Şu Tank Palet meselesi

Gazeteci olmamızın ötesinde Sakaryalı olmamız dolayısıyla Tank Palet le daha fazla ilgileniyoruz. Daha derine inersek Karasu’da yaşadığımız ve ihaleyi alan firmanın da Karasu’da yatırım yapması nedeniyle konu sıklıkla bize soruluyor.

Ulusal basında veya farklı illerde görev yapan arkadaşlarımız sıklıkla arayıp işin akıbetini soruyor.

Tank Palet meselesi ekonomik mi, askeri mi, idari mi yoksa siyasi mi bilen yok. Herkes kendi penceresinden bakıp değerlendirmede bulunuyor.

Karasu’daki yatırımla alakalı görüştüğümüz yetkililer sıklıkla önümüzdeki yılın sonuna kadar banttan ilk arabayı düşürmeyi planladıklarını söylüyor. Fabrika yetkililerinin hazırlıklarının bu şekilde olduğu iddia ediliyor. Ben inşaat işlerinden fazla anlamam. Dolayısıyla Karasu ile ilgili söyleyeceğim şeyler afaki kalır. Sadece bana aktarılanı aktarıyorum. Eğer bana bilgi verenler doğru bilgi aktarıldıysa size doğru söylüyorum. Yanlışsa yanlış. Faaliyetin durması durmaması noktasında da bir şey diyemem. Benim gördüğüm bir faaliyet yok. Yetkili olanların söylediği planlama dışında aksayan bir şey yok. Şunun şurasında 2020’nin son çeyreğine bırak çeyreğini 2020’nin sonuna 13 ay var. Yaşarsak göreceğiz.

Tank Palet meselesi daha çok konuşuluyor. Fabrikayı Katar’a mı sattık? Güvenliğimizi ve tanklarımızın yazılımlarını yabancılarla mı paylaşıyoruz? Konulu tartışmalar sürüyor. Sosyal medyada “Katar bize ne katar” başlıklı geyikler de dönüyor.

Ama hayat mizahtan ibaret değil.

Tank Palet ile ilgili karar verici noktada olanlar Türkiye’nin acil bir şekilde yerli üretim savunma sanayine ihtiyacı olduğunu bunun için de acil nakit yatırım yapacak girişimci bulunması gerektiğini bu nedenle de Katar ortaklı şirketle iş yapılmasına karar verildiğini söylüyor.

Konuya muhalefet edenler fabrikanın satıldığını ve bu işte haksız kazanım elde edildiğini dile getiriyor.

Fabrikanın satılması söz konusu değil. İşçilerin mağdur edileceği üzerine yapılan spekülasyonlar da asılsız çıktı. İşçiler devlette kaldı. Ancak kiralama yapan firmada görev yapıyorlar. Yani devlet özel sektörün taşeronu gibi oluyor ama işçiler üzerinden kazanç sağlamak için değil işçilerin haklarını korumak için.

Kiralanan tesis kira sözleşmesinin sona ermesinin ardından devlete teslim edilecek. Ancak bu süre içinde üretim yapacak firma tesisi kullanacak. Aslında durum bundan ibaret.

Mağdur olan varsa hukuken hakkını arayabilir. Birileri devletin malını gasp ederse ya da birilerine peşkeş çekerse halk bunu görür ve cezalandırır. Hukuk devreye girer ve zararı bir şekilde tazmin eder.

Özellikle bu konuda yaygara koparmanın kimseye bir faydası olmayacağını düşünüyoruz.

30 lira verdiniz ama değdi

Sakaryaspor uzunca bir süreden bu yana devam eden moralsizliğini Karabük deplasmanında atmış oldu.

3 puanı 5 gol ile aldı.

Maç öncesinde taraftar biletlerin 30 lira olmasından yakındı. Sonuçta bileti alıp maça girdi. Takımına destek oldu.

10 lira verip Sakaryaspor’un mağlubiyetini izlemekten bitap düşen taraftar bu kez deplasman maçına 30 lira verdi ama verdiğine değdi…

Ölü himmet görsün de

2011 yılında 11 Kasım hafta sonuna denk geliyordu. O gün evlenmek için gayret edenler oluyordu. Düşünsenize evlilik tarihiniz 11.11.2011. Erkeklerin evlilik yıldönümünü unutma ihtimali bile kalmaz. Hele sonraki yıllarda düzenlenen 11.11 kampanyalarından sonra hediye almada bile sorun yok.

Bu sene de benzerleri yaşanıyor. Kimi firmalar alışveriş yolunu açıyor. İndirim günleri düzenliyor. Kimileri organizasyonlar falan yapıp insanların dikkatini çekmeye çalışıyor.

Bu yıl daha hayırlı bir iş yapılıp 11 Kasım’da ağaç dikme etkinliği düzenlendi. Pek çok kişi ve kurum kendiliğinden organize oldu.

İnternet ortamında kolayca örgütlenildi. Bu şekilde pek çok kişi bu organizasyona katılacağını beyan etti. Dün gelen bilgilere göre sadece Sakarya’da 102 bin kişi bu organizasyona katılacak. O kadar fidan var mı elimizde bilmiyorum. Bunları sayacak kim? Orası da önemli değil. Üstelik hepimiz biliyoruz ki pazartesi günü pek çok kişi kalkıp kaydını yaptırdığı yere bile gitmeyecek.

Ama biliyoruz ki bir kişi de olsa gidecek. Biliyoruz ki bir tane de olsa fidan dikilecek.

Onun için bu kampanyaları önemsiyorum. Belki de 11:11’lerde düzenlenen en güzel ve kalıcı kampanya (evlenme organizasyonlarını saymazsak elbette) bu olacak.

İktidar partisi tarafından bu konunun üstüne çok düşülmesini eleştirenler de olacaktır.

Babaannemin bir sözünü hatırlatmak isterim kendilerine: Ölü himmet görsün de Fatiha’yı kim okursa okusun.

HECATİ: Herkesten elektrik alırsan faturayı ödeyemezsin…

YORUM EKLE

banner7

banner6