Sonumuz hayrolsun

Kimi haftalar genç yaşlı herkesin bir fikrinin olduğu ilgi çekici olaylar yaşandığından köşemde neyden bahsedeceğime eminken, bazı haftalar okura aktarmaya değer gündem bulmakta zorlanıyorum açıkçası. Fakat bu hafta hangi birinden bahsetsem bilemediğim gelişmeler yaşandı ülkemizde. Aslında hiçbirinden bahsetmeyi dilemezdim, zira hangisi daha vahim, hangisi daha üzücü, hangisi ülkemize dair daha umutsuzluğa sevk edici bilemediğim gelişmelerdi bunlar…

Ankara Şehir Hastanesi'nde görevli Büşra hemşire, sosyal medya hesabı üzerinden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'tan, “Başkanım bana bir tabak aşure gönderebilir misiniz, teşekkür ederim.” paylaşımıyla aşure istedi. Yavaş da bu tweete tepkisiz kalmadı ve tüm hastane personeline aşure gönderdi. Bu mevzu ile alakası olmayan  Kaan Altınok isimli bir kullanıcı da, Mansur Yavaş’ın tweetini alıntılayarak şu rezil cümleleri yazdı: “Sevgili kızın Büşra'yi hoplatıcaz yakında. @fahrettinkoca bu kadının iş feshini sonlandırın hemen.”

Artık bu ülkede bir kadına, bakan huzurunda çirkin tehditler edilebiliyor yani. Son zamanlarda hem çevremizde hem de sosyal medyada şiddet ve zorbalığı daha sık gözlemler olduk, öylesine iç karartıcı bir tabloya sürükleniyoruz ki endişelenmemek elde değil… Bu tehditler, bu mafyavari hareketler ne ara aydın, çağdaş Türkiye’mizin bir parçası oldu hakikaten? İçinde belediye başkanının, Sağlık Bakanı’nın ismi geçen bir olayda, nasıl sert tepkiler koyamıyor devlet büyükleri, nasıl sindirip susuyoruz bu rezil cümleleri, aklım tutuluyor…

Olayın çirkinliğine istinaden #BusraHemsireyiKoruyun etiketiyle Twitter’da bir hareket başlatılmış, evet ben de katılıyorum ve arttırıyorum. “Hepimizi” koruyun. Ya da kadınların korunmaya muhtaç olmayacağı bir toplum ve hukuk düzeni yaratın. Çünkü artık ne gerekçeyle kimin hedefi olabileceğimizi hiçbirimiz tahayyül edemez olduk, kadınlar olarak devlet eliyle insanca yaşama hakkımızın korunduğundan kuşku duymaya başladık. Bazı bakanların bu büyük çirkinliklere aldırış etmeyen, normalleştiren cevaplarını duydukça, bazılarının kıyamet koparılacak olaylarda sessizliklerine tanık oldukça, devletin gerçekten vatandaşını korumak istediğine inanasım gelmiyor ne yalan söyleyeyim…

VEKİLE DE ŞİDDET VAR

Biz kadına şiddet mevzusuna yönelik yasaların uygulanış biçimini, devlet büyüklerinin tepkisizliğini eleştiriyoruz, meclistekilerin kadınların çığlıklarını duymasını bekliyoruz da sanırım artık milletin seçtiği vekiller de pek güvende sayılmıyor.

Siirt’te İpek Er’e cinsel saldırıda bulunmaktan yargılanan Uzman Çavuş Musa Orhan’ın serbest bırakılması kamuda oldukça tepki topladı biliyorsunuz. Şiddetin, tecavüzün kamunun vicdanını rahatlatacak yaptırımlar içermesi gerektiğini iddia eden Milletvekili Barış Atay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, sen bir tecavüzcüyü korudun, kolladın, dedi. Soylu ise, benden kollayıcı olmaz da senden iyi tecavüzcü olur, dikkat et, yakalanma, diye tehditte bulundu. 

Soylu’nun “Dikkat et!” tehdidi sonrası, Atay kimliği belirsiz bir grup tarafından darp edildi. Fiilin faillerini bilmediğimden, soruşturma süreci netleşmediğinden, darp olayı için yorum yapmak istemem. Ama ülkenin İçişleri Bakanı’nın suçlandığı konunun vahametine, milletin seçtiği vekilin tehdit edilişine bakıp da vatandaş olarak huzurlu hissedebilmenin imkansızlaştığını söyleyebilirim bu ülkede… Oysa benim umduğum Türkiye’de ne insana tecavüz edilir, ne bu tecavüz örtbas edilirdi, ne vekiller bakanları suçlardı tecavüzcüyü kayırdı diye, ne de bakanlar vekilleri tehdit ederdi, dikkat et yakalanma, diye… 

Dilerim haftaya daha kaliteli ve seviyeli gündemlerimiz olur, sonumuz hayrolsun…

Av. Berna Çatalbaş Saroğlu 
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kenan Çatalbaş
Kenan Çatalbaş - 2 ay Önce

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" doğruyu söyleyince mutlu bir insan olacaksın ama hep öyle olmaz, hatta çoğu zaman kötü insan olursun. Yine doğruları cesurca söyle kendi ve gönlü güzel kızım

Müfide Kayınoğlu
Müfide Kayınoğlu - 2 ay Önce

Kaleminize sağlık yine keyifle okuduğum cesurca yazılmış bir makale tebrikler