"Gücümüzün yettiği yere kadar devam"

Milli atletimiz Ali Turan spor hayatında 40 yılı geride bırakırken sayısız rekorlara ve madalyalara imza atmanın gururunu yaşıyor. 60 yaşındaki milli atlet gücünün yettiği yere kadar koşmaya devam edeceğini söyledi. 

"Gücümüzün yettiği yere kadar devam"

Ali Turan… Atletizmle uğraşıp da milli atleti tanımayan yoktur. 1980 yılında koşmaya başlayan ve 40 yıllık spor hayatında sayısız madalyalar kazanan, rekorlar kıran Ali Turan evinin kapılarını Yenihaber Gazetesi Spor Müdürü Erdem Yıldırım ve Furkan Karakuzu'ya açtı. Başarılarla dolu 40 yılı Yenihaber’le paylaşan milli atletimiz Ali Turan, gençlere adeta taş çıkarıyor. Spordan kopmayacağının altını çizen Ali Turan, “Şampiyonluklar devam edecek, gücümüzün yettiği yere kadar devam” mesajı verdi.
Şimdi söz milli atlet Ali Turan’da… 
 
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 

1960 Sakarya Karasu doğumluyum. 1985’te Adapazarı’na yerleştim, bunun öncesi 1980’de askerde koşuya başladım ve askerden geldikten sonra idmanlara başladım. Bu işe başlamamda ki en büyük nedenlerden biri; okuyamadım. Okuyamamam da ki en büyük sebep ise babamı kaybetmem oldu. Sonrasında annem hem annelik hem babalık yaptı. Bende bu işten ekmek yiyeceğim dedim. Bir başladım bu işe bugüne kadar geldik. İlk yarışımda Kocaeli’de üçüncü oldum ve dikkatleri çekmeyi başardım. Hemen Kocaelispor’un hocası sahip çıktı. Sonrasında Enkaspor’da, Beşiktaş’ta ve Trabzon Tekspor’da mücadele ettim. 

Sakarya’ya neden dönüş yaptınız? 

1985 yılında Adapazarı Belediyespor kurulmuştu ve bütün branşlar bir arada toplanmaya başlanmıştı. Erkal Etçioğlu bana bir faaliyet içerisinde olduklarını açıkladı ve beni davet etti. Hemen koşup geldim. Geldikten sonra bir takım kurdum. Belediyespor’un atletizm branşını kuran benim. İmkanlar tanınınca bir anda zirveye çıkmaya ve rakipleri zorlamaya başladık. Her zaman kürsüde kalmayı başardım ve hala da kürsüye oynamaya devam ediyorum. Spor sayesinde dünyayı gezdim ve bu benim için çok önemliydi. Karadeniz’in etrafını 23 günde tamamladık, geceli gündüzlü koşarak bu benim için önemli bir spor anısıdır.
 
Unutamadığınız bir yarış var mı? 

Maraton’da yaş grubunda birinci oldum. Ancak 4800 kişi arasında ilk 100’ün altında derece yaptım ve 83’ncü oldum ve bu yabana atılacak bir durum değil. Her ülke için çok başarılı sporcular gelmişti ve bende burada ilk yüze girerek büyük başarı elde etmiştim. Hem Sakarya hem de ülkemiz için çok gurur verici bir başarıydı bu. Ve kendi yaş grubumda katıldığım tüm yarışları birincilikle tamamladım. Dünyada yoksullar ve açlar için yapılan bir koşu vardı. Onun ülkemizde yapılan ayağında birinci oldum ve Dubai’de yapılacak asıl koşusuna gitmeye hak kazandım. 1986 senesinde Dubai’ye gittiğimde Türkiye’yi en iyi şekilde nasıl temsil ederim diye düşündüm. Burada neler yaparım diye baktım ve inceledim mükemmel bir parkur vardı. Yarışmada 30 kilometre de adeta insan seliydi. Ben bu yarışta sonlarda kalırım diye düşünmüştüm ama çok iyi çalışmıştım ve ülkemi arkama almıştım. Yarış sonuna kadar en önde kaldım, aslında düşündüm beni ne zaman geçecekler diye, ama geçen olmadı. Sona geldiğimde parkuru tamamladığım da ayaklarıma kramplar girmişti. Sonrasında kürsüde İstiklal Marşı’mızı okurken ağladım, milletimiz ve yurdumuz için başarmıştım.

Spor hayatınızda yapmak 
isteyip yapamadığımız
    bir şey oldu mu? 

İçimde kan ağlayan bir yar var. Belediye’den emekli olduğum için çok mutluyum ama bir de şunu düşünüyorum. Herkes şu soruyu soruyor; Ali Turan çok başarılı da neden hiç olimpiyatlarda koşmadı? 23 Balkan şampiyonluğumuz var, Avrupa şampiyonasında derecelerimiz var ama olimpiyata gitmek hiç nasip olmadı ve bu benim içinde ukde kalan bir yaradır. Hep onun acısını yaşıyorum. O da Belediye’de olduğum için. Niye peki, biz belediyeye sporcu olarak girdik. Siyasi bir yer olduğunu bilmiyorduk, pırlanta gibi delikanlıydık. Bütün sporcular sağa sola dağıldı. Çalışan olarak dağıttılar bizi. En parlak olduğum yıllar, en verimli olduğum yıllar ama o dönem benim için her şey yıkıldı. Temizlik işlerinde çalıştım ve o zamanlar kimse elimizden tutmadı. Keşke sporcuların ellerinden tutsalardı. 

Hem iş hem de spor 
hayatını birlikte yürütmek
 zor oluyor muydu?
 

Ek iş olarak garsonluk yapıyordum ve antrenman yapacak zamanımız yoktu. Kendime boşluk oluşturmaya çalışıyordum. Öğle aralarında stat yakındı hemen antrenmana gidiyordum. İzmir’e zorla izin alarak gittim ve Türkiye şampiyonu oldum 10 bin metrede. Geldiğimde sabah 8’de temizliğe başlıyorduk. Her yere sürgün gibi gönderdiler bizleri, çöp koyulan eski varilleri taşıyordum. Federasyon seçmelerinde birinci oldum. Tabi ayaklar şişiyordu, ayakkabı giyemiyordum. Terlik giyerek çalışmaya devam ettim ama terlik giyerek garsonluk yapamazsın oradan da azar işitiyordum. Çok zor şartlarda buralara gelmeye çalıştım.

Spora ara vermek zorunda
 kaldığınız dönemler oldu mu?

Sporda bir yere geldik, birileri tarafından tekrar hatırlandık ancak deprem yaşadık. Her şey adeta yerle bir oldu. Biraz ara vermek zorunda kaldık, ailemi enkazın içinden çıkardık. Kendi kendime dedim ki 1 yıl ücretsiz gönüllü belediyede çalışacağım dedim. Gönüllü olarak ilaçlamada çalıştım ve 1 sene gönüllü çalıştım, Başkan Yardımcısı bana Ali sen milli sporcusun sen girme dedi. Bende kendisine hayır burada herkes aynı Adapazarı’nı birlikte ayağa kaldıracağız dedim. Enkazlar kaldırıldıktan sonra Özel Kalem Müdürü çağırdı, Ali takım kur devam et dedi. Herkes dağılmıştı, binada yıkılmıştı. Tekrardan takımı kurduk ve Türkiye’de finale kalan tek takım benim takımım oldu. Ve benim takımım şampiyon oldu. 

Bugüne kadar sporu bırakmamanız ve elde ettiğiniz büyük başarılar nasıl geldi? Sizce başarınızın sırrı ne? 

Beni şampiyon yapan yerler, Poyrazlar tepeleri, Poyrazlar dağları, Serdivan tepeleri oldu. Karda, kışta, çamur içinde bırakmadan azimle çalışarak başarı elde ettim. Zor olanı başarmak daha önemliydi. Reklam diye bir şey yoktu. Kendi çabam ile o dağlarda tepelerde kros çalışarak başarı elde ettim. Kimsenin görmediği yerlerde sabah akşam idman yaparak bu başarılar elde edildi. Ben kendi rekorlarımı bilmiyorum ama yarı maratonda on binde hala rekor bende, Balkanların en iyi 2’nci rekoru bende yarı maratonda ve bunlar gibi birçok rekorlar var.

17 yıl sonra Büyükşehir Belediye Spor Kulübü’ne davet edildiniz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Emekli olduktan sonra tabi belediyeden koptuk. İki, üç ay önce yeni gelen belediye yönetimi bizi gördü ve 17 yıl sonra belediye spor bünyesine dahil etti ve lisans çıkardı. Ve çok mutlu oldum hala daha birileri tarafından değer görmek beni çok gururlandırdı. Başta Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce ve yönetime teşekkür ediyorum. Şampiyonluklar devam edecek, gücümüzün yettiği yere kadar devam. Her şey para değil en önemlisi sağlıktır.

Şehrimizin spor alanında eksikleri sizce nelerdir? 

Şehrimizin spor konusunda en önemli eksiklikleri bence şunlar; öncelikle koşu ve yürüyüş parkurları olmalı ve bu konuda sağ olsun şehrimizin büyükleri adımlar atmaktalar. Çark kenarına bir parkur yapılıyor ve bunun yapılmasından dolayı son derece mutluyum. İnsanlarımız çarşı merkezden sonra koşu ve yürüyüş alanlarına kavuşmaları hem kültürel zenginlik hem de sağlık açısından son derece önemli bir boyutta umarım daha da artarak devam eder. 
 

Sakarya Yenihaber

banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER