Şu Eğitim Sistemi Dedikleri

Soru: Matematik dersi seçmeli mi?
Cevap: Hayır değil!
Yorum: Haaa! İyi o zaman.

Ramazan’da kafam yavaş çalışıyor. Üniversite için şehir dışı seyahatleri de olunca geçen hafta yazamadım. Aslında yazdım ama yetiştiremedim.

Yetiştirebilseydim, size iki hafta önce televizyonda seyrettiğim bir program sonrasında bende oluşan fikirlerimi aktaracaktım.

Habertürk’te Sayın Veyis Ateş ile konuğu Prof. Dr. Besim Fatih Dellaloğlu bir solukta izlenecek çok güzel bir sohbet programı gerçekleştirdiler.

Programda birçok farklı konu konuşuldu ama ben en fazla demokrasi kültürü (bilinci) ile ilgili olan kısma dikkat ettim.

Besim Hoca; “Türkiye’de İstanbul’daki Galatasaray Lisesi mezunu bir CEO ile Gaziantep’teki imam – hatip mezunu bir KOBİ zengini arasında demokrasi bilinci açısından çok fark yoktur!” dedi.

Hoca doğru söylüyor da biz neden böyleyiz? Onca eğitim – öğretim harcaması bizim insanımızı neden demokrat olmaya yaklaştırmıyor?

Prof. Dellaloğlu diyor ki (benim anladığım): “Kültür üçe bölünebilir. Birincisi içine doğduğumuz, seçmediğimiz kültürdür. Yani gelenek, geçmiş, aile, din, vs… İkincisi kültürel kamusal alandır. Yani iyi edebiyat, iyi roman, iyi sanat, iyi felsefe… Klasiklerin oluşması… Üçüncüsü ise; ulus devlet bilinci ile ortaya çıkan ve gelişen okullaşmadır. Yani zorunlu eğitim…”

Hoca, ikincisine müfredat, üçüncüsüne maarif (eğitim sistemi) adını veriyor. Ve ekliyor: “Gelenek, müfredat ve maarif arasında ortak alanlar olması gerekir.”

Katılıyorum! Ancak bu şekilde sağlıklı bir kültürel yapı oluşabilir. Bahsettiğim; elbette demokratik kültür yapısıdır.

Aslında geçen hafta yazmamış olmam yerinde olmuş. Çünkü Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk hafta içi liseler için hazırladıkları yeni bir sistem açıkladı. Yeni sistem diye sunulan bilgileri detaylı şekilde inceledim. Amaç ne misyon ne hedef ne anlamaya çalıştım.

Maarifi yeniden (bir kez daha) kurtarmayı hedefledikleri anlaşılıyor. Kendi beğendikleri geleneğe yaslanmak istedikleri de aşikâr. Fakat müfredat? İşte o belli değil.

Necip Fazıl mı, İsmet Özel mi, Ahmet Hamdi mi yoksa Nazım Hikmet mi? Tuna Kiremitçi veya Elif Şafak uygun mu? Cem Yılmaz’ı sevmesek olur mu? Yoksa Abdülhamit Han dizileri ile maslahatı kurtarmaya devam mı?

Öğrenciler iyi edebiyatın neresinden tutulacak, iyi felsefenin neresini kavrayacak?

En yalın ifade ile; bu gençler seçimlerini neye göre yapacak?

 

YORUM EKLE

banner7

banner6