Srebrenitsa Soykırımını Unutma, Unutturma!

“8372” sizin için ne anlam ifade ediyor?
Bu sayının sizdeki karşılığı nedir?
Boşnak kardeşlerimiz için 8372, bir soykırımı temsil etmektedir.
Dünyanın gözleri önünde gerçekleşen büyük bir trajedidir.
Bundan 20 yıl önce, 8372 Boşnak, Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun Srebrenitsa’ya karşı başlattığı Krivaya 95 Harekatı sonucunda vahşice katledilmiştir.
Bu soykırım, Birleşmiş Milletler'in güvenli bölge ilan ettiği bir yerde gerçekleşmiştir.
O dönem savaştan önce nüfusu 24 bin civarı olan Srebrenista’da, diğer bölgelerden gelen göçlerle birlikte nüfus 60 bine ulaşmıştır.
Açlık ve hastalıklar ile mücadele eden bir toplama kampına dönüşmüş olan Srebrenitsa’daki Müslümanların elindeki silahlar, soykırımdan hemen önce BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştır.
Bunun peşinden Radko Mladiç komutasındaki Sırpların, Srebrenitsa'ya olan saldırıları sıklaşmıştır.
Kendilerinden toplanan silahları geri almak için Boşnaklar’ın yaptıkları başvurular ise güvenli bölgeden sorumlu Hollandalı komutan Thom Karremans tarafından reddedilmiştir.
Bu da yetmezmiş gibi Bosna'daki Hollandalı Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri; aldıkları emir doğrultusunda bir gecede şehri boşaltmışlar ve savaş sırasında şehre sığınan 25 bin mülteciyle beraber, Srebrenitsa’yı Sırp çetelerinin kanlı ellerine teslim etmişlerdir.
Şehrin teslimini takiben; ağırlıklı olarak yetişkin erkelerin ve bir kısım kadın ve çocuğun içinde bulunduğu savunmasız ve silahsız 8.372 sivil; cesetleri parçalanarak Sırp milisleri Çetnikler tarafından tüm dünyanın gözleri önünde vahşice katledilmiştir.
Yaklaşık bir hafta süren saldırı sonrasında katledilenlerin bir kısmının cesetleri yakılırken, kalanlar 64 farklı toplu mezara gömülmüştür.
Aradan geçen 20 yıl geçmiştir.
Ama katliamın acısı Bosna halkı için tüm tazeliğini korumaktadır.
Bölgede toplu mezarlar açılmaya, buralardan çıkan kemiklerin kimlik tespitleri yapılmaya ve her yıl tespit edilenler soykırımın yıl dönümünde defnedilmeye devam edilmektedir.
Böylece bitmeyen bir yas yaşanmakta, Temmuz ayı geldiğinde ise acının ağırlığı, özellikle toplu defin merasimiyle kat be kat artmaktadır.
Bu katliam, yani Avrupa’nın göbeğinde gerçekleşen Srebrenitsa soykırımı, II. Dünya Savaşı'ndan sonra kıtada gerçekleşen en büyük toplu insan kıyımıdır.
Tarihe kara bir leke olarak düşmüştür ve silinmesi de mümkün değildir.
Dahası, bu lekeye daha sonra başka lekeler de eklenmiştir.
Örneğin Lahey Adalet Divanı, Srebrenitsa’da gerçekleşen bu katliamı “soykırım” olarak kabul etmiştir ama Sırbistan’ın bundan sorumlu tutmamıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise katliamı “soykırım” olarak tanımlayan karar tasarısını Rusya’nın vetosuyla reddetmiştir.
90’lı yılların başında Bosna’da yaşanan savaş ve bu süreçte gerçekleşen katliamlar ve soykırım; dünya halklarına, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütlerin ikiyüzlülüğünü bir kez daha göstermiştir.
Hesap vermekten uzak duran ve küresel güçlerin siyasal hesaplarıyla, onların çıkarları doğrultusunda işleyen bu mekanizmalar, Srebrenitsa’dan sonra da başka coğrafyalarda yeni katliamların gerçekleşmesinin müsebbipleri arasındadır.
İşte bu sebeple, küresel adaleti tesis edecek ve halklardan yana işleyebilecek mekanizmaları kurmanın önemi daha iyi anlaşılmaktadır.
Aksi takdirde, bu tür katliamlara olanak tanıyan bu tür çıkar ortaklıklarının hesap vermesi, bu örnekte, BM tarafından Serebrenitsa’yı korumakla görevlendirilen Hollanda Ordusu'na bağlı BM askerlerinin, komuta kademesindeki tüm yetkililerinin ve siyasi sorumlularının yargılanması asla mümkün olmayacaktır.
Şüphesiz onlar, gerek Bosna halkının vicdanında, gerekse dünya halklarının vicdanında çoktan mahkum olmuşlardır.
Ama adaletin tecellisi, hem Srebrenitsa hem de diğer halkların acısını hafifletmek için önemli bir ihtiyaçtır.
Bosna’da hayatını kaybeden tüm mazlumları bir kez daha rahmetle analım.
Bu soykırımı ne unutalım, ne de unutturalım.

YORUM EKLE

banner22

banner21