Sizin yaptığınızın cezasını biz çekiyoruz

Temel uçakta seyahat ediyor. Uçak türbülansa giriyor. Panik başlıyor. Temel gayet sakin. Millet Temel’e “Arkadaşım uçak düşüyor. Bu ne rahatlık” deyince Temel, “Düşerse düşsün babanın uçağı mı” diye tepki veriyor.

Koronavirüsle mücadelede yeni normal döneme geçtiğimiz ilan edildi. Kimse “Yeni” kelimesini umursamadı. Herkes “Normal” kelimesini gördü ve yoluna devam etti.

Siz yolunuza devam ederken koronavirüs de yoluna devam etmiş oluyor.

Bizim “Bana ne koronadan” deme lüksümüz var mı?

Korona ile mücadele trafikte seyretmek gibi. Sen ne kadar kurallara uysan da biri gelip sana çarpabiliyor. Üstelik koronavirüs ile mücadelenin ehliyeti de yok. Önceden 18 yaş altı 65 yaş üstü sokağa çıkamıyordu. Şimdi herkes sokakta.

Virüs ile mücadeleyi devlet çok ciddiye aldı. Vatandaş ise sıklıkla “Ne gerek var” havasında gezdi. Devletin aldığı sokağa çıkma yasaklarını bile keyfi bulup eleştirenler oldu.

“E peki! Alın çıkın sokağa” dendiğinde ne oldu? Vaka sayılarındaki artış sizi de tedirgin etmiyor mu?

Kurallara her ne kadar uysanız da az önce biri ile tokalaşan birini gördüğünüzde çekingenlik göstermiyor musunuz?

Önlem almayanları ya da kurallara uymayanları nezaketle uyarmaya gayret ediyorum ben. Kimini sevdiğim için ikaz ediyorum. Kimi de sevdiklerime zarar verebilir diye.

Kurallara uymayanları görüp görmezden gelmek, yukarıdaki fıkrada Temel’in “Düşerse düşsün. Babanın uçağı mı” yanıtına benzer.

Ev alırken neye dikkat ediyorsunuz

Sakarya’da ekonominin canlandığını ev satışlarından anlayabilirsiniz. Bizde insanların cebi az para gördüğünde ev alırlar. Emekli için de böyledir, işe giren için de. Onun için evlenme programlarında hep “Evin var mı, araban var mı” diye sorulur (Elbette evlilik programı izlemiyorum. Bir arkadaşım izliyor, o anlattı).

İnsanlar yıllarca para biriktiriyor ya da yıllarca kredi ödemeyi göze alıyor. O kadar emek bir hayal için: Ev sahibi olabilmek.

Ev alırken neyine bakmak lazım?

Müteahhidine bakmak bir yöntem. İşçiliğini incelemek bir yöntem. Mevkiine bakmak bir tercih sebebi. Yola, camiye yakınlığı bir kriter olabilir. Önünden dolmuş geçmesi, ulaşım imkanı… Havuzu, kapısı, koruması, bahçesi, komşusu…

Bunların hepsi birer değerlendirme ölçütü.

Peki son zamanlarda daire alırken sağlamlık kaçıncı sırada soruluyor? Binaların fay hatlarına uzaklığı falan…

Hayallerinizin sonu hüsran da olabilir. Aldığınız ev mezarınız da…

Sakarya 1999 depremini yaşadı. Bu şehirde ortalama her 30 yılda bir büyük bir deprem yaşanıyor. Son büyük depremin üstünden 21 yıl geçmek üzere. Allah bilir tabi ama istatistiksel olarak bir sonraki depreme en iyi ihtimalle 9 yıl uzaktayız. En kısa vadeli ev kredisi ise 10 yıl. Yani bugünlerde aldığınız binaların henüz kredisi bitmeden bir deprem yaşama ihtimalimiz çok kuvvetli.

Onun için bırakın havuzu, bahçeyi, ebeveyn banyosunu falan.

Ev sağlam mı ona bakın…

Zaman aşımları ne olacak

Kovid-19 pandemisi dolayısıyla Türkiye’de yargı da tatile girmişti. Bugün adliyeler açılıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 26 Mart’tan bu yana mahkemeler kapalı. Neredeyse 3 ay olmuş. Hukukta hak kazandırıcı ve hak kaybettirici zaman aşımları var. Bu üç aylık süre içinde yaşanan zaman nasıl değerlendirilecek? Acaba askerlik gibi aradaki süreden düşülecek mi yoksa “Alana verene hayırlı olsun” mu denilecek?

Bundan sonraki dönemde mesela… Üç yıl sonra. Bu arada geçen üç ay nasıl değerlendirilecek?

Adalette tatilin olması tatilde adaletin işlemediği anlamına gelmez.

HECATİ: Ben pes etmeden sen kazanmanın hazzını yaşayamazsın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kaya bey
Kaya bey - 1 ay Önce

Çok güzel samimi yazilar zevkle okuyorum.eline sağlık