Suçlu kim

Okulların açılması ile birlikte piyasadaki para ihtiyacı arttı. Hal böyle olunca piyasadaki ürün değerleri aşağı geldi.

Özellikle fındık fiyatlarından söz ediyorum. Devlet, devlet ciddiyeti ile fındıkta taban fiyat açıkladı. Taban fiyat nedir? Bir malın ya da hizmetin satılabileceği en düşük bedel değil midir?

O zaman devlet fındığın taban fiyatını hangi değerden açıkladıysa o fiyatın altında alım yapan da satım yapan da suç işlemektedir.

Durum bu kadar açık. Bu da dikkatle incelenmesi gereken bir konu.

Gelelim diğer konuya.

İnsanlar fındıklarını piyasaya indirmek zorunda. Hatta bazısı henüz teslim etmediği fındığın parasını bile tahsil ediyor. Fındığını tüccara verme sözü veren üretici fındığı kadar para alabiliyor. Genel olarak tüccar da üreticiye o günkü hesaptan fındık satışı yapmış gibi para ödüyor. Buna fındıkçılar arasında “fındığı dalında yemek” deniyor.

Yani siz henüz satmadığınız hatta toplamadığınız fındığı satmış gibi işlem yapıyorsunuz. Paranızı kullanıyorsunuz.

Geride kalan ay devlet tarafından fındık taban fiyatı açıklandı. Fiyatın ardından piyasa oluştu. Devlet “fındık 16.50’den altta olamaz” dedi. Hemen ardından tüccar 15 liradan fındık almaya başladı.

Kimse demedi ki, “Devletin sözünün üstüne söz olur mu?”

Neyse o da bir kenarda dursun.

Geride kalan hafta sonu okul alışverişini erken yapmak isteyen ya da Adapazarı merkeze gidip alışveriş merkezlerinden çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak isteyen üretici fındığını götürüp tüccara verdi. Tüccar da ödemeyi Cuma günkü fiyattan yapmış. Elindeki malı pazartesi günü fabrikaya yollamaya kalkan tüccar fındık fiyatının 14 lira olduğunu görüyor. Hafta sonu 15 liradan alım yapmış. Pazartesi günü aynı malı 14 liradan satmak zorunda kalacak.

Ton başında bin lira zarar edecek. Neyse ki Salı ve Çarşamba günlerinde piyasa toparladı da tüccar kendini düzeltmiş oldu.

Ama o da hafta sonu fındık almamayı öğrenmiş oldu.

Şimdi bu ortamda suçlu kim? Kendi ürettiği, bir yıl boyunca emeğini harcadığı ürün ile kumar oynayan üretici mi? Yoksa üreticinin alın teri üzerinden ticaret yaparken batma tehlikesi geçiren tüccar mı? Tüccarı umursamadan hunharca fındık fiyatını aşağı çeken fabrika sahibi mi? Fabrika sahibine ödeme yaparken alay eder gibi davranan dış kaynaklı fabrika mı?

Bunların tamamını bildiği halde sesini çıkarmayan siyasetçiler mi? Yoksa sesini çıkarmadığı halde siyasetçilere her defasında oy veren üreticiler mi?

Mülakata düzenleme getirilmeli

Devlet kurumlarına memur alınırken ya da işçi alınırken artık mülakat var.

Mülakat aslında bir kişinin işe yatkınlığı ile ilgili yapılan sözlü görüşmedir. Yani bir adam çok güzel yazabilir, kendini çok güzel süsleyebilir. Ama mülakatta mutlaka kendini ele verir.

Ülkemizde 15 Temmuz hain darbe girişimine bağlı olarak bu şekilde bir uygulama başlatıldı.

Kişinin işe uygun olmasının yanı sıra devlet yanlısı olması da öncelenmiş oldu.

Konuluş amacı olarak son derece sağlıklı bir uygulama. Bu nedenle de kimsenin bu konuya bir itirazı olmadı.

Ancak zaman içinde bu yöntem işe alınanların “bizim adamımız” olmasına yaramış oldu.

İyi niyetle çıkılan yolda varılan nokta hedefleneniz çok uzağında kaldı.

İşe girmek isteyenler sınava girdi. Geçer notu aldı. Ama aklında hep bir siyasi bağlantı kurma gerekliliği de birikti. Bu şekilde olunca sıklıkla insanlar siyasi partilerin yolunu tuttu.

Siyasi partiler de aslında bu durumdan çok memnun değil. Yani çok da tanımadığınız, yakından bilmediğiniz insanların işe girmesine referans olmak durumunda kalıyorsunuz. Bu arada hangi garibanın hakkını yediğiniz belli değil.

Ayrıca mülakat son belirleme noktası olduğu için bir kişinin işe girip girmeyeceğine aslında siyasetçi referans olmuş oluyor.

Bu durumdan kurtulmanın iki yolu var.

Birincisi mülakatı yazılı sınavdan önce yapmak. Yani bir adam devletle sıkıntı yaşıyor, farklı illegal yapılara sempati duyuyorsa sınava da girmesin. Referansı sağlam olanlar arasından yazılı sınav yapılsın. Bu şekilde siyasiler arasında bir güç yarışı olmasın.

İkinci ve daha güzeli ise…

Mülakat kaldırılsın. Bir adamın terör eğilimi var mı yok mu zaten MİT bilir, devlet bilir.

Gereğini devlet yapar. Sizin mülakatçınız kadar bu ülkede yetişmiş uzman var.

Onlara da güvenmek lazım…

YORUM EKLE

banner22

banner21