Suriye'de Ateş Hattına Girmek

Türkiye-Suriye sınır hattındaki hareketlilik sürüyor.
Bir süredir sınırda bazı yerleşim yerlerini elinde tutan IŞİD, PYD tarafından sahadan uzaklaştırılınca, bir anda Suriye’ye yönelik askeri müdahale senaryoları gündeme gelmeye başladı.
Sınırötesi bir operasyonun gerekliliğine dair yayınlar ve demeçlerdeki artış dikkat çekici.
Bunun ne kadar gerçekleştirilebilir olduğu ise şüpheli.
Tampon bölgeyle başlayan ihtimallerin güvenli bölge ile sınırlandırılmaya başlaması da bunun işaretçisi.
Lakin son derece riskli bir krizle karşı karşıya kalabileceğimiz de göz ardı edilemez.
Gündeme gelen ihtimaller gerçekleştiğinde, krizin daha ileri aşamalara geçmesini söz konusu.
Bunun akıllara ‘savaş’ gibi büyük bir felaketi getirmesi de cabası.
Dediğim gibi işin bu noktaya varabileceğini zannetmiyorum ama riskleri akılda tutmakta fayda var.
Öncelikle böylesi bir krizde, öncelikle bölge halklarının can güvenlikleri çok büyük bir tehdit altına girecektir.
Suriye’deki sorunun tarafı konumundaki Türkiye, Iran ve Irak gibi komşu ülkeler arasında da etnik ve mezhebi temelli çatışmaların tetiklenmesi riski göz önünde bulundurulmalıdır.
Dolayısıyla Suriye’de yaşanan savaşın gelmiş bulunduğu şu aşamada, Türkiye tarafından yapılacak bir müdahalenin; sonuçları itibariyle tarihi bir hata olacağı söylenebilir.
Kabul etmek gerekiyor ki, insanî boyutları her geçen gün ağırlaşan Suriye krizinin bölge ülkelerini nasıl bir çatışma sarmalına ittiği ortadadır. 
Gelinen noktada mezhebi ve etnik fay hatların tetiklenmesinin sarsıntı ve yıkımları sadece Suriye’de değil tüm coğrafyamızda şiddetli bir şekilde hissedilmektedir.
Türkiye’nin böylesine kaotik bir ortamda Suriye’ye herhangi bir askeri müdahalesinin, hem içeride hem de sınır ötesinde nelere yol açabileceği iyi düşünülmek zorundadır.
Diğer taraftan bu tür müdahalenin zamanlaması da sorgulanmalıdır.
IŞİD’in sınırdaki varlığı karşısında gündeme getirilmeyen bir operasyon, IŞİD’in kontrolündeki  yerleşim yerlerinden çıkarılmasının hemen akabinde gündeme gelmesi dikkat çekicidir.
Haliyle “müdahalenin IŞİD’e karşı gerçekleştirileceği” yönündeki iddialar kabul görmeyecektir.
Muhtemel bir operasyonun, IŞİD’in oluşturduğu tehdidin dışında herhangi bir hedefe yönelmesi durumunda; bunun kendi iç barışını arayan Türkiye için telafisi imkânsız bir süreci başlatması kaçınılmazdır.
Türkiye açısından IŞİD riskine karşı sınır güvenliğini temin edecek kalıcı çözüm, öncelikle orada yerleşik Kürt halkının varlığının tehdit gibi algılanmasından vazgeçilmesiyle mümkündür.
Bu yönde bir paradigma değişimi, Türkiye’nin kendi Çözüm Süreci’nin barışçıl bir zeminde güçlendirecektir.
Ayrıca sınırda yeni bir çatışma ortamının oluşması ihtimalini de ciddi oranda bertaraf edecektir.
Velhasıl, siyasal belirsizliklerin bulunduğu mevcut konjonktürde, üzerinde uzlaşı sağlanmadan Suriye’ye gerçekleşebilecek muhtemel bir müdahale, hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından istenmedik sonuçlar doğurabilir.
Bu durum ise mevcut insanî trajediyi derinleştirmekten ve daha büyük çıkmaza sokmaktan başka bir noktaya varmayacaktır.
Dolayısıyla, bugünümüzü ve yarınımızı yeniden şiddet sarmalına dolayacak her türlü ihtimalin mutlak surette devreden çıkarılması gerekmektedir.

YORUM EKLE

banner22

banner21