Sözün özü

Evet, kabul ediyorum. Bugünkü başlığım, oldukça klasik, çok sık duyulan basit bir cümleden oluşuyor. Fakat, hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her gözün gördüğü, her kulağın duyduğu ve her dilin söylediği, hiçbir zaman aynı olamaz. Sözün özü de farklıdır bazen, özün, “insanın’’ sözü de… Bu başlığın özünde de, çok farklı şeyler gizli. Çünkü bugün, benim özümden de farklı sözler düşecek düşünce kirliliğine inat, temiz kalan beyaz sayfalara… 
Ülkemin üzerindeki kara bulutlar, bir türlü dağılmıyor, bir olma, “biz” olma duygusu tarih olurken, “düşmanımın düşmanı, benim dostumdur’’ mantığı, lağım çukurundan daha iğrenç bir şekilde, trend haline geliyor ya da getiriliyor. Bir yerlerde, vatanı korurken, milleti, bayrağı korurken, kan emicilerin, hain kurşunlarıyla, şehit edilen askerler var, bir yerlerde ise, elinde kazma, cebinde silah olan, vicdan yoksulu yüreklere, alkış tutan, sevimli maskeli, sahte yüzler var.  Oysa her birimiz, aynı gökyüzü, aynı bayrak altında nefes alıp veriyoruz. Bir olmalı, birlikte olmalıyız. Hüznümüz bir, acımız bir, sevincimiz bir, dostumuz bir, düşmanımız bir olmalı.
Siyasi yazılar çok fazla yazmasam da, “Ömer Alikılıç’’ olarak, ne bedenime göre hareket edip, yüreğimi dinlemekten vazgeçebiliyorum, ne de aklımdan geçen düşünceleri, delice yazmak istemekten. Ben böyleyim çünkü.  Yüreğimin dediğini korkusuzca yaşayıp, aklımın dediğini özgürce yazdığım zaman, nefes aldığımı hissediyorum. Çünkü, yaşadığı duygular ile var oluyor insan. Dile getirdiği sözler, yazıp, paylaştığı cümleler ve ortaya koyduğu fikirler ile var oluyor.
İşte bu yüzden, bugün aklımdan geçenleri, en çıplak haliyle ortaya koymak, kendime göre doğrularımı, yanlışlarımı, özgürce yazmak geliyor içimden. Çünkü, çevremi ve ülkede yaşanan olayları gözlemledikçe, kızdığım çok nokta oluyor. Hiç bir şekilde anlam veremediğim, günlerce düşünsem de asla çözemeyeceğim, “neden’’ mühürlü çok soru oluyor.
Anlayamıyorum işte. Ülkede varolan huzura kör gözleri, bir isme kızıp, rahatlığı ve özgürlüğü hiçe sayanları, hatta silahlı ellere, alkış tutanları da anlayamiyorum, dünün düşmanını, bugün dost ilan eden kafaları da… Evet daha iyisi için, akıl kokan eleştiri baş tacı ederim de, dünü unutup, bugüne edep dışı isyanı, asla ama asla, “eyvallah’’ diyip te hoşgörülü olamam. Fikir ayrılığına, sert sözlere, tartışmalara ve hatta kavgaya saygım sonsuz da, yalan ve hakaret dolu sözleri, “söz’’ olarak kabul edemem. Ve farkli renkte olan insanlara yüreğimi açarım da, “beyaz’’ görünümlü, karanlık yüzlere, tebessüm dahi edemem.
İşte bu yüzden, sonucu ne olursa olsun, söz de aynı olacak öz de. İnsan, insanin sözünü de olduğu gibi kabul etmeli, özünü de. Çünkü, hoş görünmek için sözünü değiştiren insan, kısa zamanda, kimliksiz ve kimsesiz kalır. 

YORUM EKLE