Tarafsız olmak zorunda mıyım?

Okullarda bilim öğretilir. Olması gereken ortaya konulur. Bazen insanlığınız ile bilim çelişir.

Tıp mesela. Cerrah olduğunuzu düşünün. Bir insanı bilerek yaralamanız gerekir. Bazen kolunu kesmek zorunda kalırsınız insanların. Bilim bunu söyler. Ama kolunu kesmek zorunda olduğunuz sizin evladınız olduğunda insanlığınız ile bilimsel bilgi arasına sıkışırsınız. Zaman zaman bilimsel olarak doğru olmasa da insanlığınız ağır basar. Hata yaparsınız.

Cerrahlıkta bunu sık yaşamazsınız belki ama gazetecilikte çok sık yaşarsınız. Mesleğiniz size hep eşit olmanızı söyler. Yani biri trafik kazası geçirirse gazeteci olarak göreviniz onun resmini çekmektir. Ama insan olarak göreviniz araçta sıkışan kişinin hayatını kurtarmaktır.

Hatta mesleğiniz işi daha ileri götürüp, kaza yapan ailenizden biriyse de sizin önce fotoğraf çekmenizi söyler. Bunu yapabilirseniz gazeteci olursunuz.

Bir yanım siyasi bir yanım gazeteci olduğu halde bana “Nesin” diye sorulduğunda “İnsanım” demeyi tercih ederim.

Şimdi geleyim asıl mevzuya…

Yasal olan pek çok şeyi benimsemiyorum ben. Mesela domuz eti yenmesi yasal. Ama yiyenlere mesafeli duruyorum. Bu benim hakkımdır. Ya da nikahsız birliktelik kanuna uygun. Ama benim etik değerlerimle bağdaşmıyor. Yasal olan her şeye saygı duymak zorunda mıyım?

Bence benzer şekilde ülkemizde terörle arasına mesafe koyamamış, kendince etnik ayrımcılıktan beslenen siyasi bir parti var. Yasalar karşısında hakları var mı? Var! Benim verdiğim vergilerden maaş alıyor mu? Alıyor. Bunların tamamı yasal.

Bu parti mensupları bir konuda haksızlığa uğradığını iddia ediyor. Yasalar bu işi incelesin. Devlet kurumları bunun için var.

Örgütlenme işini iyi bilen bu kesim sesini daha da duyurmak ve kamuoyu oluşturmak için basın açıklaması yapacakmış. Bu da yasal. Ama bu işi sokağa taşıma gayreti de görülmeli. Siz başka illere gidip neden basın açıklaması yaparsınız? Basın açıklaması yapmak için neden valisi henüz değişmiş bir ili tercih edersiniz? Bu il neden “Vatan millet” denince akla gelen Sakarya olur?

Senaryo yazmak istemem ama…

Siz buraya gelip basın açıklaması yapmaya kalktığınızda bir tahrik oluşmayacak mı?

Siz başka illerden kalkıp Sakarya meydanlarında yasalara meydan okurken Sakaryalı sessiz sedasız sizi mi seyredecek?

Peki sonra?

Sizin amacınız gerçek amacınız derdinizi anlatmak mı yoksa yeni bir sorun ortaya çıkarmak mı?

Şimdi daha açık yazayım.

Bu devlet hep 18 yaşındadır ve hep görevinin başındadır.

Vali gider vali gelir. Asla yönetim boşluğu oluşmaz.

Burası devlete meydan okunan yer değil devlete kurban olunan yerdir.

Sakarya’da yıllardır Kürt kardeşlerimizle birlikte yaşarız. Ekmeğimizi suyumuzu böleriz. Ama vatanı bölmeye kalkanın karşısındaki kalkan da biz oluruz.

Şimdi gazetecilik görevim bana diyor ki: Gelip senin ilinde senin ülkene meydan okuyacak insanlarla devlet arasında bir tercihte bulunma. İkisine de tarafsız dur. Yoksa hata yaparsın…

Eğer bizim bu noktadaki hatamız devleti tutmaksa, Kürt kardeşlerimizle terör örgütü arasında tarafsız davranmamak kabahatimizse…

Eğer bizim kusurumuz vatanımızı sevmekse…

O kadar kusurumuz da olsun be kardeşim.

Varsın bizden de gazeteci olmayıversin.

Adam olsak bize yeter…

HECATİ: Tarafsız olmaktan önemlidir adam olmak…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Burhan İmamoğlu.
Burhan İmamoğlu. - 6 ay Önce

Güzel bir yazı Başkan. Devlet ile terör arasında kalınca tercihiniz kesinlikle Devletten ysnz olur.orada tarafsızlık yoktur.

Kaya bey
Kaya bey - 6 ay Önce

Çok güzel iyi bir gazetecisin.cesur.ve becerikli.zeki Türk milletini yenecek ordu yok dünyada çünkü vatan denince ölümü göze alır ölümü göze alan bir milletin yenemeyecegi ordu yoktur.