Sosyal medya geyikleri

Okulların 31 Ağustos’ta açılması ile ilgili karar sosyal medyada çok uzunca bir süredir gündemde. Çoğu mizah temelli pek çok paylaşım yapıldı. Bunlar arasında “Okula gidersem unutmamam gereken şey: Siyah olanlar harf beyaz olanlar sayfa” şeklinde olan da vardı “Korona bilgiden daha hızlı nasıl yayılır” diye eleştiride bulunan da.

Eğitimden uzak kalmak mı yoksa uzaktan eğitim mi diye polemik konusu açmaya çalışanlar da ilgi gördü okulların iki yıl tatil olmasını bekleyenler de.

Okulların açılmaması için deniz kenarındaki kalabalığı gösterenler zaman zaman “Sizin rahatınız bozulmasın diye okullar açılmasın istiyorsunuz” diye serzenişte bulundu. Bazıları da “Açın okulları! Ölürsek ilim irfan yolunda ölelim” diye meydan okudu.

Sahillerin, kafelerin, AVM’lerin açık olmasına rağmen okulların açılmamasını eleştirenlerin sayısı da az değildi.

Uzaktan eğitimin internet üzerinden yapılacak olması ve kırsal kesimdeki vatandaşların bağlantı sıkıntısı yaşadığını dile getirenlerin de haklılık payı vardı.

Ancak bizim ilgimizi çeken çok farklı bir paylaşım vardı. “Bazen durup uzaktan bakmak gerek” dedirten…

Günler öncesinden bir sosyal medya kullanıcısı okulların 31 Ağustos’ta açılmayacağını çok ikna edici bir şekilde tahmin etmişti. Paylaşımı şu şekildeydi: “Kardeşim bırakın Bilim Kurulu’nu, Milli Eğitim Bakanı’nı. Zincir marketlere bakın. Reyonlarında kırtasiye satmaya başlamışlar mı? Başlamamışlar. Demek ki okullar 31 Ağustos’ta açılmayacak.”

Gerçekten de çok farklı bir kriter.

Sakaryaspor satılmalı mı

Kesinlikle zengin insanların düşmanı değilim. Bunu öncelikle belirtmek isterim. Hatta severim zenginleri. Çünkü birçok kişiye ekmek sağlar, devlete vergi öderler.

Evet lüks içinde yaşarlar. Adamın helal kazandığı para ile hayat standardını yükseltmesi kimseyi rahatsız etmemeli. “Nazar etme ne olur çalış senin de olur” diye düşünenlerdenim.

Sakaryaspor’a bir şirketin talip olması da aslında rahatsız olunacak bir konu değil. Aksine gurur verici. Demek ki Sakaryaspor ilgi çekiciliğini halen koruyor. Takım olarak başarılı olsun olmasın arkasında dimdik duran taraftarı var.

İş satın alma konusuna gelince işte orada bir durmak gerekiyor. Her ne kadar talip olan şirket hisselerin yüzde 49’unu istese de piyasada konuşulacak olanı hepimiz tahmin ediyoruz.

Futbol konusunda çok ahkam kesmek istemem ama…

Sakaryaspor’un sonunun Siirt Jetpaspor ya da İstanbulspor gibi olmasını istemeyiz.

Talip olanların niyetinin halis olup olmadığına bakmaksızın verilecek cevap nettir.

O da rettir…

Türk Yunan gerilimi

Türkiye ile Yunanistan’ın bir süreden bu yana Akdeniz’de yaşadığı gerilimi takip ediyorsunuzdur.

Ege Adaları’nın Türkiye’de sıklıkla iç siyaset konusu yapıldığını bilen Yunanistan ağabeylerinden aldığı direktifler doğrultusunda yaz ayları ile birlikte kıpırdanmaya başladı. Türkiye’nin kararlı duruşu neticesinde de derhal ağabeyler kendilerini açık etmeye başladı. Fransa Ege’de Yunanlarla birlikte tatbikat deniyor.

Eylül ayında denizin soğuk olduğunu bizzat atalarından dinleyen Yunanlar bu defa “En azından ağustosta girersek serinleriz” diye düşünüyor sanırım.

Çokomelli Tipitipli

Kişinin kendi ile dalga geçebiliyor olması çok önemli. Eskiden siyasiler çok daha hoşgörülüydü. Şimdilerde hoşgörülü siyasetçi gördüğümüzde şaşırıyoruz.

Önce CHP’li Özgür Özel için Tipitip benzetmesi yapıldı. Özel TBMM’de çıkıp “Ben Tipitip’i çok severim. Ona benzetilmekten de rahatsız değilim” dedi.

Geçtiğimiz gün canlı yayına katılan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da sık kullandığı “Burası çok önemli” cümlesinin “Burası Çokomelli” şeklinde alay konusu olmasına gönderme yaptı.

Albayrak da küçükken Çokomel’i çok sevdiğini söyledi.

Zaman zaman siyasetin böyle tahammül noktaları olmalıdır diye düşünüyoruz.

Yarınlarda pek çok şey unutulacaktır. Doların bugünkü hareketleri, piyasalardaki pek çok gelişme. Ama Çokomel ve Tipitip hoşgörüsü unutulmayacaktır.

Thales’in dediği gibi “Bir milletin türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür…”

HECATİ: Reflekslerim iyidir ama gözümden düşersen tutmam…

YORUM EKLE