Suçlu benim, suçlu biziz…

Deprem ülkemizin bir gerçeği. Rüzgâra esme, derelere taşma, toprağa kayma ve yerküreye de sallanma diyemeyeceğimize göre, bu topraklarda her türlü afete özellikle depreme hazırlıklı olmalıydık. Ama ne acıdır ki, 2020 yılında dünyada gerçekleşen 6,5 ve üzerindeki şiddetteki depremlerde can kayıplarının büyük bolümü ülkemizde yaşandı.

Başka ülkelerde gerçekleşen aynı şiddetteki depremlerde insanların burnu bile kanamazken, Elazığ ve İzmir depremlerinde iki yüze yakın yurttaşımızın hayatı sonlandı. Hem de 1999’da yaşadığımızız büyük ve acı deneyime rağmen. Ülkemizin siyasetçileri bu konuda kendilerini sorgulayıp, nerede hata yaptık, ne yapabiliriz diyeceklerine gerek Elazığ gerekse İzmir depreminde birbirlerini suçlama yarışına girdiler…

Mahalli idareler ve merkezi idare karşılıklı olarak birbirlerini suçladılar… İktidar muhalefeti, muhalefet iktidarı suçladı. Cumhurbaşkanı Yardımcımız on yedi binanın yıkıldığı İzmir depremi ile yüz otuz üç bin binanın çöktüğü 17 Ağustos 1999’da gerçekleşen çağın felaketini karşılaştırdı… Cumhurbaşkanımız hızını alamayıp 1939 Erzincan Depreminde aradı kusurluları…

Boşuna suçlu aramayın. Suçlu benim. Suçlu biziz…

Çünkü;

1999 Yılında TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Raporunda yer alan "Gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı politikasından kesinlikle vazgeçilmelidir."  önerisine rağmen imar aflarını ben çıkardım. TBMM Afet araştırma komisyonlarınca düzenlenen, daha sonraki araştırma raporlarının gereğini de ben yapmadım…

Afetlerde en büyük görev üstlenmesi, dolayısıyla kamuoyunun güvenine mazhar olması gereken Kızılay’ı çeşitli şaibelerin odağına ben yerleştirdim…

Bataklıklara, dolgu alanlara, yumuşak zeminlere ve fay hatlarına çok katlı bina izinlerini ben verdim...

Bilgi birikimini ve deneyimi ben göz ardı ettim. Depremlerde deneyim kazanmış kadrolardan daha sonraki depremlerde yararlanmayı ben düşünmedim…

Binalarda kullanılan yapı malzemelerinin mekanik değeri ile ilgili standartları ben belirlemedim, belirlediklerimin kullanımını ben zorunlu hale getirmedim…

Binalarının depreme dayanıksız, zemininin kötü olduğu 1999 yılından beri bilinen Avcılar vb. yerleşim yerlerinde bina yenileme, kentsel dönüşüm vb. tedbirleri 21 yıldır ben almadım.

DASK’ı yalnızca emlak alım ve satımlarında başvurulan bir sigorta yöntemi olmaktan öteye ben götüremedim…

Deprem riski ile ilgili tedbirleri, depremin etkili olduğu süreçte gündemde tuttuktan sonra, toplum unutunca tedbirler paketini ben rafa kaldırdım…

Deprem toplanma alanlarını imara ben açtım.

Deprem vergilerini ben çarçur ettim...

Depremde bile suçu vatandaşa yıkan "Mevlam zina yuvalarını vurdu" diye vaaz veren sözde din adamlarını televizyonlara ben çıkardım…

Depremde iletişim altyapısının devletin elinde olması gereğini göz ardı ederek Türk Telekom’u ben özelleştirdim.

Depremi bile bir siyasi kavga ve çekişme aracı haline ben getirdim…

Depremlerde bir bina yıkılması halinde; müteahhidi, kontrol mühendisini, iskan ruhsatı veren yetkiliyi, iskansız binaya su, elektrik, internet bağlayan kurum sorumlularını cezalandıracak özel kanunları ben çıkarmadım…

Depremlerin daha az zarar vermesi için çıkarılan yasa ve yönetmelikleri ben uygulamadım... Siyasi rant uğruna bunları ben değiştirdim…

Doğal afet konusunda en deneyimli STK olan AKUT’u ben yok saydım…

Doğal afetlerle ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğun da, konuya ilişkin mevzuattaki çelişkinin de sorumlusu benim…

Dükkânımı genişletmek için binaların kolonlarını ben kestim. Bunlara ben göz yumdum. Ben itiraz etmedim. Ben şikâyet etmedim…

İmar planını ben yaptım…

Mimar, şehir plancısı, mühendis, yer bilimci yetiştiren üniversitelerin eğitim programları hazırlarken, doğal afet tehlikesini ben dikkate almadım…

Muhalefetteki yerel yönetimlerin depremle ilgili görüş ve önerilerine ben kulak tıkadım…

Müteahhitler için Mesleki Sorumluluk Sigortası Kanunu’nu ben çıkarmadım…

Riski yüksek sağlıksız yapıların kentsel dönüşüm kapsamında hak kaybına neden olunmadan, mülkiyet hakkı korunarak yenilenmesi işlemini ben gerçekleştiremedim…

TBMM’nde daimi görev yapacak, bir afet ve afetle mücadele araştırma komisyonunu ben kurmadım…

“Türkiye Afet Müdahale Planı” hazırlanırken mesleki STK’ların görüş ve önerilerine ben başvurmadım…

Yapı Denetimi Hakkındaki Kanunu ben işlevsiz bıraktım…

Zanaatkarlardan ustalık belgesi, bazı esnafta diploma şartı ararken her isteyenin yap-satçı müteahhit olarak iş yapmasını önleyecek tedbirleri ben almadım. Müteahhit olmak için, diploma, deneyim şartını ben getirmedim...

Özetle ben rant peşinde koştum. Ben çaldım. Çalmasam da sessiz kaldım…

Suçlu benim...

Suçlu biziz…

Bunlardan bir kısmını gerçekten biz yaptık. Sorumlu olmadığımız hatalara tepki koymadık… Hepsinden önemlisi bu hataların çoğunu yapanları biz seçtik…

Onun için kimse suçlu aramasın…

Suçlu benim, suçlu biziz…

Aynaya bakarsak suçluyu görürüz…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 2 ay Önce

Başkanım ağzına yüreğinize sağlık sizin şu gerçeklerinizi muhalefette çıkıp söyleyecek bir adam çıkmadı.
O hala başkalarını suçluyor malesef.

Musa Can
Musa Can - 2 ay Önce

Ülkemiz bir deprem bölgesi olduğunu unutmadan tüm yetkililerimiz buna göre yerleşim yerlerinin etüdünü çıkarıp binaları sağlam zemine koymuş olsalar Altı şiddetindeki bir depremde hiç bir can kaybı yada ev yikilmazdı.Kalemine sağlık Başkan

Necdet İlhan
Necdet İlhan - 2 ay Önce

Sevgili Fazlı, yazını zevkle ve dikkatlice okudum. Görüşlerine aynen katılıyorum.Selâmlar

Mustafa Yandakcı
Mustafa Yandakcı - 2 ay Önce

17 Ağustos Depremini Gemlik ‘ de iken Yaşadım, Biran Önce Tedbir Almalıyız.

Hasan gemalmaz
Hasan gemalmaz - 2 ay Önce

Sağol tüm olumsuzlukları saymışsın hiç birinden ders almadığımız ortadayken deprem sigortasınıda vergisi gibi smacı dışında kullanırdık sonuç değişmezdi selamlar

Mehmet GÜL
Mehmet GÜL - 2 ay Önce

Teşekkürler kardeşim. Mevzuyu çok güzel bir şekilde analiz ederek, sorumluluğu ortaya çıkartmışsın.

Uğur Altıntaş
Uğur Altıntaş - 2 ay Önce

Eline ve beynine sağlık.Çok güzel kaompoziso etmişiiniz.Yapmış olduğunuz tesbitleri sorumlu olan hepsi biliyor.Ancak bile bile yapıyorlar.

Fatma Ertürk
Fatma Ertürk - 2 ay Önce

Çok haklısınız. Farkındalık bilgi gerektirir. Biz bilgiye deger vermedik. Rantçilari bizler seçtik. Yerl veya genel idare olarak farketmeksizin.