Stres içindeyiz

​Ülkemizin insanları son derece gergindir. Ekonomik sıkıntılar, siyasi ve sosyal kavgalar ise bunun cabası. Devamlı stres içinde bulunan insanlardan isabetli tercih beklemek nafiledir. Zira stresli insanlardan istikrar beklemek mümkün değildir. İyiyi kötüden ayırması ve doğru olana yönelmesi nadirattandır. Çünkü insanı strese sürükleyen ya hırsı, ya beklediğine ulaşamaması, ya da kıskançlığıdır.

​Oysa insanın var olanla yetinmesi gerekir. Ulaşmak istediğini bulması için de, temkinli davranması gerekir. Aceleci olmamalıdır. Çünkü nasip Allah’ın yedindedir. O dilerse verir, dilerse de alır. İnsanın görevi, çalışmaktan ve esbaba tevessül etmekten ibarettir.

​Güçlü olduğunu zanneden nice insanların bir fiske ile nasıl tepetaklak olduklarını, nice medeniyetlerin yerle yeksan olduğunu biliyoruz. Çünkü tarih bunlardan misaller nakletmektedir. Görülüyor ki kuvvet, kudret sahibi, sadece O’dur.

​İnsanların stresten kurtulması için önce enaniyetlerinden kurtulmaları gerekir. Gönül dünyalarını geliştirmeleri gerekir. İnsana hizmetin Hakk’a hizmet olduğu anlayışına ulaşmaları gerekir. O zaman, hırsın, kinin tırmaladığı ve azaba sürüklediği ruh, hürriyetine kavuşur, beden de huzura ulaşır.

• O zaman hırs ve kin yerine şefkat devreye girer.

• O zaman nefsin şımarıklığının önü alınır.

• O zaman akıl devrede olur, olumlu sonuçlara ulaşılır.

• O zaman gerginlikler ve stres ortadan kalkar, selamet yolları açılır.

​Sadece geçmişle övünmek, geleceği düşünmemek, onun kıymetini bilmemek elbette akıllı insanın işi değildir. Onun için geçmişten ibret alarak, önümüze bakmalı, anımızı, geleceğimizi de böylece tezyin etmeliyiz.

​Kısır siyasi ve sosyal çekişmelerle ne kendimizi, ne de toplumu germeli, şefkat ve merhametle insanlarımızı kucaklamalıyız. Zira müşfik olmak, ruhi zenginliktir. Bu anlayış uygulana gelirse tüm problemlerin azaldığı günlere ulaşılır ve istikbalden emin olunur.

​Yoksa stresle, denge bozukluğu ile yaşamaya çalışırsak, her türlü dengesizliklere muhatap oluruz. O zaman da bütün işlerimizde başarısız oluruz. Gayretimiz heba olur, kendimizi de sadece yormuş oluruz. Toplumların huzuru, stressiz hayattan geçer. İnsanlara, stressiz daha güzel yaklaşılır. Böylece emek zayi olmaz. Tam aksi bereket ziyadeleşir. Dünyevi meselelerin çözümü de kolaylaşır.

​Medeni ülkelerin hedefi, eşit ve hür bir anlayışı sağlamaya çalışmaktır. Müstebit yönetimlerden vatandaş uzak tutulmalıdır. Bizim kadim medeniyetimizin temelinde bulunan İslam devlet anlayışı da bir takım kanuni düzenlemelerle değiştirilemez.

​Ne var ki toplumun yöneticileri dahi, stres içinde güne başladıkları için, bir de taşıdıkları yükün ağırlığı altında ezildiklerinden çözümü münakaşada, kavgada aramaktadır. Oysa kavgalar çözümsüzlükleri artırır. İttifak, meselelerin çözümünde büyük rol oynar. Zira nefsin taşkınlığı önlenmiş olur.

​Nefsin doruklaştığı fiillerden uzak durmak, her meseleye samimiyetle yaklaşmak gönül rahatlığı için yeterlidir. Gönül rahatlığına ulaşmış milletlerin her konuda başarıyı kolaylıkla elde ettikleri malumdur. Ülkelerinde terörün, kaosun oluşması nadirattandır. Çünkü stres dışı bir ortam meydana geldiği için çekişmelere, küfürleşmelere ihtiyaç duymazlar.

​Ama bizim gibi bazı ülkelerde yönetim bilgisizliği, muhtevasızlığı ve tecrübesizlik nedeniyle kaos içinde kaos oluşturulmakta, parlamentolarda da taşkın görüntüler yer almaktadır. Ülkeye stres hâkim olduğu için, temel değerler yozlaştırılmakta ve ahlak dışı saldırganlıklar zirve yapmaktadır. Ar ve hayâdan yoksun olanlar, insanların ailelerine saldırıyı marifet saymakta, hanım kardeşlerimize dil uzatarak, paye kazanacaklarını zannetmektedirler. Evli, namusu müseccem kadınlara dil uzatan ne idüğü belirsiz insanların sayısının artmakta olduğunu görüyoruz.

​Bunun en önemli sebebi Avrupa kriterlerine uymak için çıkartılan kanunlardır. Bu kanunlar sayesinde herkes keyfince ahkâm kesmekte, sövmektedir. Millet bu stresten kurtulmadıkça, huzura gelmesi mümkün değildir. Neticede milletin kahır ekseriyeti, stres içinde ömür sürdürmektedir. Oysa ömür fani… Bu kısa zaman diliminde kavgalara, gürültülere, haksızlıklara, çalmalara, soymalara, sömürmelere meydan vermeden, asude yaşamak için mücadele etmek, medeni insanlar için görevdir.

​Gerginliklerden kurtulmanın yolu budur, bundan gayrısı yol değildir. İnansak da, inanmasak da, unutmamak gerekir ki, herkes hesabı ile O’na dönecektir. 

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 06.07.2020

YORUM EKLE