşaf çarşaf manşetlerle gazete ve televizyonlarında deşifre edenlerin yargılanmaması?   

Turizm amaçlı hatıra para bastırmak suçmuş. Eyalet özentisi imiş. Para bastıranda terörist zihniyetli imiş. İyide bu durumda FETÖŞÜN himayesinde düzenlenen Türkçe Olimpiyatları için hatıra para bastırılması ne oluyor?

Neymiş? Baro Başkanları % 49’u temsil etmiyormuş. Demokratik değilmiş. Seçimi kaybedenlerin hakları ne olacakmış? Baroların yapısı tek adam sistemine dayanıyormuş. Ben demiyorum bunu. O zihniyet söylüyor. Aslında çok da doğru söylüyorlar. Bizde aynı şeyleri söylüyoruz. İyi de; Cumhurbaşkanlığı parlamenter sistemi ile Barolar sistemi çoğunluk esasına göre tıpa tıp aynı. Üstelik bir tarafta partili Cumhurbaşkanı diğer tarafta partisiz Baro Başkanı var. Demokrasi mi denmişti?  Sahi ne olacak % 49’ın hakkı?

1990’lı yıllarda sokaklarda ve meydanlarda hak ve hukuk arayışında bulunurken güvenlik güçlerinin yaptığı orantısız güç kullanımını anlata anlata SİYASETEN NEMALANAN o zihniyet bugün hak aramak için Ankara’ya yürüyen Baro Başkanlarının Ankara’ya sokulmamasını engelledi. Yine aynı yıllarda GREV SÖZCÜSÜ yeleği giyerek sendikaların yaptıkları grev ve hak arama yürüyüşlerine destek veren o zihniyet aynı hakkı aramak için sokağa çıkanları terörist olmakla bile itham etti. Demek ki mevzuu hak değil siyasi ikbalmiş.

Geçen hafta İstanbul’da normalin üstünde yağmur yağdı. SEL oldu. Yıllardır olduğu gibi trafik tıkandı. Muhalefet Belediyesi ya. Hemen başladılar İMAMOĞLU nerede? Belediye neden çalışmıyor? Neye rağmen yapıyorlar bu yorumları? 25 sene İstanbul’u kendilerinin yönetmesine, 40-50 yıllık alt yapıyı bu süre içinde değiştirmemelerine ve kendi ifadeleri ile İstanbul’a ihanet etmelerine rağmen. Ama kendilerinin kazandıkları Bursa’da aynı sel olmasına ve üstelik 6 vatandaşımız hayatını kaybetmesine rağmen yaptıkları yorum; Doğal afet hayatı olumsuz etkiledi. Allah aşkına görüyor musunuz o zihniyeti?

Belediyelere baktığımızda o zihniyetin çok daha başka örneklerini de görmekteyiz. Örneğin; Haliç’in temizlenmesi. Adam gelmiş Haliç’i temizlettiriyor. Özellikle son 10 senede oluşmuş binlerce ton çamuru çıkarmaya başlamış. Soruyorlar bir senelik Başkana. Haliç neden kirlendi? Yazardım buraya neden kirlendiğini de neyse kalsın.

Bir başka örnek belediyelerin borçlanma yetkisi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Ankara’nın 50 yıllık alt yapısını değiştirmek için borçlanma yetkisi istiyor. Belediyeyi 9.5 milyar lira borca sokan ve Ankaparka 750 milyon dolar gömen o zihniyet karşı çıkıyor. Bir de üstelik Ankaralının sağlığını hiçe sayarak. Merak etmesinler. Unutmayacağım bu halk düşmanlığını. Seçimlerde tekrar görüşeceğiz.

Ankara demişken İstanbul farklı mı? Orası da borçlanma yetkisi istiyor. Vakıflara milyonlarca dolar akıtan ve binlerce araç kullanımı ile israf şampiyonu olan o zihniyet önce karşı çıkıyor. Bakıyor kamuoyundan çok büyük tepki var. Kısıyor kısıyor. Sonunda talep edilenin yarısından biraz fazla borçlanma yetkisi veriyor. Anlaşıldı. İstanbul halkının verdiği o iki DEMOKRASİ DERSİ yetmemiş. Üçüncüsünü istiyorlar.

Deprem olur belediyeler yardım eder. Sel olur yine Belediyeler yardım eder. Sadece kendi halkımıza mı? Dünyanın birçok ülkesine yani yabancı halklara bile Belediyelerimiz yardım yapmıştır. Suriyelilere de yaptılar. Suriyeliler için bağışlar toplandı. Kampanyalar düzenledi. Sonuçta İNSANLIK görevimizi yerine getirdik. İyi de sormak lazım bugün aynı kampanyalar ve bağışlar neden engellenmek istenir? Ben cevap vereyim mi? Düşünce ve uygulama bakımından millet ittifakı belediyelerinin hep bir adım gerisinde olduklarından.

Fatih Sultan Mehmet’in tablosu. Birisi bana Osmanlı torunu olduğunu iddia eden o zihniyetin nensupları sırf İmamoğlu satın aldı diye Fatih Sultan Mehmet’in tablosunu eleştirecek deselerdi inanın inanmazdım. Neymiş? 8 milyon verilir miymiş? Verilemez denilen para O zihniyetin iki günlük gideri bile değil. Ayrıca itibardan tasarruf olmaz diyerek milyonlarca dolar harcayan o zihniyet eğer aynı tabloyu almış olsaydı o tablo havaalanının da mehter marşı ile karşılanır en az bir ay propagandası yapılırdı. Aslında burada sorulması gereken soru şu; Neden Kültür Bakanlığımız bu tabloyu satın alma ihtiyacı hissetmedi?  Veya düşünemedi?

Sonuç olarak şunu söylemek isterim. DOĞRU TEKTİR. Eğer yanlışı yapan kendiniz bile olsanız ÖZ ELEŞTİRİ yapma ihtiyacı hissetmiyorsanız ya VİCDANINIZI ya da AKLINIZI sorgulamayı unutmayın.

Ayrıca hiç kimse merak etmesin. Zamanı geldiğinde ya millet iradesine ya da bir Kanun Hükmünde Kararnameye bakar zaman aşımının kaldırılarak herkesin yargı önüne çıkması. Tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi.

Saygılarımla,

Sinan Ulusinan

29 Haziran 202

YORUM EKLE
YORUMLAR
Saime macuncu sancaktar
Saime macuncu sancaktar - 2 hafta Önce

Çok güzel bir tesbit ,kutluyorum

Mustafa Berber
Mustafa Berber - 2 hafta Önce

Arkadaşım yüreğine sağlık. Saygılar