Sofuoğlu mutlu değil

Sporcular aslında duygusal insanlar. Duygularını gizleyemiyor. Sevincini de üzüntüsünü de yoğun yaşıyor. Herkesin içinde bağırarak sevincini kutluyor. Başarısız olduğunda etrafındakilere aldırmadan ağlayabiliyor.

Siyasiler ise bunun tam tersi. Ağlaması gereken yerde de kendini tutuyor, gülmesi gereken yerde de.

Sporcu rahat giyinmeyi, rahat yaşamayı sever. Politikacı takım elbise giymezse kendini eksik hisseder.

Sporcu genel olarak “Abi, kaptan” diye hitap eder. Siyasetçi “Beyefendi” ya da “Başkanım” diye seslenir.

Bir de her şey yerinde güzel. Sofuoğlu’nun hayranları arasında CHP’li de vardır, MHP’li de. O ise iktidar partisinin milletvekili konumunda.

Gözleriniz çok güzel olabilir. Ama yüzünüzde beş santim aşağı alamazsınız. Tam yerinde güzeldir çünkü.

Kenan Sofuoğlu Türkiye’yi temsil ediyordu. Kars’taki adam da aynı heyecanı taşıyordu, Edirne’deki de. Şimdi Sakarya Milletvekili olarak anılıyor.

Sofuoğlu onun için mutlu değil. Başkası için dikilmiş bir elbiseyi giyiyor çünkü. İyi niyetinden hiç şüphem yok. Ama mutlu olmadığını da herkes görüyor. Bence Sofuoğlu özgür bırakılmalı. Hem kendisi hem de Türk Sporu için bu durum değerlendirilmeli.

Asansör güzel örnek

SATSO TOBB Sakarya İl Genç Girişimciler Kurulu tarafından gerçekleştirilen panel gerçekten ilgi çekiciydi.  Takip edenler açısından faydalı olduğunu da düşünüyorum.

Başarılı işadamlarını Sakarya’da ağırlamak çok güzel bir proje. Bunun için gayret gösterenlere ayrı bir teşekkür etmek lazım.

Sadettin Saran’ın söylediklerine gelecek olursak…

“Başarıya giden yolda asansör kullanılmaz” diyor. Dahası tırmanmanın da lazım olduğunu söylüyor. “Kaybettiklerinizden aldığınız dersi de kaybetmeyin” diyor.

Herkesin Amerika’da hayallerini gerçekleştirmeye çalıştığı bir dönemde Türkiye’ye dönüp hayallerini gerçekleştirdiğini anlatıyor.

Haberde okuyacaksınız zaten… Çok vurucu cümleler kullanmış.

Ama beni etkileyen “Başarıya asansörle çıkılmaz. Tırmanmayı öğrenin” cümlesi oldu.

O iş Türkiye

İşe giriş sınavları ve kura yöntemleri ile ilgili özel hassasiyetim var. Sürekli okurlarımız biliyor. Çarşamba gününden düne kadar TÜVASAŞ’ın işçi alımı vardı. Daha önce kura çekilmişti. İsimleri belirlenen talihli işsizlerimizi birkaç gündür mülakata alıyoruz.

Adam boya işi yapacak. Birden kendini O Ses Türkiye jürisi karşısında bulur gibi buluyor. Etrafta kameralar falan da eksik değil üstelik.

Sorulardan biri “Türkiye’nin 2023 hedefleri nelerdir?”

İkinci soru “Türkiye’de meydana gelen en büyük deprem hangisidir? Ne zaman olmuştur?”

Üçüncü soru: “TÜVASAŞ’ın sahibi kimdir?”

Dördüncü ve beşinci soru da mesleki konuları içeriyor. “Boya inceltmek için ne lazım” “Biz ne tarz vagonlar üretiyoruz” falan o da…

Üçüncü ve dördüncü soruyu bilmemek zaten pek mümkün değil. Toplamda 5 soru soruluyor. Üçü genel kültür. İş yapacak adam mı aranıyor yoksa kültür elçisi mi belli değil.

Adam en büyük depremin Erzincan Depremi olduğunu söylemezse, TÜVASAŞ’ın sahibini bilemezse, 2023 hedefleri arasında Kanal İstanbul’u sayamazsa mesleki bilgisi yüzde yüz olsa bile yüz üzerinden kırk almış olacak.

Değişik bir eleme yöntemi. Ama işe ihtiyacı olan insanlar bunu bu şekilde dile getiremiyor ne yazık ki…

HECATİ: Al eline bir kalem. Önemli insanların altını çiz önemsizlerin üstünü...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Las palmas
Las palmas - 1 ay Önce

Ee siz dile getirin o zaman dönen torpilleri

banner22

banner21